|
Şu bizi Avrupalılar var ya, bunların bazan çok doğru söyleyen insanları da vardır. Bunları, hatırla, gönülle, korkuyla düşüncelerinden vazgeçiremezsiniz. Bunları, sipsivri insan olarak alanlar da vardır da, biz öyle düşünmüyoruz. Bunlar dürüst ve karakter sahibi insanlardır. Bunlar, genel olarak ilim içinde kendilerini göstermiş insanlardır.
İşte, bunlardan biri, mesleki modern tarihçi olan birinin Türkiye hakkında yaptığı beyanları bizim basından öğrendim. Adını hatırımda tutamadım. Keşke, geniş bir hafızaya sahip olmuş olsaydım da, bu büyük adamın adını da size bildirebilseydim. İsimlerin yazılışını, o memleket dilinde yazıldığı gibi almak gereklidir. Ben onu hafızamda tutmuş olsam bile, siz Çorumlu okurlarım, okunmasını pek becerecek değildiniz. Yazılmaması, o zaman, pek te büyük bir kayıp olmuyor demektir.
Bu, galiba İtalyan asıllı tarihçi, Türkiye’de takiyye yapıldığını bildiriyor. Türklerin asıl fikirlerinin Avrupa içine girmek değil, islamlaşarak, ötekiler arasına karışmak niyetimizin olduğu kanaatında bulunuyor. Türklerin, bizzat kendi ordumuzun bu kadar aleyhinde olmamızın sebebinin de bu olduğu üzerinde ısrar ediyor.
Bu İtalyan, niçin bu kadar ordu üzerinde ısrarlı duruyor. Çünkü, Türk ordusunun laik olduğunu, laik cumhuriyetin devamının da ordu sayesinde mümkün olduğunu bildiriyor. Ordu gözden düşürülürse, laik cumhuriyeti koruyacak bir kuvvetin kalmıyacağını bildiriyor.
Ben, bu adamın, bu tarihçinin sözlerinin hepsini doğru kabul ediyor değilim. Bizim ordumuz, laik cumhuriyetin bekçisidir. Bunu kabul etmekle birlikte, cumhuriyetin başka sahiplerinin de Türkiye’de olduğunu ben biliyorum. Ben de biliyorum, Türkiye’de bunu çok insan biliyor. Bir yabancının, bir ülke üzerinde çok geniş bilgi sahibi olması beklenmeyeceğinden, ancak bu kadar nüfuz etmiş olabileceği düşünülebilir. Yine de, söylenmiş olanların küçümsenecek tarafı yoktur.
Türkiye, 85 senedir laik cumhuriyet olarak yaşıyor. 55 islam devletinin olduğu bu dünyada, yalnız bizim memleketimiz laik prensipleri yönetim biçimi olarak kabul etmiştir. Büyük bir zenginliğimiz de yok. Petrol bulunmamıştır. Altın, platin çıkarıldığını da duymadık. Bizim ülkede kıymetli zümrüt ve elmas var da, bizim iktidarlar, nedense, onların yerlerini öğrenmiş gözükmüyorlar.
Böyle olduğu halde, Türkiye, bu 55 islam ülkesinin en ilerde olanıdır. Türkiye, bunlar arasında sanayileşmiştir. Türkiye, bunlar arasında daha zengin bulunuyor. Dünyada da, itibarımızın bunlardan yüksek olduğunu herkes biliyor.
Türkiye’de her din mensubu var. Müslümanların nisbeti çok yüksek. Her ağzını açan, % 99 müslüman olduğumuzu söylüyor. Biz de öyle düşünüyoruz. Ve biz, Dünya müslümanları arasında, daha az dindar, daha az müslüman olduğumuzu düşünmüyoruz. Memleketimiz insanları, hemen her inancın mensupları, doyasıya bir inanç yaşamakta ve ibadetlerini de yapmaktadırlar.
İslamın ve hürriyet içinde yaşanmasına, laiklik hiç engel olmamış ve tam aksi olarak, din ve vicdan özgürlüğünün, laiklik koruyucusu olmuştur. Laik devlet anlayışı da budur. Bunun aksini iddia edecekler, yalan ve iftira yoluna sapmış olanlardır. Zaten bunlar, Türkiye’de dini ve dince kutsal anlayışları siyasi ve ekonomik çıkarları için kullanan insanlardır.
Laik devlet, dini inancı olanlardan tek bir şey istemektedir. Laik devlet diyor ki, inancınızın cinsi ne olursa olsun, onu yaşamak sizin hakkınızdır. İnanmak, ibadet etmek, düşündüklerinizi yaymak hakkınızdır. Bunları laik devlet garantilemiştir. Sizden tek bir şey istemektedir. Devlete müdahele etmeyi düşünmeyiniz. Devlet esasının, kısmen de olsa, din esasları içinde yürütülmesine taraftar olmayınız. Sizi yaratanı artık rahatsız etmeyiniz. Yaratanın verdiği aklı kullanarak, ona geleneklerinizi katarak, keza, ilim esaslarından da istifade ederek kendinizi yönetme basiretini gösterdiniz. Buna laik devletin hakkı yok mudur?
Laik devlet bunda kararlıdır. Bizim ordu da bunda kararlıdır. Bizim başka laik imkanlarımız da bu düşünce içindedir. Biz, her zamanki gibi, öğretmenlik etmeye devam ediyoruz. İstiyoruz ki, laik düşünce istemeyenler de, bu kalın kafalı olmasınlar. Kafa ne kadar kalın olursa olsun, dayanma kapasitesi sınırlıdır.
.
.
|