|
Cumhuriyet Bayramı kutlamalarını bu kez tribünden izledim. Öğrenciliğim dönemindeki bayram törenlerini hatırladım. Eti Ortaokulu’nda bir dönem bando takımında bulunmuştum. Trompetim vardı. Boru üfledik anlayacağınız. Ritimleri ezberleyelim diye Ali Kolay öğretmenimiz “Ankara van, Ankara van, karaman karaman Ankara van” gibi şeyler öğretmişti. Boruyu okuldan çıkarıp eve getirdiğimizde ise mahalleli deli olurdu. Çünkü bando takımından benim hatırladığım 3 kişi aynı sokakta otururduk. Gecenin bir vakti dattara dattara boru öttürürdük. Louis Armstrong olmadığımız kesindi. Az azar işitmedik boru öttürmekten dolayı.
* * *
Öğrenciler geçerken ne çok okul varmış diye düşündüm. Biz izlemekten yorulduk, çocuklar yürümekten yorulmadılar. En çok alkışı her zaman olduğu gibi askerler aldı. Gaziler geçerken de alkış biraz yükseldi. Ama benim en çok alkışladığım kişi Rüstem Babaydı. Hastalığına rağmen oğlunun koluna girmiş elinde bir fidan yürüyüşe katılmıştı. Onca yaşına ve rahatsızlığına aldırmadan hazır bu kadar kalabalık varken yeşil sevgisini ve doğayı korumanın önemini anlatmak istemişti belli ki.
Çorumlu sizin değerinizi birgün mutlaka anlayacak Rüstem Baba buna inanın.
* * *
AK Parti İl Başkan Yardımcısı İbrahim Köseoğlu milletvekili danışmanlarıyla şakalaştığı ya d a takıştığı gerekçesiyle istifa etmeye zorlanıyormuş.
Partinin bazı konularda hassas olması sevindirici. İl başkan yardımcısının sulu şakalar yapması yerine ciddi olmasını istiyor belli. Ancak bu hassasiyeti kasa meselesinde neden göstermediler diye sormadan edemiyorum. Ortalık ayağa kalkmışken adı karışanların ince bir operasyonla görevden çekilmelerini bile sağlamayanlar bu derece sert olunmasının altında başka neden aranırsa kızmasınlar.
Danışmanı çok iyi tanırım. Vara yoğa prim verecek birisi değildir. Koçaktır yani. Şakanın da kavganın da üstesinden gelir yani. İşin ilginci benim tanıdığım İbrahim Köseoğlu da içi-dışı bir, karnındakini adamın yüzüne söyleyen birisidir. Sulu şakadan çok bu rahatsız etmiş olmasın birilerini.
* * *
Mitingin lafı epey zaman edilecek gibi. Başka habere gitmiştim. Meğer neler kaçırmışım.
|