|
Öyle bir ülke düşünün ki;
Milleti sessizleşmiş…
Organize olabilmenin önü yasalarla kesildiğinden,
İnsanların tepkilerini ferdi olarak dışa vurmasından çekindiği…
Bundan dolayı da hasbelkader bir yerlere gelen yöneticilerin kendilerini bulunmaz “HİNT KUMAŞI” sanıp “Ben de ülkemizi fevkalade güzel yönetiyorum” gibi düşünmesinden daha normal bir şey olabilir mi?
Hatta o yöneticilerin,
“Benim gibiler olmazsa bu memleket batar” demeleri bile gayet normal karşılanmaz mı?
Elbette karşılanır…
Başına gelen tüm felaketleri sanki kaderiymiş gibi sineye çeken ve düzelmesi noktasında en ufak bir gayret sarf etmeyen bizler…
Ve bizlerin yöneticileri…Tabii ki HİNT KUMAŞI gibi bulunmaz sanırlar kendilerini…
Gelişmiş ülkelerde vatandaşlar, kendi hakları konusunda yöneticileri tarafından sürekli bilinçlendirilirler.
Birey, hak ve özgürlüklerinin nerde başlayıp nerde bittiğini, devlete karşı sorumluluklarını, devletin kendisine karşı vazifelerini gayet iyi bilir.
Hatta bu bilgileri taa ana rahmine düştüğü günden itibaren özümsemeye başlar nerdeyse.
Bu suretle orda kendisini yönetecek insan bulması hiç de zor olmaz.
Herkes hak ve özgürlüğünü,
Devlet yöneticilerinin vazifesini,
Bireyin devletine, devletinin de vatandaşına karşı sorumluluk ve yükümlülüklerini çok çok iyi bildiğinden ve tüm bu saygı ve sevgiler sıkı sıkıya bağlı kaldıkları yasalarla çerçevelendiğinden, orda yönetici bulma sıkıntısı yaşanmaz.
Beş yılda bir kendilerine sorulduğunda yöneticinin kimler olması konusunda;
Mümkünse, ki mümkündür;
Eşine,
Dostuna,
Arkadaş ve çevresine,
Ve kendisine siyaset yolunu seçmişse şayet, vatandaşına,
Hayatında YALAN söylememiş kişiler ve onların bağlı bulunduğu partiler tercihleri olur…
Her ne nedenle olursa olsun, sıradan bir kişiye dahi söylenen yalan, ileriki yıllarda vatandaş kandırmaya, devlet soymaya yönelecek kapıları araladığından, asla ve asla affedilmez ve o türlerin devlet kapısında kapıcı dahi olmalarına izin verilmez…
Bir kez daha düşünün;
İşine gelmeyeni, geldiği gibi yorumlayan,
Sabah bir türlü,
Akşam başka türlü konuşan,
“Dedimdi ama öyle demek istemedimdi” diyen milletlerin yöneticilerini…
Kendilerinden bir farkı olur mu?
Son bir kez daha düşünün!..
Ve yapılan onca yolsuzluğa, hırsızlığa, haksızlığa rağmen, sükunetini meziyetmiş gibi muhafaza etmeye devam eden insanlardan oluşmuş devletlerin halini…
Şimdi,
Böyle bir ülkenin istikbalinden,
Bekasından,
Refah ve aydınlığından,
Ve dahi o ülkenin geleceğinden,
Söz etmek mümkün mü?
Veya,
Böyle bir ülkenin yöneticilerini, aradan yüz yıllarda geçse yine de bulmak, yerlerini yenileri ile doldurmak mümkün mü?
!!!!!!!!!!
Mümkün, mümkün!..
Unutulmasın;
Milletler, layık olduğu biçimde yönetilir…
Hangi makam ve mevkide olursa olsun, ister müdür, ister çaycı, ister vekil, ister kapıcı,
Gidenin yerine yenisi gelse de, gelen gideni her zaman arattırır…
Her Gününüz Güzel Olsun.
.
.
.
|