|
Bağlama ile ilgili yazım Agah Beyin hoşuna gitmemiş. Yanlış anlamayın, yazının içeriğinden söz etmiyorum, kaleme aldığım acemice dörtlük beğenmediği. Telefonda bir yandan gülüyor, bir yandan da “Sen en iyisi bildiğin işi yap ve bir daha şiir yazma” diyordu.
Şair olmadığımı ben de biliyorum. Başımda kavak yelleri estiği dönem bile şiir yazmaya kalkışmadım. Gevezeliğimle açığı kapatmaya çalıştım hep. Aşık olduğum kızlara anasını kaybetmiş dana gibi bakıp, ne kadar duygusal olduğumu anlattım sadece. Bu taktik bayağı da işe yaradı laf aramızda. Şiir gibi beceri işleri ustalarına bırakmayı yeğledim. Buna rağmen yazdığım dörtlüğün o kadar da kötü olmadığını düşünüyorum.
Şaka bir yana Musa Eroğlu’nun yarısı Çerkez yarısı muhacir Agah Bey’e hediye etmesini kıskandım sanırım. Biz daha kundaktan itibaren başucumuzda bağlama dururken çalmayı beceremedik, Agah Bey ne yapacak açıkçası merak da ediyorum. Sahi Agah Bey’e hocalık yapacak en yakınında Sayın Başkanımız var değil mi? Hem ne kadar inatçı olduğunu da biliyorum. Eminim sebat edip Urfa Semahı’nı, Tevhidi falan öğrenip bize de çalar. Agah Bey saz-söz sizden, yeme içme benden. Var mısınız?
* * *
Bakan Hüseyin Çelik’in Belediye ziyaretini ben izledim. Kendisine leblebi ikram edildi. Bakan Çelik, Milletvekili Kafkas’ın “Biz nohuta haysiyet kazandırıyoruz” lafı üzerine tuttu, “Madem o kadar kutsiyeti var, kıbleye dönüp de yiyelim” demez mi? Açıkçası espriyi anlamadım. Ama Mustafa Kemal Atatürk’ün Çorumlu’nun haysiyet kazandırdığı leblebiyi nasıl şereflendirdiğini çok iyi biliyorum. Bu yazıyı yazdıktan hemen sonra Fenerbahçe maçını izlerken aynısını yapmaya ise çoktan karar verdim.
* * *
Hrant Dink cinayeti sonrası yaşananlar açıkçası böyyük gazetelerin köşelerini tutan çoğu böyyük yazar gibi beni umutlandırmıyor, aksine korkutuyor. “Hepimiz Hrant’ız hepimiz Ermeni’yiz” sloganını sevmedim. “Hepimiz insanız” daha bir otururdu sanki. Başlarda, törende Türk bayrağının olmamasını da yadırgamıştım ama sonraki yaşananlara bakınca safça bir beklenti olduğunu gördüm. Cinayet fazlasıyla üzdü. Ancak, bu olayı fırsat bilip ırkçı milliyetçilik değil, dikkat edin, Atatürkçü, Ulusalcı güç birliğine yönelik tepkiler daha çok canımı sıktı.
TÜSİAD’la AKP’nin problemi var gibiyken, bir an da AKP’nin sağdaki alternatifi MHP ile kapıştırılması ise hem şaşırttı, hem düşündürdü. Solda CHP’nin, sağda MHP’nin önünü kesmenin yolu, öncelikle ulusalcı güçleri bölmekten geçiyor. Belli ki, bunu da sadece ben görmüyorum.
|