|
15 09 2007 |
|
Atilla Ağabeyin zoruyla yazıyorum. Yıllık değil 11 yıllık izinin ardından haberlere bile doğru düzgün yoğunlaşamadım. Aslında epey söz birikti. Ufaktan konulara girmezsem hiç yazamayacağımı düşünmeye başlayınca, Atilla Ağabey de zorlayınca “Hele bir başlayalım” dedim.
* * *
Dün iki cenaze birden vardı. Birisi avukat Muammer Küçükuncu ağabeyim, diğeri sevgili dostum İlyas Akyol’un babası Mehmet Akyol’undu. İkisi de fazlasıyla üzdü. Cenazelerin ikisi de Ulucami’den kalktı. İkisinin de yattıkları yerin ışık olmasını diliyorum.
* * *
Çocukluğumdan sonra ilk kez önceki gün motosiklete bindim. İftar saati sıralarında bizim Erkan eve bırakmayı teklif etti. O saatte ne otobüs ne başka bir araç bulabileceğim için istemeye istemeye kabul ettim. “Aslanım bu bizi taşımaz, evim yokuşta. İkimizin de maşallahı var, en az dört kişi ediyoruz” dediysem de Erkan’ı ikna edemedim. Korka korka bindim. Tam bir çaresizlik içinde olmalıyım ki, şeytan işi alete oturdum.Sakatlık şuradaki, Erkan’da tik var. Dokunur dokunmaz herif hopluyor ve basıyor kalayı. Yahu zaten dengede duramıyorum, motosiklette de tutunacak yer yok, Erkan’a sarılmayım da ne yapayım. Anlayacağınız daha biner binmez pişman oldum. Neyse Erkan deneyimli olmalı ki başladık gitmeye. Güvencemiz herkesin iftar saatinde evinde olması. Karşıdan ya da arkadan bir ışık görsem hemen bildiğim duaları okumaya başlıyorum. Az kalsın bir minibüse çarpacaktık ta zaten. Hayır işin kötüsü çarpınca öbür dünyayı boylamak değil, ertesi gün “Motosikletle minibüs çarpıştı, minibüs hurdaya döndü” gibisinden bir habere konu olmak. Evime vardığımda neredeyse şeytan işinden inip toprağı öpecektim.
* * *
Ramazan öncesi şöyle bir gezip piyasayı öğreneyim dedim. Başta hazır elbiseciler olmak üzere gıdacılar dahil herkes “Öldük bittik” lafları etti. Okulların açılmasına ve kışa girmemize az kalmasına rağmen hazır elbiseciler ağlıyordu. Ramazan başlamasına rağmen de gıdacılar dertliydi. Ekonominin iyi gittiğine yönelik laflar neyin nesi ben anlamadım. “İşler berbat” diyenlere ilk sorduğum ise “Kime oy verdin” oluyordu. O zaman çoğu ağlamayı kesiyor.
.
..
.
.
|