|
İngiltere eski başbakanı Winston Churchill “ Türkiye, yönetimi Türklere bırakılamayacak kadar önemli bir coğrafyada bulunuyor” demişti.
Lozan barış antlaşması sonrası genç Türkiye cumhuriyetinin heyet başkanı İsmet İnönü’ye, buna benzer cümleleri Lord Curuzon da telafuz etmişti.
Bu ne ilk’ti, ne de son olacak bu coğrafyada olduğumuz sürece…
Dün olduğu gibi bu gün de çorap örmeye devam edecekler maalesef.
Aslolan ulusal bütünlüğümüzü korumak, devletimizi ve topraklarımızı gelecek kuşaklara devredebilmek adına bizlerin uyanık olması.
Bu gün dost bildiklerimiz, stratejik ortağımız dediklerimiz sayesinde, gelmedik iş kalmadı başımıza.
Üç kıtaya yayılan topraklarımızın daralması, içine düştüğümüz ekonomik sıkıntının birbirimizden soğutması, son yirmi dört yıldır ölen gençlerimizin göğsünden çıkarılan kurşunların menşei, hep bu dostlarımızın adını haykırıyor bizlere…
Ve bizler, sanki üstümüze ölü toprağı serpilmişçesine sessiz, sakin kaderimizi bekliyoruz.
Osmanlının “sadık-ı tebası Ermenileri” devlet kurma bahanesi ile ayaklandırıp bu gün bile hiç kimsenin tasvip etmediği olayların yaşanmasına sebep olan bu dostlarımız değil miydi?
Alevi-sunni ayrımcılığını körükleyerek aynı dine, aynı ırka mensup insanların birbirlerini boğazlamasına alkış tutan,
Sağcı-solcu nitelemesi ile kalbi bu vatan için çarpan gencecik bedenleri aramızdan ayrılmasına sebep olan,
Son yirmi dört senedir Kürt-Türk ayırımcılığına çanak tutup, kız alıp vererek akrabalıklarını tescillemiş Anadolu insanını birbirlerine kırdıran dost kisvesi altındaki bu güruh değil miydi?
Dostlarımız! bazen direkt, bazen de yerli işbirlikçileri sayesinde, hala çeşitli isimler altında oyununu oynamaya devam ediyor.
Evvelsi gün, Şırnak’ın Beytüşşabap ilçesi kırsalında can evimizden vurdular yine.
13 tane fidan gibi delikanlı…
Milletimizin bütünlüğü, devletimizin bekası için can verdiler.
Başımız sağ olsun…
Hayır mübarek bir günde bayram arifesinde düşen ateş, sadece bu gençlerimizin evine düşmedi tabii.
Kalbi vatan için çarpan, ulusal bütünlüğümüzü savunan, milletin rahatını huzurunu kendi rahat ve huzurundan üstün tutan, TERÖRLE MÜCADELEYİ SÖZDE DEĞİL ÖZDE yapan herkesin yüreği yanıyor.
Evvelsi gün 13, bu gün 3 gencimiz…
Yarın Allah bilir kaç kişi…
Bu kanın durması gerekli artık.
Kimin dost, kimin kuzu postuna bürünmüş canavar olduğunu biliyor bu millet.
Ve tedbirlerin bir an önce alınmasını istiyor.
Yavrularımızı vuran silahların teröristlerin eline kimler tarafından verildiği,
Büyük Ortadoğu Projesi adı altında ülke topraklarının kimler tarafından bölünmek istendiği,
Af kapsamı çerçevesinde terörist başına ve onun yardakçılarına siyaset yapma hakkı kimler tarafından tanınmaya çalışıldığı biline biline YOLA DEVAM ETMEK mümkün değil…
Allah bir daha böyle acıları yaşatmasın demek mümkün değil aynı zihniyette devam ettiğimiz sürece.
Bir an önce üstümüzden ölü toprağını silkeleyip, dostu düşmanı tanımak, stratejimizi ona göre geliştirmek zorundayız.
Bu arada Hrant Dink öldürüldüğünde yayın akışını tamamen değiştiren televizyon kanallarına da sitem ediyor, ayrıca kınıyor ve ayıplıyorum.
Mehmetçiklerimiz öldüğünde neden eğlenceli, şarkılı, türkülü programlarını kesmediler?
Ve “Hepimiz Ermeniyiz… Hrant’ız” diye bağıranlar? Neden “Hepimiz Mehmetiz, hepimiz askeriz” diyemiyorlar?
Yazıklar olsun onlara! Yazıklar olsun!
Devletimizin, Milletimizin ve onun yılmaz bekçileri GENEL KURMAYIMIZIN başı sağ olsun.
Her Gününüz Güzel Olsun.
.
.
|