|
23 10 2007 |
|
Ciğerimiz yanıyor, içimiz kan ağlıyor. Herkes şaşkın. ‘Ne yapabiliriz?’ sorusu gelmiş oturmuş baş köşeye. Her kafadan bir ses çıkıyor. En çok söylenen “Daha ne duruyoruz, girsek ya Irak’a” oluyor. Düne kadar ben de girmemiz gerektiğini söylüyordum. Bugün ciddi olarak düşünüyorum. Resmen Irak’a sürükleniyoruz. Hem arkadan itiyorlar hem önden çekiyorlar. Bakmayın ABD’nin “Sakın girmeyin ha” demesine. Aslında bel gibi bizim bu batağa girmemizi istiyorlar. Kendileri çekilecek ve biz yerlerine geçeceğiz. Yani Amerika’nın taşeronu olacağız. İnisiyatif elimizden çoktan gitmiş. Hökümatın efelenmesinin altında ne yatıyor diye merak ediyordum, meğerse çoktan plan yapılmış. Düne kadar “Önce içimizdekileri temizlemek gerekir. Ne Irak’a girmesi kardeşim” diyen Başbakan “İnceldiği yerden kopsun” demeye başladığında bir bit yeniği olduğunu anlamıştım. Sanki incelecek bir şey kalmış gibi. İçeriye selam verip dışarıya “Emredersin” denilmesini görmemek mümkün mü?
Etnik çatışmanın temellerinin atıldığı çok açık. Irak batağına çekip bizi de Irak yapmak istedikleri de ortada. Çok açık bir oyun oynanıyor. Acımızı içimize gömmeyeceğimizi çok iyi biliyorlar. Bu ülkenin gencecik evlatlarının boşa ölmediklerini göstereceğimizi çok iyi biliyorlar. Tam da bu noktada sakin düşünüp hareket etmeliyiz. Bunu yapması gereken hükümet ama ona da ben güvenmiyorum. Güvenilmez olduklarını daha önce gösterdiler çünkü.
|