Anasayfa arrow YAZARLAR arrow ALİ EMİROĞLU arrow TEVİLİN DERECESİ OLMAZ MI?
TEVİLİN DERECESİ OLMAZ MI? Yazdır E-posta
02 10 2007

Anayasa taslağını hazırlamış olan altı ilim adamından belki de en genci, bu taslağın tartıldığı bir heyet içinde televizyona çıktı. Pek çok konuda bocaladı. Diğer arkadaşlarının, yani tartışmaya katılmış televizyon sahne arkadaşlarının sorularına gerektiği kadar açık cevap veremedi.

Benim dikkatimi, başka dillerle de Türkiye’de eğitim yapılabileceği işine, sayın Profesör’ün gösterdiği örnekti. Türkiye’de bu yolun açılmasının, Kürtçe eğitime bir yol açıp açmayacağı kendisine sorulduğunda, sanki bu düşüncenin akıllarına hiç gelmediğini söyler gibi bir tavır takındı.

Türkiye’de yabancı dille eğitim yapan papaz okulları var. Bu papaz okulları, Osmanlı zamanında açılmış ve şimdiye kadar da yürüyüp gelmiştir. Bunlar için Anayasa’da bir kayıt yok. Hükümet isterse, bu okulları kapatabilirmiş. Nitekim, eskiden, Osmanlı zamanında daha çok olan bu okulların bir kısmı kapatılmıştır. Bu papaz okulları, hükümetle yapılmış özel anlaşmalarla varlıklarını sürdürüyorlarmış. Asıl maksatları, taslağı hazırlayan altı kişilik heyetin maksadı, bu yabancı okullara bir garanti, bir kanun garantisi getirmekmiş. Alicenaplığın bu derece yükseği ancak Türkiye’de böyle gösterilebilir. Başka ülkelerde böyle bir düşünceye cidden rastlanmamıştır. Bundan sonra da düşünüleceği olamaz.

Bu papaz okulları, bildiklerimize ve de kitaplardan, hatıratlardan okuduklarımıza göre, dünyanın hemen her ülkesinde vardır. Bazı ülkelerde çokça da bulunurlar. Bu ülkelerin hiç birinde, kanun garantisi getirmek için, Anayasalara kayıtlar konduğu görülmemiştir. Okullarla birer anlaşma yapıldığı, bazı şartların ortaya konduğu elbette ki mümkün görülmektedir. Hatta, bu okulların sorun olduğu ülke, Türkiye dışında tespit te edilmemiştir.

Tanıdığımız ülkelerde mühim olan bir olay daha var. Bilhassa Avrupa ülkelerinde, pek çok dil konuşulur da, eğitim tek dille yapılır. Fransa’da konuşulmayan dil yoktur. Eğitim ise, Fransızca dışında düşünülemez. Böyle bir düşünce Fransız kafasından çıkmaz. İsviçre hariç, onun da durumu farklıdır, her memleketin bir eğitim dili vardır. Aslında, eğitim de, sanat ta, kültür de, edebiyat ta aynı dille yapılır. Mahkemelerinde aynı dil kullanılır. Ülkenin dilin bilmeyen zanlı çıkarsa, ona da mahkemeler yeminli tercümanlar bulundururlar. Bunlar kanunlarda yer almıştır. Türkiye’de olan da budur. Bu güne kadar da, siyasi sorun olmasına rastlanmamıştır. Hiç bir ülkede olmayan bir Anayasa değişikliği, bizim anayasaya niçin sokulmak istenmektedir.

Deniyor ki, bizzat bizim Çorum’da dahi bazı insanlar, okumşu, eğitilmiş insanlar diyorlar ki, vatanperverliği, Cumhuriyeti sahiplenmeyi ne hakla inhisarınıza almak istiyorsunuz? Başka vatandaşlarımızdan şüphelenmeye neden kendinizde hak buluyorsunuz? Bu hakkı size veren nedir?

Bunları kabul ediyorum. Ne vatanseverliği, ne Cumhuriyeti, ne laikliği ve ne de Atatürk sevgisini inhisarımıza alıyor değiliz. İçimizde korku var. Parçalanmış ülkeler gördük. Ülkeler parçalanma işlerine devam da ediyorlar. Şurada, burnumuzun dibinde Irak, parçalanma yoluna girmiştir. 30 seneden beri de, bizzat memleketimizde, PKK terörünü yaşıyoruz. PKK terörünün ibze 40 bin kişiye mal olduğunu bilmeyen yok. Her gün televizyon ekranlarında şehit tabutları görmekten de bıktık. Bin yıl birlikte yaşadığımız, kız verip aldığımız Kürtler, her zaman olduğu gibi, yabancıların kışkırtmasıyla, bu acıları bize yaşatıyorlar. Bizi, bölünmektense, daha bir çok kırk bin kurban verebileceğimize de inanmıyorlar.

Bu yazdıklarıma bakacaksınız; yönetimin icraatını seyredeceksiniz, sonra da dönüp, “başkalarından şüphe etmeye ne hakkınız var?” diyeceksiniz.

Biz, kendimizi kimseden daha üstün görenlerden değiliz. Biz, sadece, eski bildiklerimizi, şimdiki gördüklerimizi, yöneticilerin hareket tarzlarını düşünüyoruz ve endişelerimizi ortaya koyuyoruz. Bu bizim hakkımız değil midir? Bu bizim memleketimizde yapılanların dışarda örneğinin olmadığını söylemek niçin abes karşılanıyor? Eğer biz korkmakta, endişe etmekte haksız isek, bizi ikna etmek gerekmez mi?

Bizi bu gün yönetenlerin eski düşünceleri, hareketleri, bu günkü tavırları endişe vericidir ve hepsi kitaplarda yer almıştır. Bunları yok mu farz edelim? Hangi ülkede etnik köken hakları tanıyorsunuz? Dindar olan insanları, hangi ülke, dini kullanan, kullanmaktan çıkar sağlayan insanlarla kıyaslıyor? Laiklik tarifini istemeniz gibi, yobazlık tarifini de istemez misiniz?

.

.

.

 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

ELEMAN
İş Verenler (28.08.2008)
RADYO FREKANSI
Satmak Istiyorum (28.08.2008)
BAYAN AŞÇI
İş Verenler (28.08.2008)
SATILIK DAİRE
Satmak Istiyorum (27.08.2008)

 
= Fotoğraf Var

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 34 misafir ve 1 üye bağlı
  • Veysel_b

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın   Free Page Rank Tool

             

Ip Adresiniz: 38.103.63.61