Anasayfa arrow YAZARLAR arrow İSMAİL HABOĞLU arrow NE VAKİTLER KAYBETMİŞİM
Prev   Next   Pause   Play     Scroll   Fade   ScrollFade
NE VAKİTLER KAYBETMİŞİM Yazdır E-posta
25 09 2007

Bu başlığı okuyunca, okuyanlarımızın her biri başka şey düşünecektir. Kimi kağıt oyununda, kimi tavlada, kimi anlamsız sohbet toplantılarında kaybedilmiş zamana acıdığımı sanacaklardır. Bunun dışında, başka düşünenler de olacaktır. Halbuki ben, tamamen masum ve biraz da ilmi olan kayıplardan, kayıplarımdan bahsedeceğim. Sizin de böyle kayıplarınız olmuşsa, belki pişmanlıklarımızda da birleşmiş olacağızdır.

Biliyorsunuz elbette ki, ben köylüyüm. Ama, şimdi bizim köy, artık köy değil, bir beldedir. Belediyemiz de vardır.

İşte, bu köyden çıkıp gelip orta okula yazıldığımda, köyde hiç duymadığım sözcüklerle karşılaştım. Türkçe dersinde, Ruşen Zeki rahmetli hocamız, Şuhudi mazi, nakli mazi ve daha bir çok böyle hiç duymadığım sözcükler konuşurdu. Kitaplarımızda da bunlar yazılı idi. Bunları öğrenerek sınıflar geçtik. Aslında, bu sözcüklerin anlamını hiç bilmeden ben okullar bitirdim ve dereceler de aldım. Bunlara inansanız iyi olur; inanmayanlar da arkadaşım Abdullah Ercan’a sorabilirler. Onun da bir şeyler anlamış olduğunu sanmam.

Lise tahsilimiz sırasında, bilhassa edebiyat ve jeoloji derslerimizde, anlamını hiç bilmediğim sözcükleri yine duydum. Üniversitenin başka türlü geçtiğini düşünmeyiniz. Osmanlıcayı benim bilmem ve anlamam mümkün değildi. Bir barsak tüberkülozu yenmesi mümkün iken, onun Osmanlıcasını söylemenin ne kadar abes olduğunu şimdi daha iyi kavrıyorum.

Ben ve benim sınıfıma yakın olanlar, gerek derslerde ve gerekse okuduğumuz kitaplarda adını ve kendisini bilmediğimiz nebat ve çiçek, hatta sebze isimleri de okuduk. Örnek vermek istiyorum: Manolya, açelya, kamelya, beyaz zambak, ful, orkide... Bunların ne olduklarını ben hiç öğrenemeden, bunlar hakkında yazılmış kitaplar okudum ve hikayeler dinledim. Benim yalnız olduğumu sanıp ta, kapasite eksikliğimi düşünmenizi istemem. Kamelyayı, şimdi bile, içinizde gören kaç kişi vardır.

Bunların bir kısmını şimdi biliyorum. Benim bahçemde de bunlar bulunuyor. Manolya yetiştirmeyi beceremedik. Krizantem denilen çiçeği de son bir hafta içinde öğrendim ve bahçeme bolca da diktim. Çünkü bunların bir kısmı artık Çorum’da, çiçekçilerde de satılıyor. Çiçekçilere teşekkür etmek istemez misiniz?

Fransa’da ihtisasta iken, Rum Atinalı arkadaşlarım vardı. Liyon (Lion) da bir de Rum öğretmen tanımıştık. Ermeni asıllı arkadaşlarım da vardı ve onlar da benim gibi Fransızca öğreniyorlardı.

Bu Rum asıllı tanıdığımız öğretmen bir gün bizi alıp sebze pazarına götürdü. Pazarda sebzelerin kağıt üzerine resimlerini bize çizdirdi ve sonra da Türkçe ve Rumca isimleriyle Fransızca karşılıklarını resmin yanına yazdırdı. Öğretmen, mesleğinin bütün inceliklerini biliyordu. Dil böyle öğrenilir diye de, nasihatini bize yapmayı ihmal etmedi.

Asıl demek istediğime geliyorum. Başka medeni ve gelişmiş ülkelerde, her şeyin atlası var. Bizim tıp fakültesinde de anatomi ve histoloji atlasları vardı. Bunları paramızla edinmemiz mümkün değildi. Pahalı kitaplardı bunlar. Anatomi atlasları gibi, nebahat atlasları, hayvanat atlasları görmüşümdür. Nebatların atlasını, Yozgat Lisesi'nde Fazlı Bilecen hoca temin etmişti. Bozulmasın, yıpranmasın diye, kitaplığın en mutena yerinde saklanırdı. Tıbbiyede bunların hepsini gördük ve fakat edinme imkanı bulamadık. Benim kitaplığımda bunlar şimdi de yokturlar. Bunlar kitaplıklarda bulunmadıkça da, bizim eğitimimiz hep nazaki olarak kalacak ve isimlerini öğrendiğimiz halde, bir çok şeyin, kamelya gibi, kendisini bilmeden hayatımız sona erecektir.

Müspet bir yol takip eden milletler için, bunların hepsinin yapılması imkan dışı değildir. Bunlar için elbet para da sarf edilecektir. Türkiye’de paralarımız nerelere sarfetilmiyor ki? Şu bizim Çorum’un bir haritası var mıdır? Varsa, bolca bastırılıp satışa verilmesi gerekir. Bir yabancı veya bir Türk, şehri tanımak istediği zaman, çantasından bir Çorum haritasını çıkarıp onun üzerinden öğrenmeye başlamalıdır. İleri dediğimiz ülkelerde bunlar var. İleri olmak için, bunların yapılması gerekir. Bunları adam yapıyor. Adamın yoksa, paran olsa ne işe yarıyacaktır? Bizde para da yok!..

 

.

.

.

.
 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

DEVREN SATILIK CD MARKET
Satmak Istiyorum (01.12.2008)
MATEMATİK ÖĞRETMENİ ALINACAK
İş Verenler (01.12.2008)
ELEKTRİK TEKNİSYENİ VEYA TEKNİKERİ ALINACAK
İş Verenler (01.12.2008)
2005 BORA
Satmak Istiyorum (30.11.2008)

 
= Fotoğraf Var

Firma Rehberi

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 72 misafir ve 7 üye bağlı
  • taksici2012
  • cyanardag
  • footballer.cak
  • fth_ozcan
  • seko93
  • hayrettin1907
  • ozcanozcatalbas

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın  

Siyeteyi en iyi Explorer7 ve Firefox3 ile izleyebilirsiniz.

 

Ip Adresiniz: 38.103.63.55