|
Başlığı, neden böyle ağdalı olarak seçtim? Başkaları da bunu yapıyor. Onlar, bilgilerini göstermek için yapıyorlar. Benim böyle bir idam yok, sadece eskiliğimi ortaya koymak istedim. Açık anlamı; haber olarak yayılması, olmuş olmasından daha beterdir demektir.
İzmir’de MHP il Başkanı bir seçim densizliğini ortaya çıkarmıştı. Bilgisayara neticeler nakledilirken, rakamlar değiştirilmiş ve CHP ile MHP oyların da alınan (çalınan demedim) AKP oylarına eklenmiştir, deniyordu. Rakamlar da öyle 1 ve 2 değil, bazen korkutucu rakamlara çıkıyordu.
Yüksek Seçim Kurulu bu iddiaya sessiz kalmadı. Araştırmalar yapılmış ve söz konusu 36 sandıktan, ancak beşinde yanlışlık yapıldığı tespit edilmiştir. 36/5, genel durumu değiştirmekten uzak bir rakam olduğundan, işin kapatılması yoluna gidilmesi kararlaştırılmış, idi. Yüksek Seçim Kurulu, bu kararını kamuoyuna açıkladı.
Tespit edilen hata, yanlışlık, kasıtlı yapış ( hırsızlık demedim), 36/5 ve ya 7/1 demektir. İnsanın aklına kötü şeylerin gelmesini nasıl ödeyeceksiniz? Hani, ülkemizde düşünme özgürlüğü de var, kafanıza düşünmemek için kendiniz de hakim olmayacağınıza, olamayacağınıza göre, ya, bütün ülke sathındaki sandıklarda bu 7/1 hata yapılmışsa, gibi düşünce aklınıza gelip oturdu ise, bu rahatsızlıktan kendinizi nasıl kurtaracaksınız? Bu düşünce altında, iktidar için kötü olarak yorumlanacak anlamlardan kendinizi nasıl masum ve masun tutacaksınız?
1946 seçimlerini, DP mensupları şaibeli ilan etmişlerdi. Kanun emri olarak, açık seçim, yani oy, gizli tasnif keyfiyeti vardı. Bu oy sayımını CHP’liler yapmamıştı. O zaman da sandık kurulları vardı. Sandık kurullarının başkanlarının hemen hepsi de bürokratlardı. Bu ithamdan CHP kendisini kurtaramadı. Halen bu iddiada olanlar vardır. Hile yapılıp yapılmadığı, yani oy araklaması olup olmadığı cidden bilinmemiştir. O zaman, CHP’yi tutan memur da pek bulunuyor değildi. İkinci Cihan savaşının yokluğu, en çok memur üzerine çöreklenmişti.
Bu oy yolsuzluğu iddiası, 1957’de yine ortaya atıldı. Bu defa da itham edilen DP idi. Menderes, rahmetliye, “Allah böyle bir seçimi bir daha bana göstermesin!” dedirten seçim böylece şaibeli kaldı. Pek çok insan, “eski yapılana karşılık kabul ediverin!” diyenlere bile rastlandı.
Şimdi, üçüncü defa, seçim üzerinde bir şaibe var. Tespit edilen sandıkların yedide birisi yanlış geçmiş bilgisayara. Bilgisayar işlemi geçerli sayılıyor. Ülke çapında düşünürseniz, denince, insanı korkutacak düşünceler beyninizden geçiyor. Yedide bir hata veya kasıt, seçim neticelerini etkilemez, değiştirmez, deme hakkını kimse size veremez.
Ayrıca, insanı ürperten bir olay daha hafızalarımızdan silinmedi. Bu seçim kurulu, 2002 seçimlerin bir hatayı daha ortaya çıkarmıştı. 3.5 milyon mükerre oy, o seçimlerde mükerrer olarak kullanılmış; fakat, bu seçimlerde listelerden silinmiştir. Bir hata, sözüm ona düzeltilmiştir. Böyle bir hata, şimdiye kadar, seçim yapan hiç bir ülkede kaydedilmemiştir. Adli teminatı bu ülkeye bizim parti, CHP getirdi. Bunun mücadelesini yapan insanlardanımdır. Bu gelişmede, şahsan hakkım vardır, demek istiyorum. Bu şahsi ve parti hizmetimizden dolayı da hep öğünmüşüzdür. Şimdi, şu ortaya konanları görünce, bu işin düzgün olduğu iddia etmeye devam eder misiniz? Siz olsanız demek istiyorum.
Şaibeden kurtulmanın, meşruiyete hizmet etmenin bir tek yolu var. Hem geçen, 2002 seçimlerinin sandık muhtevaları ve hem de son, 2007 seçimlerinin bütün sandık muhtevaları neşredilmelidir. Ancak o zaman, seçimlere gölge düşürülmemiş olunur. Yok, demekle, bir hatanın yok olduğu ispat edilemez.
Bu yazımızla da, hiç kimseyi itham etme niyetimizin olmadığını da beyan etmek istiyoruz. Adli teminat yeterince güvence vermiyorsa, şimdilik bir şey, yeni bir şey düşünemiyorsak ta, onun yeniden takviye edilmesi üzerine gelebiliriz. İnsanlar düşünürse, kötülüklerin ve eksikliklerin üzerinden, üstesinden gelebilir. Yedide bir hata, küçümsenemez. Gayemiz, hiç hata yapmamaktır. Şunu da ekleyelim ki, bilgileri listeden bilgisayarlara aktaranlar hakimler değildirler. Bilgisayarları kullananlar, sıradan insanlardır. Bu kadar kadrolaşma hikayesinden sonra, kendinizi sütten çıkmış kaşık hikayesine benzetemezsiniz!
.
.
|