|
Tarih 28. Ağustos 2007
Saat: 15.00
Yer: Dinleyici Locası
Giriş: TBMM Ana bina
Davetiye numaram: 0367
İŞTE 367’Yİ BEN BULDUM SONUNDA. Türkiye Cumhuriyetinin 11’inci Cumhurbaşkanı’nın “And içme Törenini” onurlandırmam adına verilen davetiyenin sol üstünde yazan numaramdı bu.
Meclis Genel kurulunun kulisinde konuştuğum, Meclis Başkanımız Sayın Köksal Toptan ve Sayın Abdulkadir Aksu ile de günün konusu oldu o gün.
Sayın Aksu,
“Nerden buldun bu numarayı? uğurlu bir sayı” dediğinde,
“Ben bulmadım efendim, kendisi geldi” dedim.
Sayın Toptan’da,
“İyidir, iyi” diyerek destek çıktı.
Ben her ikisine de,
“Efendim bundan sonra ben sizi aradığımda ismimi vermeyim de 367 arıyor” diyeyim dedim. Aramıza Kayseri milletvekili Sadık Yakut’un da katılımı ile hoş bir sohbet başlamış oldu böylece.
Hani derler ya “Tatlı yiyelim, tatlı konuşalım” diye…
Tatlı başlayan sohbet de tatlı bitti tabi. Sayın Abdullah Gül’ün oylama sonunda Türkiye Cumhuriyetinin 11’inci Cumhurbaşkanı olarak seçilmesiyle.
“Dün şöyle olmuş, bugün böyle olacak”, “Biz demiştik, yok siz söylememiştiniz” sözlerini ve ağız dalaşlarını bir kenara bırakıp, Türk halkının refahı ve geleceği adına ileriye bakıp el ele çalışmalar yapmak yakışır şimdi Meclisteki tüm siyasi partilere.
Tek başına iktidar olabilme hakkını Türk halkı sırası ile DP, AP, ANAP VE AK Parti’ye verdi.
Ve hepside meclis içinden kendi Cumhurbaşkanını seçti bu güne kadar. Yani herkes hakkı olanı kanun ve yasa çerçevesi içinde aldı.
Sol ise, halkın kültürel değerleriyle uğraşmayı bırakıp, ekonomik gelişmeye ve üretim trendine yönelerek “umut” olmadığı sürece, “öcü” lerini göstererek hele de bu mevcut kadroyla asla başarılı olamaz.
Alt yapı önemli ise ve malum olduğu gibi üst yapıyı da alt yapı belirliyorsa 1946 seçimlerinden beri de sağ, halkla beraber barışık bir kulvar izlemişse, iğneyi kendilerine batırma zamanları gelmemiş midir daha?
Hezeyanların toplum nezdinde itibar görmediğini anlamamak mümkün mü?
Kendisine tevdi edilen emanete gereği gibi sahip çıkamayanların; ait oldukları meclisi boykot etmesinin faydasının olup olmayacağı iye değerlendirilmeli. Cumhuriyet ile Demokrasinin, Güvenlik ile İnsan Haklarının sürekli tokuşturulmasını vatandaşın istemediği bir süreci yaşıyoruz
Bu süreçte hem millet olarak, hem hükümet olarak, hem de muhalefet olarak 72 milyon insanın huzur ve refahı ile milli gelirin en üst seviyeye çıkması için tüm yoğunluğu bir arada toplamak esas alınmalıdır.
Elbette farklılıklarımız olacaktır.Ama bunu çatışma unsuru yapmak yerine, anlaşma, pekiştirme, birleştirme unsuru olarak algılamamız gerekmektedir.
Türkiye Cumhuriyetinin 11’inci Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül’ün yolu açık olsun.
Her Gününüz Güzel Olsun.
..
.
.
.
..
|