Anasayfa arrow YAZARLAR arrow MEHMET ÖZATA arrow KARAR ARİFESİNDEYİZ...
Prev   Next   Pause   Play     Scroll   Fade   ScrollFade
KARAR ARİFESİNDEYİZ... Yazdır E-posta
23 10 2007

23 yıldır süre gelen bir terör…

23 yıldır oluk oluk akan  kan ve durmak, dinmek bilmeyen gözyaşı…

Artık  karar arifesindeyiz.

Artık karar vermek zorundayız.

Ya, “Yahu bi olasılık… belki alırlar” diye, AB kapılarında yalakalanmaya devam edecek, ülkemizin bölünüp, parçalanmasına göz yumacağız;

Ya da gerçekleri görüp, “Bunların bizi aralarına alması  olanaksız. Kaldı ki biz, bunların arasına gireceğiz diye debelendikçe, ayırdında olmadan bir yerlerimizi açıyoruz… AB’ye pirince giderken, evimizdeki bulgurdan olmak üzereyiz” deyip, onurlu bir ulus gibi davranacak, bu işten vazgeçeceğiz.

Artık şu saatten sonra, kimse bana  , “Batılılaşma” ya da  “küreselleşme” edebiyatı yapmasın. “Batılılaşıyoruz (!)” diye diye, uçurumun kenarına geldik çünkü.

Bir “AB masalı” uğruna, vermediğimiz ödün kalmadı.

Kıçı kırık AB komiserleri,  Türkiye’ye geldiklerinde, hükümet yetkililerinden önce, Diyarbakır’a koşuyor. Diyarbakır Belediye Başkanıyla ya da o  bilinen kişilerle görüşüyor. Bu adamlarla  ne konuşuyorlar, nelerin pazarlığını yapıyorlar, kimse bilmiyor.

Ülke üzerindeki egemenliğimizi yitirmek üzereyiz.

Kırmızı çizgilerimiz yok oldu.

“Türk’üz” demek suç oldu. Devlet büyükleri (!), “Türklüğü” ağızlarına almaya korkar oldu. “Alt kimlik, üst kimlik” zırvalıklarının verdiği cesaretle azan bölücüler; aklın havsalanın almayacağı istekleri ve istemleri dillendirmeye başladı. 

Artık bölücü teröristler, isteklerini, AB kanalıyla dikte ettiriyor hükümete…

Eskiden devlete, askere, kolluk güçlerine kurşun sıkan hainlere, ailesi de dahil olmak üzere kimse sahip çıkmazdı. Şimdi o hainlerin leşleri, devletin parasıyla, törenlerle, zılgıtlarla uğurlanıp, defnediliyor.  O hainler için anıt mezarlar yaptırılıyor. 

Avrupa’ya uyum sağlayacağız diye, yasalarımızı delik deşik ettik. Hırsızlar, uğursuzlar, katiller, teröristler aramızda kol geziyor.

Avrupa’ya uyum sağlıyoruz safsatasıyla, kolluk güçlerimizin, ellerini kollarını bağladık. Cani ruhlu insanlar, “…En fazla 2 ay yatar çıkarım”ın rahatlıyla, daha rahat, daha kolay çalar, çırpar, sarkıntılık eder,  ırza geçer, öldürür oldu.

Kolluk güçlerinin bugün yakaladığı suçlu; en geç  24 saat sonra, yine kapkaça, yine  çalmaya çırpmaya, yine ırza geçmeye, yine öldürmeye devam ediyor.

Bu ülkeyi ve bu ülke insanını küllerinden yaratan, bu ülkenin kurucusu, varı yoğu, her şeyi olan Ulu Önder Büyük Atatürk’ün; maddi ve manevi izlerini silmek için, dış odaklarla el ele veren onların  ülke içindeki uzantıları; elbirliğiyle, “Kemalizm’i” yok etmeye çalışıyor.

Demokrasi ve özgürlük yobazı, dönek köşek yazarlarının ağızlarından çıkanı kulakları duymaz; kalemlerinden dökülenleri gözleri görmez oldu.

Bugün tuttukları alkış, kimseyi yanıltmasın; Laik Türkiye Cumhuriyetinin  ve ülkemizin bekçisi Türk Silahlı Kuvvetlerine saldırmak, onu yıpratmak; demokrasinin(!) gereği sayılmaya başladı.

Ülkemiz, bölünmenin ve rejim değişikliğinin arifesinde.

 “AB sevdası” ve “ABD bağımlılığı” nedeniyle elimiz kolumuz bağlandı. Bölünmenin, parçalanmanın eşiğine geldik.

*  *  *

Artık karar vermemiz gerekiyor.

Daha önce de yazdık, daha önce de söyledik.

Bakın yine Gazetemizde,  10 Ekim 2006 tarihinde yayımlanan “Demokrasicilik  Oynayanlar” adlı yazımda ne demişim…

 “….Burası ne Fransa, ne Almanya, ne Hollanda, ne İsviçre.

Burası Türkiye.

Ve bu devlet, Dünyanın en zor coğrafyasının üzerinde.

Bu toprakların koşulları çok farklı, çok özel ve çok zor.

Türkiye henüz, bilimgüder (laik), elerkil, sosyal hukuk devleti olma sürecini tamamlayamadı. (…)

Bu topraklar üzerinde yaşayan halkların kültür düzeyleri, beklentileri ve saplantıları ortada.

Bu topraklar, her türlü ayaklanmaya, her türlü kavgaya, her türlü karmaşaya, her an, her dakika, her saniye gebe. (…)

Kimse bu topraklarda yaşayıp, Fransız ağzıyla, İsviçre kültürüyle, Amerikalı biçemiyle konuşmasın.

Bizim bu tartışmaları bile yapacak lüksümüz yok.

Bırakın demokrasi yobazlığını…” demişim.

…….

Yine söylüyorum.

Bu coğrafya, zor bir coğrafya.

Ve biz şu anki konumumuzla, şu anki yapımızla, Avrupa Birliğine girmeye hazır değiliz.

Avrupa Birliği’nin kurallarıyla, bu sorunlarla, bu terörle mücadele edemeyiz, ettirmezler.

Avrupa Birliği’nde ısrar etmenin sonucu, “ver kurtul” dur.

Oysa ülkemizin geleceği ve bütünlüğü açısından, “vurup, kurtulmamız” gerekiyor.

Aksi halde oluk oluk şehit cenazesi gelmeye, analar, babalar, eşler, çocuklar ağlamaya devam edecek, ülkemizin parçalanması önlenemeyecektir.

Evet… karar arifesindeyiz.

Ya AB, ya “ülkemizin bölünmez bütünlüğü”…

 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

DEVREN SATILIK CD MARKET
Satmak Istiyorum (01.12.2008)
MATEMATİK ÖĞRETMENİ ALINACAK
İş Verenler (01.12.2008)
ELEKTRİK TEKNİSYENİ VEYA TEKNİKERİ ALINACAK
İş Verenler (01.12.2008)
2005 BORA
Satmak Istiyorum (30.11.2008)

 
= Fotoğraf Var

Firma Rehberi

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 77 misafir ve 4 üye bağlı
  • mersin33
  • huseyinors1
  • Nuri1962
  • taksici2012

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın  

Siyeteyi en iyi Explorer7 ve Firefox3 ile izleyebilirsiniz.

 

Ip Adresiniz: 38.103.63.55