|
Aslan sosyal demokrat da öldü. Deniz Baykal Genel Sekreter, Erdal İnönü de Genel Başkandı. Demokrasi Vakfı’nın toplantılarına katıldığım yıllar. Konuşmacı Erdal Beydi. Sorularımla sıkıştırmaya çalışmıştım. Gençliğin verdiği heyecanla olsa gerek hırçın ve incitici bir tarz sergilemiştim. Bütün bu saldırgan tutumuma rağmen sakince yanıtlamış ve sürekli gülümsemişti. O zaman çok sinirlenmiştim. Gülmemeli, aksine kızmalı ve kışkırtıcı sorunun tuzağına düşmeliydi. Ama hiç de öyle olmamıştı. İsmet Paşanın oğlu olmanın verdiği ağır baskıyı sağlam kişiliğiyle aştığı kesin. Bir yazarın dediği gibi “Başbakanın oğlu olarak doğdu, gençliğini cumhurbaşkanı oğlu olarak geçirdi, ama hiç şımarmadı.” Yattığı yer ışık olsun.
* * *
Gazeteler kamuoyunu bilgilendirme görevini yerine getirirler. Kamuoyunu bilgilendirmek güzeldir.
* * *
Özedikçe özüyoruz. Özedikçe suyunu çıkarıyor, konudan uzaklaşıp, sorunları görmemeye başlıyoruz. Örnek mi? Alın size terörle ilgili söylenenler ve yapılanlar. Herkes yarışa girdi, “Şehitleri en çok biz severiz. Onlar baş tacımız. Onurumuz. Gururumuz. Kanları yerde kalmayacak. Şehitler ölmez vatan bölünmez” Öyle ki, şehit vermediğimiz gün millet ne diyeceğim, ne yapacağım diye düşünür hale geldi.
72 saat diye diye kaç 72 saat geçti hala somut bir adım atılmıyor. Ha az da unutuyordum, kaçırılan askerlerimizin geleceğini terör örgütünün ovadaki militanlarına havale etmek dışında başka hiçbir adım atılmadı demem gerekirdi. Bu da yeterince utanç verici zaten.
Bazı arkadaşlarımız düzenlenen mitinge falanca niye katılmadı, filanca niye katılmadı gibi sorular sordular. Bağırıp çağırma işini biz yaparız, ülke yönetimine talip olanların yapılması gerekli işlerle ilgilenmesi daha doğru olurdu.
|