|
Cumhuriyet gazetesindeki beyanatından anlıyoruz ki, bizim eski Genel Başkanımız ve Sodep’in kurucu Genel Başkanı sayın Erdal İnönü, tedavi olduğu Amerika’dan dönmüş ve çalışmalarına da başlamıştır.
Hepiniz biliyorsunuz ki, Erdal İnönü politikayı bırakmıştır. Başladığı çalışmalar ilim çalışmalarıdır. İlim tarihi üzerinde kitap kaleme alınıyormuş. Erdal İnönü, başladığı kitapları kolay bitiriyor. İnsan, kitap yazmadan önce, kitaba koyacağı bilgiyi kafasında hazırlamış ise, kitabın ortaya konması kolay oluyor. Sanıyorum ki, Erdal beyin bu kitabını yakında masamızın üzerinde bulacağız. Erdal İnönü’nün yazdığı kitapların okunması pek kolay oluyor. Müstesna bir üslup kullanıyor. O zaman da, kitapların okunması çabuklaşıyor. Okurken yorulmuyorsunuz. Bu kitapları okumamış, kitaplığı için edinmemiş olanlar, okumadan banis açmamalıdır.
Hastalığı hakkında da, ben şahsi fikirlerimi koymaktan mutluluk duyacağım. Aynı hastalıktan tedavi görmüş bir çok hasta tanıdığım vardır. Kırk senedir yaşıyanlar bile vardır. Bu hastalık tamamen tedavi edilebiliyor. Hatta, bu hastalığın iyi bilenleri Türkiye’de de vardır. Benim bildiğim hastalar Türkiye’deki doktorlara tedavi olmuşlardır. Erdal Bey’in bizim hekimlerimize itimadı vardır da, her halde, hasta büyük ve sevilen insan olunca, bizim kendi hekimlerimiz cesaretlerini kaybetmiş olacaklardır. Belki de sorumluluk almak, onların cesaretlerini aşmış oldu.
Ne olursa olsun, sayın oğul İnönü, aramızdadır ve ülkemizin ve sol’un sorunlarıyla da ilgileniyor. Bu ilgiler dahi, sıhhat alametleri sayılabilir. Zaten hastaların da, hastalık iyileşmeye başlayınca iştahları artma yoluna girer.
Erdal bey, bizim sol partilerin dağınıklıklarından hep şikayetçi olmuştur. Bu dağınıklık korkusudur ki, zamanında da birleşerek tekleşmek yoluna gitmiştir. Sorun da, beklentisinin tam karşıtını ortaya koymuştur. İnönü ne kadar birleşmek ve tekleşmek istedi ise; sorun, aksi olarak, hep dağılma yolunda gelişmiştir. İşi en son babalarımızın partisi olarak telakki ettiği CHP’ye kadar getirmiştir. Bu günkü dağınıklığı yaratan insanları da, şöyle veya böyle bahanelerle CHP Genel Başkanı yapmıştır. Ümit beklediği bu insanlar da, İnönü’yü doğrulamaz şekilde, partiden ayrılarak, onun fikriyatı aksine, yeni partiler kurmuşlar ve en iyi sol partinin kendi kurdukları olduğu iddiasının peşine düşmüşlerdir. Saddam Hüseyin bile, ölürken, birleşik kalma ümitlerini söylemiş olacağını hesap etmemişlerdir.
Artık Erdal İnönü, şöyle veya böyle birleşilir diye nasihat bile yapmak istemiyor. Sayın İnönü, bunların hepsini iyi tanıyor. Hepsi Erdal beyce sınanmış insanlardır. Bunların hepsinden ümit kesmiş olacak ki, evine çekilip, hiç olmazsa, böyle bir yolun da bulunduğunu Türk politikacılara göstermiştir. Bunun bir olması da henüz memleketimizde kabullenilmiş değildir. Herkes, iddialarında devam ediyor. Bu iddialar içinde öleceklerini bile düşünen yok. Bir tane çıktı, onun da adını telaffuz etmemeye çalışıyorlar. Merhum Cem, en doğru hareketi yapmıştır, diyene rastlanmıyor.
Türkiye’de Cumhuriyet sorunu ortaya gelmiş ve Cumhuriyet için tehlikeler de herkes tarafından söylenmeye başlanmıştır.
Bu tehlike işaretleri hepimiz için ehemmiyetlidir. Ancak Cumhuriyeti kuranlardan en önde bulunan iki kişiden birinin, İsmet Paşa’nın oğlu olmak, her halde sorumluluğun derecesini artırıyor. Erdal İnönü’nün, hepimizden çok endişe duymuş olduğunu ben biliyorum. Normal de karşılıyorum.
Kendi gayretlerinin neticesiz kaldığını görmüş olan İnönü, Sol partilerin birleşmesini candan istemiş olmasına rağmen, ortalarda ciddi sayılacak bir havanın olmadığının da farkındadır. Nasıl birleşilecektir? Herkes, bu birleşmenin gerekliliğini söylüyor. Ancak, kimse, nasıl birleşeceği hakkında bir ipucu göstermek istemiyor. Böyle iddiaların, isteklerin anlamsızlığını söyleyenlere de kızılıyor. Öyleyse söylemez misiniz: Nasıl birleşilecektir? İnsanlar, suçu başkalarının üzerine atarak birleşemezler. Birleşmenin bir fedakarlık olduğu anlaşılmış olmalıdır. Ne gibi fedakarlık yapabileceğinizi söylemek istemez misiniz? Karnınızda nelerin saklı olduğunu nasıl bilmek imkanına kavuşacağız? Bir bileniniz de yok ki, sorabilesiniz. Bileni kendiniz kabul ettiğinize göre, benim de Erdal İnönü’nün de ümitsizliğe düşmesine kimsenin bahane bulmaması gerekir. Sorumluluk alabiliyorsanız; düşünmelisiniz ve düşündüklerinizi de, anlaşılır şekilde ortaya koymalısınız. O zaman, belki de, sayın Erdal İnönü’nün başka söyleyecekleri de olabilir. İnönü, söyledikleri için, son sözleri olduğunu söylemedi...
|