|
Biz, daha işin başında, AKP’nin seçimini bir zafer olarak kabul ettik ve kendilerine kutlamalarımızı da ilettik. Tekrarlıyoruz ki, bu önümüzdeki beş yıl içinde, kendilerinden ülkemiz için hayırlı hizmetler bekliyoruz. Anayasa’yı yeniden yapma teşebbüslerini de iyi karşılıyoruz. Muhalefet, kendilerine yardımcı da olacak, düşündüklerini meclis kürsüsünden bildirecektir. Yardımcı olmak demek, AKP’nin söylediklerini ve düşündüklerini aynen kabul etmek değildir.
Bu Anayasa sivil olacaktır. Sivil (Civile) sözcüğü, Fransızca asıllıdır ve anlamı da, medeni demektir. Türkçe’de sivilin anlamı ise, başıbozuk, demektir. Karşıtı da resmi, daha açıkçası askeri demektir. Biz, sivil sözcüğünün Fransızca’daki anlamını kabul ediyoruz. Herkesin de böyle anlamasını rica ediyoruz. Başıbozuk sözcüğü Türkçe’de unutulmalıdır.
En çok Anayasa değişikliği yapan veya anayasa’yı toptan değiştiren ülke bizimkidir. Yönetenler, kendi fikirlerine bir engel bulduklarında, kendilerini Anayasa’ya uyduracaklarına –ki doğrusu budur- Anayasa’yı kendi fikirlerine uydurmaya kalkıyorlar. O zaman, ya değişiklik oluyor, veya Anayasa toptan değişiyor. Son Anayasamız 1980 müdahalesinden sonra yapılmıştır. Onu yapanlar da, şimdiki taslağı hazırlayanlar gibi, tanınmış ilim adamları idi. Her defasında da halk oylamasına sunulmuştu. Son Anayasa, % 99 kabul görmüştü. Değişiklikler neticesi olarak ta, Anayasa’nın eski halinden bir şeylerin ortada kaldığı söylenemez. İnşallah, bu sonuncu tutarlı olur. Asker müdahalesi de yoktur. Muhalefet engellemesi ise düşünülemez. Demek istiyorum ki, bahanesiz bir Anayasa ortaya gelecek demektir. En azından, benim temennilerim bunlardır.
Bir de bilgi aktarımı yapmak istiyorum. Yaptıklarımın hiç birisi eleştiri değildir. Milletin eleştiri istemediğinin bilincindeyim. Bilgi vermemizi istemeyenler de çoktur. Ancak, biz ve ben, Türk milletinin vatandaşlarıyız. Bizim de haklarımız vardır.
1956’da, Fransız generali De Gaulle, malikhanesinden millete seslenince, millet ayağa kalkmıştı. Ayağa kalkış para etmedi ve General De Gaulle, Fransa’nın tek hakimi olarak ortada göründü. Meclis feshedildi ve Cumhurbaşkanı yetkilerini meclis başkanına bırakarak istifa etti. Ortada iki şey vardı: De Gaull ve Fransa. General, tek başına, koca Fransa’ya şekil verecekti. Verdi de. Hala o şekil devam ediyor. Yarı Başkanlık sistemi denilen ve Türklerin bilmeden heveslendikleri şekil, böylece ortaya konmuş oldu.
De Gaulle, bunu nasıl ortaya koydu?
General, ortada tek yetkili olunca, partileri de çalışmaktan durdurdu. Partilerin Genel Başkanlarını çağırdı. Kendi başkanlığında bir heyet kurdu. Anayasa’yı, De Gaulle bunlara hazırlattı. Bu çalışma üç ay sürdü. Üç ay sonra, bu hazırlanan yeni Anayasa taslağı referanduma götürüldü. De Gaull’ün şartı da vardı. Anayasa kabul edilmezse, De Gaulle, evine çekilecekti. Anayasa kabul gördü ve Anayasalı Fransa, eski partilerle seçime gitti. İşte, Fransa’da, bu kadar seneden beri yürürlükte olan De Gaulle bir generaldir ve yerine, darbeyi tek başına yaparak gelmiştir. Bu bir darbe değilse, darbe ne demektir? De Gaulle, asker değilse, asker kimdir? Neden, Fransa’da bir asker korkusu yok; neden, Türkiye’de bir asker korkusu var? Veya, neden Fransızlar askerlerine bizdeki gibi yan bakmazlar? Neden bir asker beyanatı, Fransa’da bir olay yaratmaz? Neden, Türkiye’de insanlar, kendileri için istedikleri hakları, kendilerinden olan askerler için kabul etmezler?
Bizim askerlerimiz de, bu defa akıllarını iyi kullanıyorlar demektir. Meclis, millet tarafından seçilmiştir. Tek parti, AKP büyük başarı kazanmıştır.
Anayasa’yı bu başarılı parti yeniden yapmaktadır. Referandumdan bu Anayasa geçecektir.
Bu, AKP’nin yaptığı Anayasa’dan, Türk devrimlerinin işaretleri ve kayıtları silinmeyecektir. Anayasa laik olacaktır. Devlet yönetimi, eskisi gibi laik olacaktır. Türkiye, AKP’nin yaptığı bu yeni Anayasa ile, ılımlı islam yönetimine dönmeyecektir. Cumhurbaşkanımızın yaptığı yemine sadık kalacağı da görülecektir. Bütün bunlardan sonra, bütün bu yetkilerden ve tatbikattan sonra, hiç bir politikacının, seçimlerde vatandaşlarımıza söyleyeceği bir şey de kalmayacaktır.
Millet te, durumu görünce, artık gidilecek yolun doğrusunun bu olacağı bilgisine erişecektir. Galiba, bu da bir devrim olacaktır. Hem de bu devrimi, karşıt devrim insanları sanılanlar yapmış olacaklardır. İşte çağdaşlık ta budur.
.
..
..
|