Anasayfa arrow YAZARLAR arrow MAHİR ÖZTÜRK arrow AĞALAR-BEYLER...
 
AĞALAR-BEYLER... Yazdır E-posta
01 10 2007

Bizim şehrin, bizim parkının, bizim kaysı ağacı altında sohbetler devam ediyor.

Hava hala kuru ve sıcak, park muhabbetleri ise karamsar…

Bu günkü sohbetimiz ilginçti, “Ağalar-Beyler siyaseti

Yarışlı isminde bir köyümüz vardır, kenarında adıyla anılan ama suyunu yaz kış görmediğim bir de gölcüğü...

Bende de bir anısı vardır;  Geçen belediye seçimleri; rahmetli Ecevit seçim otobüsünde; bitkin; Denizli’de Pazar yerini gezmiş, hayli de uzatmış. Ben de adayım;Tam da Yarışlı gölünün kenarından geçerken , ne o! Gölcük pırıl pırıl! Su toplanmış! Birden döndü Rahşan hanım ve sordu; bu gölün adı nedir? Düşünüyorum düşünüyorum, dilimin ucunda aklıma gelmiyor. Gerilerden milletvekili geldi ve “Yarışlı gölü” dedi.

Yola devam edildi, bir ara o bilmiş vekil, “Rahşan hanım seni artık sildi” gibi bir laf etti. O vekil hala vekil. Rahşan hanım sildi mi silmedi mi  bilemem ama, “bununla silecekse zaten siyaset yapmanın da gereği yoktur” gibi bir laf da benim ağzımdan çıktı.

Hiç düşündünüz mü; siyasi partilerde neden dedikodu yapılır da siyaset yapılmaz?

Her neyse!

Dün, o köyün ağlarıyla ilgili bir sohbet açıldı.

Yarışlının beyleri, evlerinin önünden eşek üzerinde bir adamın geçmesinden hoşlanmazlarmış. Köylüler tarladan dönerken bey evine yüz metre yaklaştılar mı eşekten inerlermiş. Evin tam önüne geldiklerinde ise bir selam çakarlarmış. Bey o gün evde sokağı seyretmiyorsa veya keyfi yerindeyse mesele yok, değilse neden selam veriyorsun diye ya da selamı görmediyse, neden selam vermiyorsun diye meydan dayağı çekermiş.

Evin görüş menzili içinde merkebin pislemesi de yasakmış. Kazara merkep pisledi mi pisliğini torbaya koyup temizlemek merkep sahibinin işi.

Masamızdaki arkadaşlardan birisi de dedesi bey köyünde muhtarken başından geçmiş bir hikayesini anlattı.

Eskiden köylerde toprak sulama arıkları vardı. Sulama zamanına yakın köylü seferber olur günlerce arıkları temizlerlerdi. Zaman Demokrat Parti zamanı. En çok su kullanan “bey” ne arık kazılmasında ne de masrafına katılırdı.

Köylü hep durumdan yakınırmış. Dedem muhtar, bir gün “bey’e çıkarakBey arıkların kazılmasına ya adam gönder ya da biraz para ver en çok su kullanan sensin, yazık oluyor köylüye” demiş.

Vay sen misin diyen, “muhtar” olmuş komünist.

Şikayet kaymakama, mühür alınmış.

Muhtar ise daha yüksek makama başvurmuş.

Soruşturma filan…

Köylü,” biz arıkları temizleriz,çalışmayı da severiz, beyimize zahmet vermek istemeyiz” gibi laflar etmiş.

Kaymakam durumu anlayınca, muhtara vermiş mühürü; verirken de, “arık işi bittikten sonra köylü çalışkan, şu yolu da tesviye ediversin” demiş.

Yarışlının beyleri ile ilgili muhabbet o gün böyle kapanmıştı.

Ertesi gün  kaysı ağacının altına yüz metre mesafedeki evinden iki dinlenmeyle ve bir dil altı hapı atarak gelen 98 yaşındaki Mehmet amcam, soluklandıktan sonra anlatmaya başladı;

Demokrat Partiyi biz kurmuştuk bu şehirde. Milletvekilimiz de Yarışlı beylerinden Fethi Çelikbaş idi. Fethi Çelikbaş, Hürriyet Partisi’ne geçti, biz de onunla beraber geçtik.Burdur, o seçimde, Hürriyet Partisine dört milletvekili birden çıkardı. Hürriyet Partisinin Türkiye’de çıkardığı milletvekili de dörttü “dedi

Köy Enstitüsü mezunu 82 yaşındaki Veli hocam, “Mehmet abi, bir de Kayseri’den çıkardıydı Hürriyet partisi

Mehmet amcam kesin ifadelerle “Hayır dördün dördünü de biz çıkardık. İşte o kadar

Dört beş fark etmez!

Mehmet Amcam devam etti., “İnönü’nün Burdur’a üçüncü gelişiydi. Yanında Fethi Çelikbaş; Demokrat Partili, daha sonra Hürriyet Partiyi kuranlardan bu bey, CHP’ye geçmişti. İsmet Paşa, Çelikbaş’ın sırtını sıvazlayarak bu delikanlı çok kıymetli delikanlı diyordu. Çelikbaş da İnönü’yü övüyordu.

Partiye geldim, il başkanı Erkazancı’ya, ‘Fethi Bey İnönü hakkında en ağır lafları etmişti, siyaset bu mu’ dedim ve o an bıraktım siyaseti.”

Bu sefer Köy Enstitüsü mezunu Kadir Hocam, “sadece İnönü’ye değil Atatürk’e de laf ediyorlardı”

Mehmet amcam itiraz etti, “Atatürk’e kimse laf edemez!”

Anlatayım dedi Kadir Abi, “Bir gün kahveye geldiler propaganda yapmak için. Demokrat Partililer, ‘Otuz sekiz yıldır bu memleket diye söze başladılar’ söz aldım, ‘herhalde otuz sekizden beri diyecektiniz, otuz sekiz yıl dediniz mi Atatürk’e de haksızlık ediyorsunuz’ İl başkanı ‘Otuz sekizden beri ‘diye ısrar etti. Yanımdaki biri de ‘şarkta kendine yer beğen’ dedi.”

Mehmet Amcam, “Erkazancı’nın denli densiz konuşmaları olurdu bazen. Bizler okumuş yazmış insanlar değildik. Hem şikayet ederdik hem beyler nereye giderse oraya giderdik.

Ağalar- Beyler…

Güce eğilmek…

Bir kader midir?

Kula kul olmak ne demek?

Günümüz ‘Ağalar- Beyler’i merkebin  mokuyla, arığın taşı toprağıyla ilgili değil ama…

Hayatımızın her anında…

Kimi, bir metrekarelik bezi kutsallaştırıyor.

Kimi, etnik farklılıklar yaratıyor.

Kimi, asgari ücretin altında sosyal güvencesiz çalıştırıyor.

Kimi, siyaseti tekeline alıyor.

Buna da demokratikleşiyoruz deniyor.

Daha fazla demokrasidir bunun adı, bir başka deyişle Yarışlı demokrasisi…

Ağalar-Beyler demokrasisi…

Sıradan temsili demokrasiye ne zaman kavuşacağız?

Bizleri gerçekten temsil eden…

.

.

.

 
< Önceki   Sonraki >
 
 
 

 






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Gazete Oku


Başlangıç 01.01.2007
Ip Adresiniz: 38.103.63.16
Şuanda 40 misafir ve 3 üye bağlı
  • ihozer
  • fantasia
  • koshhh

Free Page Rank Tool   Basın ve Yayın