|
Yazık oldu Hrant Dink’e. Daha olgunlaşacağı, soyuna, milletine ve memleketine, belki de tarihimize büyük hizmetler yapacağı ümitlerimizi yarı yolda bıraktı. Ölüm için, hiç kimse vaktinde olduğunu söylemezse de, Hrant Dink için cidden olmaması gereken bir zamanda gelip çattı. Mukadderatı değiştirmek insanların elinde bulunmuyor. Defin yolunda arkasından yürüyenleri bir an için kalkıp ta görmesi imkanı olsa, Türkiye’de doğmaktan, şüphesiz Ermeni asıllı olmaktan gurur duyardı. Fakat, en büyük gururu, Türk milletinin bir evladı olmaktan duyardı.
Hrant Dink’in katlediliş olması, dünyayı ve de memleketimizi dalgalandıracak, belki de çalkalandıracaktır. Bu meş’um katillik olayını, Türkiye aleyhine istismar edecekler bulunacaktır. Bunların aradıkları fırsatı, Dink’in böyle öldürülmesi onların eline vermiştir. Bunun için yapacak pek bir şeyimiz yok.
Dink’in böyle öldürülüşü, Türk dostu olan Dünya insanlarını da çok üzmüş olarak, onlara içten duygularını ifade etme imkanını verecektir. Bütün insanlık Türk düşmanı değildir. Memleketimizi ve de milletimizi, Türk Milleti adı altında seven pek çok insan vardır. Genellikle de bu iyi kalpli dostlarımız okumuş insanlardır.
Eğer, Hrant Dink, bizim kendisinden önce öldürülen aydın insanlarımız gibi belirli sapıklar veya çıkmaz yolun yolcuları ideoloji sahipleri tarafından öldürülmedi ise; Türkiye’nin parçalanmasını isteyen her devlet ve kuruluştan şüphe etmekte hakkımız vardır. Sefirlerimizi öldüren Ermeni terör örgütünden bile bunları beklemek imkan içinde düşünülmelidir. Yetkililerimiz ve bu katillik olayını tetkik etmekte olanlar, kılı kırk yararak, sorunları tetkik etmelidirler.
Biz de, bu yazıda, alışık olmadığımız bir telgraftan bahsetmek istiyoruz. Hrant Dink’in eşine, çocuklarına ve yakınlarına taziye telgrafları gelecektir. Bunları, medeni bir hassasiyet olarak kabul ederiz. Ancak bu taziye telgraf veya mektupları, bilgisayar ile gönderilmiş olsa bile, bir nezaket hudutları içinde ifadeler taşımış olması gerekir. Başsağlığını bahane ederek, içte çöreklenmiş kinlerin yazıya çevrilmesi nezaket kaideleri arasında sayılamaz. Hele hele, taziyeler, tahrik unsuru olarak kullanılamaz. Bunlar, nezaket sorunu olarak kalmıyabilirler de.
Fransız Cumhurbaşkanı sayın Chirac, Bayan Dink’e gönderdiği taziye telgrafında, “Yasta ve zor günlerde desteğimden emin olunuz” diyor. Sizlerin nasıl düşüneceğinize karışmam ama, benim için bu cümle, nezaket cümlesi olarak kabul edilemez. Bu bilgiyi açıklayan da bayın Dink değil, Fransa’nın Türkiye nezdindeki sefiridir.
Ortada bir katillik olayı var. İşin mahiyeti de daha biliniyor değil. Herkesin, canla başla çalıştığı da görülüyor. Biz Fransız Cumhurbaşkanının taziyelerine karışıyor değiliz. Niçin bu yazıyı gönderdi diyenimiz yok. ancak, cümledeki yas ve zor günlerdeki yardımın anlamı nedir? Sayın Fransa’nın Cumhurbaşkanı neden rahatsız olmuştur ki, Bayan Dink’e böyle cömert vaatlerde bulunmaktadır?
Bayan Dink, bizim vatandaşımızdır. Ermeni soyundan gelme bir kardeşimizdir. Yasına milletçe katılmış olduğumuzu da gözleriyle görmüştür. Bizim yasa katılmamız, sayın Chirac’ın katılmasından derece itibariyle geri mi sayılır?
Yardıma gelince, Bayan Dink’in durumu yardımı gerektiriyorsa, bizim devletimiz bunu yapacaktır. Gerekirse, ötekilere yapılmayanlar, bayan Dink ve çocukları için yapılabilir. Meclis’ten özel kanun çıkarılarak çocuklarının eğitimleri ve eşinin geçimi temin edilebilir. Büyük ihtimalle, Hükümetimiz bunları düşünecek, muhalefet partilerimiz de getirilecek kanunu destekliyeceklerdir. Sayın Chirac’ın üslubunu beğenmedik. Başlıkta söylediğimiz gibi, Cumhurbaşkanı De Gaulle olsa, bu üslubu kullanmazdı da, demekten kendimizi alamadık.
Bir Cumhurbaşkanı, böyle bir anda, her sözcüğü tartarak konuşmalıdır. Hele Fransa’da çıkarılan sözde soykırımı inkar yasasını düşününce, her noktayı düşünme hakkımız vardır. Hele, Birinci Dünya Savaşı sırasında, İngilizlerle birleşik olarak, batıdan gönderilen Ermeni tahrik havasını bilen insanlar olarak, hassas bulunmamız da bize ak sayılmalıdır.
Aslında, Hrant Dink’in acılar içinde bırakıp gittiği karısı ve sevgilisi Bayan Dink, kendisinden beklenilenleri, çok ileri bir üslup içinde konuşarak, ince ve yüksek duygularını ifade etmiştir. Bu veda konuşması, belki, Chirac için de bir cevap teşkil edecektir.
|