|
(Son zamanlarda yazılarım genelde aynı minval üzere oluyor ama hani bir söz vardır, “sıcaktan, zenginlikten ve iyilikten! zarar gelmez” derler. Atalarımız zenginlik ve sıcaktan zarar gelmeyeceğini söylemişler. Bizde bunlara ilave olarak, iyilikten de zarar gelmez diyerek insanlara iyilikler tavsiye etmeye devam ediyoruz. Gerçi iyilik yapmayla ilgili sözlerde vardır, mesela, “iyilik yap denize at, balık bilmezse Hâlik bilir” denmiş. Sevgili peygamberimiz (s.a.v) ise aklımda yanlış kalmadı ise insanları iyiliğe teşvik etmek için, “size taş atana siz gül atınız” buyurmuşlardır.)
EDEP: Lugat’ta, toplum töresine uygun davranma, incelik, büyüğe hürmet demek, küçüğe haddini bilmek (Edep Yahû!) demektir şeklinde geçiyor.
Hani bir atasözümüz vardır, “Edebini edepsizden satın al” diye. Bu söz bize, edepsizle muhatap olmamak ve ondan uzak durmak gerektiğini öğütlemektedir.
Bir gün Hz. Ebu Bekir (ra) hayran hayran Peygamber (s.a.v) yüzüne bakmış ve “ seni bu seviyeye kim ulaştırdı? Seni böylesine kim olgunlaştırdı?” demiş. Allah Resulü de konuyu sağa sola çekmemiş, o sadıklardan sadık dostu Hz. Ebû Bekir (ra) şöyle cevap vermişlerdir, “BENİ RABBİM EDEPLENDİRDİ ve NE GÜZEL EDEPLENDİRDİ!.”
Kıymetli okuyucular Hazreti Peygamber (s.a.v) edep için söyledikleriyle ona o terbiyeyi yüce Allah’ın ihsan ettiğini bildiriyor. Bizlerde inşallah Allah’ın edep ihsan ettiği kullarından oluruz. (Amin)
SAYGI: Ben 2 senedir yazılarımı genellikle, “Saygı ve Sevgilerimle” diye, bitiyorum. Saygının olmadığı yerde sevginin, muhabbetin olmayacağına inandığım için öncelikle saygı diyorum. Say hatırımı sayıyım seni. Saygı bir şeylere özen göstermek, hürmet etmek, değer vermek ve bir çeşit sevgi duygusu olsa gerektir.
SEVGİ: Allah’ın yarattığı bazı insanlara ve bazı şeylere karşı insanların hissettiği duygu, yakın ilgi, bağlılık, beyinde onu düşünme, kalpte hissedilen ince bir sızı. (bir duygu) Svgi de saygıda ki gibi karşılık beklemeden de gelişebilir. Sevgi bazı durumlarda zararlı da olabilir. Mesela bir şeye karşı duyulan aşırı sevgi insanı yorar, yıpratır. Geçmişteki aşırı sevgilere, aşklara şöyle bir baktığımızda bu durumu daha iyi müşahede edebiliriz.
Aşkın sevginin özünde, yaratıcının saygısı, sevgisi ve aşkı vardır. Mecnun Leyla’nın aşkıyla çöllere düşer. Leyla Leyla diyerek, bağırır, inleyip dolaşıp durur. Mecnunun bu haline acıyan yakınları, arkadaşları Leyla’ya “şuna bir merhaba de de mutlu olsun, sevinsin. Allah katında bu yaptığın zayi olmaz, mükafatını görürsün” diye ısrar ederler. Leyla’ da gider çölde Mecnun’unu bulur ve “ben geldim” (Leylan geldi) der. Mecnun, “benim Leylam sen değilsin ki; BENİM LEYLA’M BAŞKA LEYLA” diye, cevap verir.
Önce Allah ve Resulünün sevgisi sonra da yabana atılmaması gereken Yar- Yaran sevgisi. Kardeş sevgisi, ana sevgisi, VATAN MİLLET VE BAYRAK SEVGİSİ!
Yarab, üstümüzden bayrağımızın gölgesini, minarelerimizden (kulaklarımızdan) ezan sesini eksik etme. Yalnız ve çaresiz kaldığımızda “kulum” de. “Ümmetim” de, ya Resulullah.
Saygı ve sevgilerimle.
Mübarek Cuma günü 1. ci gününü kutlayacağımız Ramazan Bayramının Ülkemiz ve tüm Müslümanlar için hayırlara vesile olmasını diliyorum.
(Bayramdan sonraki yazımda oruç tutma konusuna değinmek istiyorum. Yarım bardak suya iyimser olan, dolu, kötümser olan da boş, derya. İşte oruca da öyle bakıyor uzmanlar. Oruç bazı insanlar için her derde deva, bazı insanlar içinse eziyet. Biz, orucun, iftar ve sahurun gereklerini yerine getirince maddi, manevi ve bedeni pek çok faydasını görürüz.. Zaten onun için oruç insanlara farz kılınmıştır.)
(Bayramın ikinci günü Ankara’ya, Bayramdan sonraki ikinci gün ise doktora gideceğim. Önceki yazılarımda belirttiğim gibi doktorlarla akraba olduk. Rabbim verdiğim nimetlere bin şükür.)
İsmet ÇENESİZ
.
.
|