|
Son iki haftada 30 şehit verilmiş, iktidar nihayet tezkere çıkarmaya karar verdi.
AKP iktidarında terör adım adım mesafe alırken, demokratik çözüm, insan hakları vesaire gibi kavramların arkasına sığınarak vakit kaybetti.
Terörle mücadele eden ülkeler nasıl mücadele ediyor?
Terörün anladığı dilden!
Bizde!
Demokrasi fetişizmi!
Tezkere meselesi, terörün azması, soykırım yalanı, referandumun sakata binmesi, 301 baskısı…
İyi yönetilemediğimizin delilleri değil mi?
Dış politikamız etkisiz, edilgin.
Birileri şu soruyu sorduruyor sürekli; “askeri müdahale sonuç verir mi?”
Eylemsizlik, kabulleniş, boyun eğme
Kurbağa hikayesini anımsatırcasına.
Bilirsiniz, bir tencereye terkos suyunu koymuşlar, altından da hafif ateşi vermişler. İçinde kurbağa. Kurbağa, terkos suyunun besin değeri yüksek özelliğinde, ve hafif ılıman suyun rehavetiyle mayışmış. Su ısınmış ısınmış, ısındıkça kurbağa alışmış. Su kaynadığında ise, kurbağa haşlanmışmış.
Askeri müdahale sonuç verir mi?
Verir; hala verir. Su henüz kaynamamıştır. Kurbağanın kaynar suya atıldığında nasıl sıçrayıp çıktığı biliniyorsa, bu da bir çeşit cendereden sıçrayıp çıkmak gibidir.
Ve tabiidir ki kaynayan suya atılan kurbağanın kolu bacağı biraz yanacaktır.
Gelinen nokta ise şöyle karmaşık bir hal almıştır.
RTE, “meşru müdafaa söz konusu olduğu zaman hukuk dışarıda kalır” gibi bir laf eder hale gelmiştir.
Meşru müdafaanın hukuki boyutu ayrı bir tartışma konusu olmakla birlikte daha da kararlılık ifade eden bir başka iki tümcesi hayli dikkat çekicidir; “Nereden inceldiyse oradan kopsun!”
“Faturası, bedeli ne olursa olsun karşılanır!”
ABD Savunma Bakan yardımcısı Edelman geldi gitti.
Irak Devlet Başkan Yardımcısı Tarık Haşimi geldi “Ankara’dan istediğimi aldım” dedi gitti.
RTE’ye bakarsanız, hemen yarın askeri operasyon olacakmış gibi konuşuyor.
Muhalefet “lafın sözün bittiği yerdir; artık PKK’mı, Türkiye’mi tercihinin yapılması gerekir” noktasındadır.
Bu ne perhiz bu ne lahana turşusudur dediğimiz, kafamızın karıştığı andır.
CNN’de bir ABD’li siyasetçi “biz onları yola getiririz” der
Batıda, Türkler konuşurlar konuşurlar, çabuk unuturlar lafları edilir.
RTE’nin bu sert sözleri, dışarıda hiç etkili olmamış gibi görünmektedir.
RTE acaba şehitleri, tezkere meselesini bir iç politika malzemesi mi yapmaktadır?
Acaba tezkerenin hiçbir önemi yoktur. Askeri operasyona nasılsa izin verecek değiliz diye batılı diplomatları, gelenleri gidenleri, devletlerin büyükelçilerini bilgilendirmekte midir?
RTE, şehitler üzerinden kimse siyasi rant sağlamaya çalışmasın diye de nutuklar atmıştı.
Tezkere, aynı zamanda bir kararlılık ifadesiyse, batıdaki bu anlayış zaafının sebebi nedir?
Türkiye, ne yazık ki dış politikayı iyi yönetemiyor.
Dış politikadaki gelişmeler her geçen gün biraz daha karmaşıklaşıyor.
RTE’nin stratejik ortağımız dediği ABD ile çıkarlarımız örtüşmüyor. Çelişiyor, çatışıyor.
Dost ve müttefik sıfatları hala kullanılıyor.
AKP Genel Başkan Yardımcısı Murat Mercan, “komplo teorilerine prim vermek istemiyorum” diyor.
Komplo, her gün şehitler verdiriyor.
Komplo, siyasi çıkar elde etmek için, soykırım gibi tarihin en şerefsiz suçlamasını, tarihi gerçekleri tersine çevirerek siyasi bir hükümle karşımıza getiriyor.
Komplonun olduğu yerde elbette teorisi de olacaktır.
AKP, teoriye önem vermiyor.
Günü birlik pratiklerle, iç politikaya malzeme, propagandasını yapıyor.
Keşke kararlılık gösterebilse, keşke sözlerinde RTE bu sefer samimi olabilse.
Terörü besleyen kaynakların üzerine gidilebilse…
Su kaynamak üzere!
Artık farkındalıkla sıçrayıp çıkmak için çok zamanımız kalmadı gibi.
Tezkere meselesi, tezkerenin meclisten geçmesiyle halledilebilecek mesele değil, meselenin halli, terörü besleyen kanalların kurutulmasına yönelik eylemlere geçilmesiyle mümkün olabilir. Çünkü bu üçüncü tezkeredir.
|