Anasayfa arrow YAZARLAR arrow ALİ EMİROĞLU arrow DİNSEL KURUMLARIN ANAYASALARDAKİ YERİ
DİNSEL KURUMLARIN ANAYASALARDAKİ YERİ Yazdır E-posta
15 10 2007

Önceki yazımızda, 1789 deklarasyonunun 10. maddesinde “Dinsel bile olsa hiç kimse görüşlerinden dolayı endişelenmemelidir” sözünün olduğunu yazmıştık. Şimdi, bu yazıyı tekrar alarak diyoruz ki, Fransa’da Anayasa Konseyi’nin de kıymet verdiği bu söz, hep hatırımızda kalacak ve bazı düşüncelerimizde bize de rehber olacaktır.

İslamı, devlet dini olarak seçen ülkelerde, hiç bir yerde müslüman olma yükümlülüğünden bahsedilmemektedir; hiç bir maddede, din özgürlüğü de mutlak şekilde ilan edilmiş değildir. Her ülkede, bazan birbiriyle çelişen deyimler yer almaktadır. Daha geniş bilgi vermek için, müslüman memleketlerin mevzuatlarının birer birer tetkik edilmesi gerekiyor. Aslında, bunlar geniş olarak yapılmıştır da. Bizim çalışmamızın sınırlarını aşmış olacağından, bulduklarımız içinden dahi, fazla bilgi verme noktasına gelemiyoruz.

İnsanlar için düşünülen sadece inanç özgürlüğü değildir. İnançları ne olursa olsun, bir ulusun bütün insanlarının da eşit olmalarının kabul edilmesi gerekiyor. Bir çok ülkeler, bu son yazdıklarımızı da anayasalarına geçirmişlerdir. Bunlar yapılırken, her milletin anayasasında, bazı değişiklikler, bazı anlam farkları olmuştur. Dine ilişkin farklılıkların reddedilmesi çoğunluk kazanmaktadır.

Din söz konusu olunca, Afrika’da ve Asya’da anlayış farkları ortaya çıkmaktadır. Afrikalılar, dine karşı koymuyorlar ve dini, imkan nisbetinde devlete çekme düşüncesindeler.

Asya’da, yaygın dinler arasında Buddhizm var. Buddhizm’in özellikleri arasında, militanlığa elverişli olacak noktalar yok. Bu hassalar olmasına rağmen, rejimlerin dinsel fenomene karşı güvensizlik gösterilmesine de mani teşkil etmiyor. Dine gösterilen saygının, dini kullanacaklara karşı bir vasıta olarak kullanılması keyfiyeti, insanların kabiliyet ve kültürlerine terkedilmiş bir durum olarak kalıyor. Daha açık yazılmak istenirse, mahir insanlar, din saygısını, dini kullanacaklara karşı kullanabilirler; din saygısını, onların kötülüklerini önlemede kullanabilirler.

Tekrar edersek: din devleti olmayı kabul etmişler, etkisine girmek istedikleri dini anayasalarına açık seçik yazmışlardır. Aralarında biraz bakış farklılıkları olabilir.

Buddhizm etkisi altında yumuşatılmış rejimler, anayasalarına bir kayıt koymamışlar ama, dinden gelecek çekinceleri belirtmekten de geri kalmamışlardır.

Fransa dışından bahsettiğimize göre, Türkiye’nin yerinin başka olması gerek. Türkiye, laik bir ülkedir. O zaman, Türk Anayasasında, din kaydının bulunmaması gerekir. Çünkü, hem Türkiye laiktir ve yönetimde dinin yeri yoktur; hem de Türkiye’de insanlar arasında mutlak eşitlik vardır. Biz, Türkiye’nin haklı bir yol üzerinde olduğu düşüncesini taşıyoruz. Anayasamızdan din kaydının çıkarılması mantık dışı değildir. Böyle hareket etmiş olmamız da, dinlere saygı eksikliğinin işareti sayılamaz.

Yukarıda, kabaca, devletleri üç noktada işaretlemiş olduk. Her üç cins devlet gruplarında da, dinin, siyasi partilerce, çıkar sağlamalarının yasaklandığı yazılmıştır. Yazılmıştır da, devletler bunu başarmışlar mıdır? Buna müsbet cevap verilemez. Her gruptaki devletler, dini siyasi çıkarları için kullanmışlardır.

Fransızca konuşan devletlerin sayısı 16  Kültürün kudretine bakınız ki Fransa, eski müstemlekelerinden 16 yeni çıkmış devletin milletine Fransızca öğretebilmiştir. Bu 16 devletin eğitim dili Fransızca bulunuyor. Fransa’nın bu eski müstemlekelerinde kalış seneleri istenirse aranıp çıkarılabilir. Fransa’yı takdir etmek gerekir. Nasıl takdir etmezsiniz ki, bin yıldan beri bir devlet olarak Anadolu’da yaşıyan insanlara Türkçe öğretilememiştir. Bin yıl müşterek hayattan sonra, bu insanlar ayrılık isteklerini ortaya koymuşlardır. Bu, bir eksikliği göstermektedir. Her namuslu insan da, bu eksiklikten payının miktarını ölçmelidir.

Batı Avrupa, demokrasi ile laiklik arasında bir ilgi düşünür. Laiklik, cumhuriyetçi ideolojinin bir unsuru sayılmaktadır. Frankofon Afrika ve Asya ülkelerinde islam söz konusudur. İslam demokrasi ile bağdaşır mı? İslama dayanarak demokrasi geliştirilebilir mi? insanlar toptan dürüst olsalar, belki de bu mümkün olur. Aksini düşünmek, insan tabiatına daha uygun gibi geliyor.

.

.

 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

ELEMAN
İş Verenler (28.08.2008)
RADYO FREKANSI
Satmak Istiyorum (28.08.2008)
BAYAN AŞÇI
İş Verenler (28.08.2008)
SATILIK DAİRE
Satmak Istiyorum (27.08.2008)

 
= Fotoğraf Var

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 3 misafir ve 1 üye bağlı
  • asezikli

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın   Free Page Rank Tool

             

Ip Adresiniz: 38.103.63.61