Anasayfa arrow YAZARLAR arrow İSMAİL HABOĞLU arrow TÜRK'ÜN EN BÜYÜK BAYRAMI
 
TÜRK'ÜN EN BÜYÜK BAYRAMI Yazdır E-posta
30 10 2007

“Yıllardan 1923... Aylardan Ekim... Ekimin 28’i ... Bir Pazar günü akşamı...

Çankaya Sofrasında yer alan konuklar, kendi aralarında seçimleri değerlendiriyor...

Yeni seçilenler, meclise girenler, giremeyenler tartışılırken; Mustafa Kemal yavaş yavaş doğruluyor, derin bir nefes alıyor ve bıçağını kibarca tabağına vuruyor...

Yemek salonu (bir anda) derin bir sessizliğe gömülüyor...

Tüm dünyanın hayran olduğu 42 yaşındaki başkumandanın kaşları çatık ama gözlerinin içi gülüyor...

‘Beyler’ diyor Ulu Önder...

Gülen masmavi gözleriyle arkadaşlarına bakıyor ve; ‘Yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz!...’ diyor.

Sofra derin bir sessizliğe bürünüyor... Kimse kıpırdayamıyor… Kimse birbirini tartamıyor... Hiç kimse dönüp yanındakine, karşısındakine bakamıyor... Hiç kimse, birbirinin tepkisini görmeye dahi cesaret edemiyor. Herkes nefesini tutmuş, Ulu Önderi izliyor...

Çıldırtan bir sessizlik egemen oluyor sofraya...

Derken, aniden bir alkış fırtınası patlıyor... Sofrada bulunan Kazım Özalp, Fethi Okyar, Ruşen Eşref Ünaydın, Fuat Bulca, Kemalettin Sami ve Halit Karşıalan, giderek artan coşkuyla alkış temposunu sürdürüyorlar...

Gözlerde aynı kıvılcım, yüreklerde aynı ateş; Çankaya Sofrası tek yürek, tek vücut oluyor...

Sofra dağılıyor... Ulu Önder Mustafa Kemal ve İsmet Paşa baş başa kalıyorlar...

Ankara’da sabah ezanları okunurken; Ulu Önder, dava arkadaşı İsmet Paşa’ya, 20 Ocak 1921 tarihli Teşkilatı Esasiye Kanununun bazı maddeleri üzerinde yapılacak değişiklikleri dikte ettiriyor; ‘Türkiye Devletinin yönetim biçimi cumhuriyettir!... Bu maddeyi yarınki meclis toplantısında Anayasamıza koyduracağız...’

Ertesi gün (29 Ekim 1923 Pazartesi) Saat 10’da meclis toplanıyor...

‘Bilgi sahibi yapmadan fikir sahibi yapan’ öğreti ve kültürlerden gelen milletvekilleri; bakanlar kurulunun oluşturulması çalışmalarını, tartışma boyutundan çıkarıp, çatışma boyutuna dönüştürünce; Kemalettin Paşa, kürsüye çıkıp; ‘... bu böyle olmayacak... Gazi Hazretlerinin meclise davet edilmesini ve duruma bir çare bulmasını öneriyorum...’ diyor.

Ulu Önder Mustafa Kemal kürsüye geliyor ve; ‘Efendiler!... Görülüyor ki bakanlar kurulunun seçilmesinde, fikirler karmaşası doğmuş; konu, içinden çıkılmaz hale gelmiştir (getirilmiştir). Bana bir saat izin verin, bulduğum çözümü size arz edeceğim!’ diyor.

Öneri uygun görülüyor...

Ulu Önder Mustafa Kemal, görüşülmesi gereken milletvekilleriyle bir saat içersinde özel olarak görüşüp; meclisi ve görüşmeleri kilitleyen açmazları tek tek onlara anlatıyor.

Aynı gün öğleden sonra Fethi Okyar başkanlığında, meclis tekrar toplanıyor.

İlk sözü alan Büyük Önder Mustafa Kemal (özetle); ‘Efendiler!... Çözüm yolu bulmakta zorlanmanızın nedenlerini, özel görüşmelerimizde arkadaşlarımıza anlattım... Bu illetin nedeni; şu an izlemekte olduğumuz sistem ve şekildir... Bakanlar kurulunu seçmeye, herkesin zorunlu kılınmasındaki sıkıntıların ortadan kaldırılması gerekmektedir. Bunun için de öncelikle Teşkilatı Esasiye Kanununun bazı maddelerinde değişiklikler yapmamız gerekiyor. Bunun tek yolu, tek yöntemi, Cumhuriyettir... Önerim, Türkiye Devletinin Cumhuriyet Rejimiyle yönetilmesidir.’

Tasarı görüşülmeye açılıyor...

Ulu Önderin önerisine hiç kimse açıktan açığa karşı çıkmıyor. Çıkan birkaç irtica yanlısı çatlak ses de destek bulamadığı için homurdanmanın ötesinde bir şey yapamıyor.(lar)

Teşkilatı Esasiye Komisyonunun başkanı olan Yunus Nadi, Ulu Önderin tasarısını, coşkuyla savunan etkileyici bir konuşma yapıyor.

Son olarak söz alan Meclisin sarıklı ancak aydın milletvekillerinden Antalya Milletvekili Rasih Kaplan, dokunaklı sesiyle; ‘...Din açısından da en uygun hükümet şekli Cumhuriyettir.’ diyor ve haykırıyor; ‘Yaşasın Cumhuriyet!...’

Meclis bir anda dalgalanıyor, herkes ayağa kalkıyor ve hep bir ağızdan bağırıyor;

‘Yaşasın Cumhuriyet!...’ ”

* * *

Bugün 29 Ekim...

Bu bayram, Türk’ün en büyük bayramıdır.

Bugünün değerini bilen, tüm okurlarımın, Cumhuriyet Bayramını kutluyorum.

Yaşasın Cumhuriyet!...

Yaşasın Bilimgüder Türkiye!...

Bu yazı, gazetemizde 29 Ekim 2005 ve 29 Ekim 2006 tarihlerinde de yayımlanmıştı.

 
< Önceki   Sonraki >
 
 
 

 






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Gazete Oku


Başlangıç 01.01.2007
Ip Adresiniz: 38.103.63.16

Free Page Rank Tool   Basın ve Yayın