|
Akşam eve dönerken dolmuşta arka sırada oturan iki kişi konuşuyordu.
- Haberlerde şöyle bir duydum. Doğuda yine mayın mı ne patlamış. Galiba 2 er şehit olmuş. Akşam haberleri iyice dinleyelim. Ben kaçırırsam sen izle.
- ÜZGÜNÜM! AKŞAM DİZİM VAR. Memleket meselelerine kafa yoramam.
Artık Türk ailesinin geleneksel görüntüsü; gündüzleri işlerin karşısında koşuşturma, akşamları bir dizi karşısında kendinden geçip, gözler yorgun, uykuya dalma pozisyonu oldu.
Bu nedenle ülke gündemi ne kadar yoğun olursa olsun, bu gündem ancak dizi aralarında gösterilen reklam kuşağında konuk olabilmektedir.
Bir dizide kumandayı elinde tutan ( uçağı yöneten pilot gibidir o anda) seyrettiği dizide reklam başlayınca diğer dizileri de dolaşır ve hepsinde reklam görünce memleket meselelerine dönüş yapar.
Bir gözü televizyonda “Ya dizi başlar da kaçırırsam” diye bir iki laf etmekte ve memleket meseleleri dizilerin barajını aşamadığı için ancak birkaç dakika gündeme gelme hakkına sahip olabilmekte.
Dizilerden arta kalan zaman mı?
O zamanı da “Az sonra…az sonra” diyerek vurgulayan magazin programları doldurmakta.
Flaş…Flaş…Şok…Şok…
Bilmem hangi ünlü bir diğeri için ne demiş?
Araştırmalar bir ailenin ortalama dört saatini televizyon karşısında geçirdiğini belirlemiş.
Dizilerimizin mekanları da oldukça ilginçtir.
Yurt dışında bizim dizileri seyredecek olsalar “Hımm bunların hiç konut sorunu yok. Hepsi son derece lüks evlerde oturuyor” diye düşüneceklerdir. Ülkemizde konut sorununun çözüldüğünü, hemen hemen herkesin lüks içinde yaşadığını sanacaklar.
Dizilerde oynayanlara gelince…
Onlar da tam hayalleri süsleyen tipler. Erkekler yakışıklı, kızlar güzel.
Dizilerin bir ortak noktası ise dizi nerede başlarsa başlasın ister Hakkari’de, ister Edirne’de bir vesile ile dizi oyuncuları tası tarağı toplayıp mutlaka İstanbul’a geliyorlar.
Dizi trafiğinden başı dönenler, bir de bütün dizileri takip ediyorlarsa eğer oyuncuları da birbirine karıştırmaya başlıyorlar.
Yine bir yemek davetinde yemek bittikten sonra evin yaşlıları televizyon karşısına kurulmuştu. Belli ki dizileri başlamıştı.
Mustafa amcanın dizi trafiğinden başı dönmüş olmalı ki hangi dizi kahramanı hangi dizide oynuyor karıştırmış iki de bir eşi Makbule’ye sorup duruyor;
- Hanım bu kimdi?
Makbule teyzenin gözü televizyonda:
- Şu kadının kızı
Mustafa amca:
- Ha…şunun da kardeşi mi?
- He..
- Bu kız geçen bölümde kaza geçirmemiş miydi?
- He…
- Kızı kazadan kurtaran bu çocuk değil mi?
- He…
Bu konuşma böyle sorulu ama sadece “He…” cevaplı sürüp gitti. Belli ki Makbule teyze diziden kopmak istemiyordu.
İşte öyle bir mal üretildi ki ülkemizde herkesin kolayca tükettiği…
O mal sayesinde dünya unutuldu…
Tüketilen, yaşanacak olan güzellikler, yaşanması beklenen gelecek oldu.
Bitmek…tükenmek üzere hızla yol alıyor.
Her Gününüz Güzel Olsun.
.
.
.
|