|
O Cumhuriyetin ilanından üç yıl sonra dünyaya gelmişti.
Doğduğunda Başbakan çocuğu, gençliğinde Cumhurbaşkanının oğluydu.
Şımarmadı!
Ticarete atılmayı, zengin olmayı düşünmedi.
Bilim adamı olmayı arzulamıştı, oldu da.
İyi bir Fizik profesörüydü. Buluşları oldu.
Samimi, mütevazı, nezaket sahibi…
Kural tanımaz değil, kurallara uyardı!
Olaylara hırsla, duygusallıkla bakmaz, kısacası hissi davranmazdı. Matematik düşünürdü.
SODEP Genel Başkanı, Milletvekili ve Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü, yakalandığı hastalığa yenik düştü.
Bu gün, bilim ve siyaset dünyasının unutulmazlarından bir yıldız daha kaydı.
Saygı duyulan bir bilim adamı, takdir edilen bir devlet adamıydı.
12 Eylül sürecinin kurşuniliğinde aktif siyasete girmeyi bir görev olarak kabul etmişti.
“Limon gibi sıkılmak” sloganıyla siyaset sahnesine çıktı.
Kürsülerden seçim propagandası yapıyordu.
Bağırmıyor, çağırmıyordu; Konuşması, heyecan yaratan bir nutuk türü değildi, sadece, sade konuşuyordu.
Sakin.
Yanındakiler, biraz heyecan verici, icabında masaya yumruğunu vuran bir konuşma yapmasını önermişlerdi.
İnönü’nün yanıtı esprili; “Masa bana bir şey yapmadı ki, neden yumruğumu vurayım?”
Senin için ölürüm diyen seçmenine, “Aman ölme, bir oy bir oydur” diyendi
Artık o Başbakan Yardımcısıydı.
Elinde paltosu, çantası; bir memur, elinden paltosunu ve çantasını almaya çalışmış, bir çekiştirme…
Erdal İnönü, “Sizin göreviniz nedir?”
Memur, “ ben korumanızım efendim.”
Erdal İnönü, “Paltomu, çantamı taşırsan, beni nasıl korursun?”
Omuzlarda taşınmaktan hoşlanmaz, kendisini hemen yere atardı.
Neden?
Fizik!
Kolumdan tutsalar kaldıramazlar, bacağımdan tutsalar kaldıramazlar demişti.
Siyaseti kendi isteğiyle ve birden bire bıraktı. Siyasete ilgisini bırakmadı. Zaman zaman ekranlarda görürdük. Siyasi partilerin birleşme, bütünleşme tartışmalarının yoğunlaştığı günlerde. Bir kere birleşme yaşayan insan, birleşmenin uzmanı olmaz demişti.
Türkiye’nin meselelerini çözeceğine dair inancını hep korudu. Umutlu, iyimser bir insandı.
Hastalığını da soğukkanlılıkla karşılamış.
Bir gün nasılsa olacak.
Ama daha yapmak istedikleri varmış.
Bilim tarihine merak sarmış.
Beş cilt olmak üzere bilim tarihi kitapları yazmayı planlamış. Şu kitapları bir bitirebilsem dermiş.
Bitiremedi!
Seksen bir yıllık bir hayat, dolu dolu yaşanmış, bilgiyle, umutla, tevazuuyla…
Takdir edilen, saygı duyulan bir insandı.
O bir yıldızdı, kaydı!
Saygın ve örnek bilim adamı ve siyasetçiydi.
Allahtan rahmet, İnönü ailesine başsağlığı dileklerimle.
|