Anasayfa arrow YAZARLAR arrow ALİ EMİROĞLU arrow PARTİLER ÜSTÜ OLMAK
Prev   Next   Pause   Play     Scroll   Fade   ScrollFade
PARTİLER ÜSTÜ OLMAK Yazdır E-posta
04 09 2007

Bizim bildiğimiz, en azından benim düşünceme göre, insanlar parti üstü olamazlar. İnsanlar, olsa olsa, partiler dışı olabilirler. Partiler üstü ile partiler dışı olmak, aynı şeyler değildir.

Biz, bir kaç defa ve önceleri, insanların hep partiler içi olmaları gerektiği üzerinde yazılar da yazmıştık. Sadece İngiltere Kraliçesi’nin, partiler üstü olacağı düşünülebilir de demiştik. Onun da, İngiliz milletinin yönetiminde bir yetkisi bulunmuyor. İngiliz Kraliçesi saltanat sürer, devlet yönetmez. İktidara kim gelirse, Anayasaları gereği, ayrılanın istifasını kabul eder ve işe başlayacağın da görev kağıdını eline verir. Savaşta bile, her şey Kraliyet adına yapılır göründüğü halde, Kral ve kraliyetin temsilden başka bir yetkisi yoktur. Saygınlığı vardır, demek, belki de durumu en iyi anlatmaya yeterlidir.

Cumhurbaşkanlarımızdan sayın Süleyman Demirel, yerli yersiz, kendisinin partiler üstü olduğunu söylüyor. İşte biz, sayın Cumhurbaşkanının bu sözünü kıymetlendirirken zorluk çekiyoruz. Sayın Süleyman Demirel, bizimkine benzeyen bir köylü ailesinden geliyor.. Onun bir hanedan mensubu olmadığını hep biliyoruz. Asalet anlayışı da bizimki gibi olacaktır. Bizimki de, Napolyon asaleti anlayışının aynıdır. Napolyon, kendi asaletini kendisi ilan etmiştir. Hem de, ayaklarındaki çizmeyi yere vurarak çıkarılan sesle insanları uyarmış ve kendisinin asaletini ilan etmiştir. Napolyon, aslında, insanların asalet anlayışı ile alay etmiştir. Asıl asalet anlayışı, benim köylü babamın anlayışıdır. Benim babam çiftçi Aziz Ağa “İnsanların eşit yaratıldığını, ancak, insanların ilimleriyle, irfanlarıyla ve insanlara hizmetleriyle birbirinden farklılık göstereceklerini” söylerdi. Siz buna asalet te diyebilirsiniz. Babamın, Napolyon’un, benim ve bizim büyük insanımız Atatürk’ün söylemek istediğimizi insan farkı budur. Ayırım buradan ortaya çıkacaktır. Bu ayırım insanların gelişmelerinin de esası olacaktır. Bu ayırım, insancı, insani olacaktır. Bu ayırımın ilahi veya Semavi bir tarafı da olmayacaktır.

Ortaokulun Türkçe öğretmeni gibi, işe yaramayacağını bildiğimiz bunları, her fırsat düştükçe söyleyip, yazıp duruyoruz. Tek düşüncemiz, doğruluğuna inandığımız bu düşünce tarzının, az da olsa, başkaları tarafından da benimsenmiş olabileceğidir. Ludingirra adlı Sümerli öğretmen emeklisi ve edebiyatçısı bir insan da, tam beş bin sene önce, yazdığı tablet kitapta, bütün isteğinin, ilerde bu kitabın, kendi yazdığı kitabın okunarak, Sümer edebiyatı hakkında fikir edinmesi, olduğu idi. Bu istek olmuş değil midir? Ben de, bu kitabı okuyan ötekiler ve sizler gibi, Sümer edebiyatı hakkında bir fikir edinmiş bulunuyorum. Beş bin sene sonra, Ludingirra adını bile öğrenmiş bulunuyorum. Şu yazıyı kaleme alırken, bu ismi hafızamdan çıkardım. Demektir ki, Ludingirra’nın beklentileri tahakkuk etmiştir.

Bence bu istek, insan olmanın da vasfıdır. Yoksa, sen de öleceksin. Dinlere şükredilmelidir ki, insanların ölüp kaybolmaları, unutulmaları korkusunu siliyor. Bu ümit yolu için bile, insanların dinlere saygılı olması gereklidir. İnsanlar ,bilgileriyle ve hizmetleriyle ayrılıklar edinerek, kendilerini ölümsüz yapmak için uğraş vermelidirler.

İşte, ben, Süleyman Demirel adını her duyduğumda, böyle bir duygunun içine sürüklenirim. Sayın Demirel’in ebedi olmasını da hep isterim. Bunun neler olacağını da düşünürüm. İsterim dedi, buna inanmanızı da isterim. Bizim ikimiz, orijini bir olan insanlarız. O, benden farklı olarak, mesleğinin de dışında, politika yaparak başarı göstermiş ve çok uzun yıllar, adını toplum içinde anılır tutmuştur. Başbakanlık koltuğuna yedi kere gelip altı kere gittiğini kendisi söylemiştir. Kendisini başbakan ve Cumhurbaşkanı yapan siyasi partiyi de kendisi kurmuştur. Aramızdaki farkı kapatmak imkanı yoktur. Kendimi kendisiyle kıyaslamak için bunları yazıya yerleştiriyor değilim. Benim hizmet verdiğim insanlar da benden önce çoğu ölmüşlerdir.

Sümerli Ludingirra’nın gözü arkada kalmadı. Bunu yapan tablet kitabıdır. Halbuki, o devrin Sümer Krallarından da, aşk tanrıçası dışında, tanrılarından da pek çok biliyor değiliz. Bunların eserleri yoktur.

Size gelince, sayın Cumhurbaşkanımız, pek sessiz kaldığınıza göre, acaba benim düşüncelerim sizin de mi düşüncelerinizi kaplamış durumda!

Sizin, laik ve demokratik Türk devletinin kurulmasında bir hizmetiniz yoktur. Ana, baba, amcalarınız Kurtuluş Savaşı’na iştirak ettiler ise, bu hizmetler onlar hesabına geçecektir. Uzun siyasi iktidarlarınız zamanında, yaptığınız hizmetlerin hangileri, sizin görüşünüzde, sizin ölümsüzlüğünüze hizmet edecektir? Bunu tarih bilir ise de, bizim de bildiklerimiz olacaktır. Ülkenin şu duruma gelmesinde, karşıt devrim başarısında, sizin hizmetiniz yok mudur?

 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

KAPICI
İş Arayanlar (20.11.2008)
MAKİNACILAR ALINACAKTIR
İş Verenler (19.11.2008)
EVDE ÇOCUK BAKILIR
İş Arayanlar (18.11.2008)
BAY-BAYAN ELEMANLAR
İş Verenler (17.11.2008)

 
= Fotoğraf Var

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 67 misafir ve 4 üye bağlı
  • necihassan
  • HANDE
  • idiaminsamuel
  • selahattin1

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın   Free Page Rank Tool

             

Ip Adresiniz: 38.103.63.55