|
Fransızlar “DİL BENİM ANAYURDUMDUR” demiş. Bu nedenle hem ulus bilincinin en güzel örneğini veren, hem de dilinin yabancılaşmasını önlemeyi amaçlayan bu ülkede, bir tür dil gümrüğü bile uygulanmaktadır.
Ziya Gökalp,
“Başka bir dil gece bize,
En güzel dil Türkçe bize” demiş.
Fazıl Hüsnü Dağlarca ise dilini, “Ses bayrağı” olarak nitelendirmiş.
Atatürk, 1932’de Türk Dil Kurumu’nu kurarken; “Bağımsızlığını kazanmasını bilen Türk Ulusu dilini de yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarmasını bilecektir.” ilkesi ile hareket etmiştir.
Türkçe’si varken ne diye yabancılaştırdık dilimizi?
Bu bozulma ve yozlaşmayı, bizim yabancı hayranlığımız kadar, her şeyimize egemen siyasi iradenin, dil konusundaki özensiz ve duyarsız tutumuna, dilimizi yeterince öğretemediğimize bağlıyorum biraz da..
Konfüçyüs, “Bir ulusu egemenliğinize almak istiyorsanız, önce onun dilini bozacaksınız” demiştir.
26 Eylül’de kutlanan dil bayramında, dilimizin özlenen düzeyden uzaklaştırılmış olması anlatılmalıydı.
Yabancı dil eğitiminin yanı sıra, yabancı dille eğitim veren okullarda bile boyunduruk altına alınan dilimizin 75. yıl bayramını bu koşullarda kutlamak ne kadar acı…
Bu durum Atatürk’e, onun kalıtlarına, ilkelerine ve devrimine sahip çıkmayan gerçek aydınların da suçu değil midir?
Meclisteki yaşlı politikacıların Osmanlıca, Arapça, Farsça dillerini konuşmasını da, politikacıların özendiriciliği anlamında bir başka olgu olarak yadsımamız gerekiyor. Gidin bakın kitap evlerine. Raflarda Türkçe sözcüklerin sayıca bile diğerlerinin çok altında olduğunu göreceksiniz.
Bu konuda belediyelere büyük işler düşüyor dedik, Türkçe’mizle ilgili her yazımızda.
Türkçe olmayan isimlerle anılan iş yerlerini “çağdaşlık” sayan belediyeler de varsa duyurulur. Türkçe konusunda politik yaklaşımlar bir yana bırakılmalı. Dilimizi korumanın ve geliştirmenin tek yolu birlikteliktedir.
Yabancı dil bilmeyen yoksullarla Türkçe’den hoşlanmayan zenginler arasında dilsel uçurumlar yaratılıyor.
Biz Çorum olarak iyi örnek olmak istiyoruz.
Yabancı dil ismi almış bir çok iş yeri levhalarını değiştirmek istiyor.
Bu konu ile ilgili kurduğumuz komisyondaki arkadaşlarıma talepler geliyor.
Ancak esnafın en sıkıntılı halinde yeniden değişecek olan iş yeri isimleri için belediyemizin ücret talep etmemesini birkaç kere köşemden rica ettim.
Olumlu ya da olumsuz bir cevap alamadım daha.
Bu basit hizmeti yapmak istemez misiniz milletinize?
Türkçe’mizin “Ulusal kimlik kartımız” olduğunu bilerek, dilimize saygının, ulusumuza saygı demek olduğunu unutmayarak, dilimizle Türk olduğumuz gerçeğinden yola çıkarak anadili bilinci gelişmiş bireyler olmayı istiyoruz.
Türkiye’yi seven “TÜRKİYENİN SINIRLARINDA NÖBET TUTMAYA HAZIR” askerlerimizin hatırına, başta belediyemiz ve belediye meclisimiz olmak üzere hepimize görevler düşmektedir.
Bizi kimse egemenliğine alamayacağına göre, dilimizi de bozdurmayalım
Hadi! Bunu elbirliği ile başaralım. Güzel dilimiz için bir kurtuluş savaşı başlatmanın zamanı gelmiştir artık.
Her Gününüz Güzel Olsun.
|