|
“Ülkemizin güzide köylerinden birinde fi tarihinde köy ihtiyar heyetinden bir üye aniden ölmüş. Onu yerine köyün sakinlerinden orta halli bir amca ihtiyar heyetine seçilmiş. Ömründe ilk defa böylesi önemli bir görevi üstüne alan amcamız, ertesi gün komşularına bir ziyafet vermiş. Çok önemli birine komşu olduklarını düşünen komşular da hediyelerle davete gitmişler. Yenilmiş…İçilmiş…
Yeme içme faslından sonra kahveler içilirken bizim hacı amcamız şöyle bir doğrulmuş. Herkes de toparlanıp pür dikkat dinlemeye hazırlanmış. Günün anlam ve önemi hakkında bir konuşma yapacağı düşünülürken, bizim amcamız kısa bir sessizlikten sonra lafa girmiş, “Ey şu kurban olduğum Allah’ın işine bakın. Daha bu sabah bende sizin gibi aciz bir kuldum.”
Evet…
Meclis odaları vekillerini kutlamaya gelenlerin, renk renk boy boy çiçekleri ile dolup taşıyor şimdilerde. Telgraf çeken, kutlamak için uzun kuyruklar oluşturan halkımıza gerine gerine bakıp, “Hey kurban olduğum Allah’ım. Daha dün bende onlar gibi aciz bir kuldum” diye düşünüyorlar mıdır acaba?
Düşünseler de haklarıdır.
Çok uğraştılar, çok el sıkıp çok kapı çaldılar.
Kimisi yüzlerine güldü…
Kimisi alay etti…
Kimisi olmayacak sorularla onları açmaza sürüklemeye çalıştı…
Bu gün tüm bu eziyetler bitti. Seçilmişliğin keyfini sürmeye sıra geldi. İçlerinde yangınla…
Artık rozetler takıldı…
Laciler çekildi…
Meclis TV’de sık görülecek bir koltuk da kapıldı…
Vekilliğin, ayrıcalıklı olmanın tadı çıkmaya başladı…
Hatta tadından yenmeyecek kıvama bile geldi…
Olmayacak vaatlere kananlar mı?
Onlar, oy verene kadar hep önemsendiklerini sandıklarından bu düşüncelerine son vermenin zamanının geldiğinin farkına vardılar ve yine günlük yaşam kavgasının içine, her geçen gün büyüyen çaresizliğe, güçsüz olduklarını kendilerine hissettirecek hayata geri döndüler. Onlarında içlerinde bir başka yangın vardı…
Hep bir umutla beklenirken iyi haberler, birbirimizi teselli etmek yine bize düşer.
Rozet yerine yakalarında bir tomar borçla…
Laciler yerine yamalı elbiselerle…
Bir daha yine seçim mi var?
Aman! Bir dahaki seçime kim öle, kim kala?
Hani Timur’un emriyle eşeğe okuma yazma öğretmeyi üstlenen Nasreddin Hoca’nın meşhur deyimiyle,
“Hele o gün gelsin. Ya eşek ölür, ya Timur, ya ben” demiş ya…Hesap o hesap
Bu günler sevinme günü.
VARSIN TADINI ÇIKARSINLAR BAKALIM MUTLULUĞUN
Her yangın önce başladığı yeri yakar ama.
Ve ufukta görünen o ki, mutluluk tek kişiliktir aslında…
Her Gününüz Güzel Olsun
.
..
.
|