Anasayfa
Prev   Next   Pause   Play     Scroll   Fade   ScrollFade
İKİ KARŞIT ADAMIN, AYNI OLAYI TEFSİRİ Yazdır E-posta
31 08 2007

Bu iki karşıt adamdan birisi rahmetli Attila İlhan, öteki de, tanıdığınız ben, Dr. Ali Emiroğlu’yum. Anlaşamadığımız fikir ise, Türkiye’de laiklik anlayışının totaliter, Fransa’da ise demokratik olmuş olmasıdır.

Onun erken ölmesinden, ahrette cennetten iyi yer kapmak niyetinde olduğunu sanmayınız. Kendisinin de Anadolu ihtilalinin ortaya koyduğu inatçı laiklerden biri olduğunu itiraf ediyor. Bizim, laiklikten uzak olan müslümanlarımızın inançlarına göre, laik insan cennete gidemez. Onun mekanı cehennemdir. Binaenaleyh, Attila İlhan’ın zaten bir cennet iddiası yok. İddiası, bizdeki laiklik düşüncesinin totaliter olduğudur ve bunu da İsmet Paşa Cumhuriyetine bağlamaktadır.

İkimiz, aynı senelerde, elli yıllarında Fransa’ya gitmişiz. O, anlaşılıyor ki, Paris’te, ben de Lyon’da kalmışız. O, lise tahsilinden sonra; ben, üniversite tahsilinden sonra gidiyoruz. Görünüşe göre, ben ondan daha yaşlı, belki da daha bilgiliyim. Burada kullanılmış belki kelimesi bile gereksizdir. Ben, üniversite öğrenimimi burada bitirmiş olduğuma göre, ondan bilgiliyim.

O tarihlerde, devlet radyosundan mevlüt okunması bile Türkiye’de yokmuş. Ben bilmiyorum. Hiç bu noktaya dikkat etmedim. Halbuki, Paris’e gidince, Devlet radyo ve televizyonlarından, her Pazar sabahı, Kiliselerde yapılan din ayinlerinin görüntüleri veriliyormuş. Bu olay, Fransa’da laikliğin yok olduğunu, en azından tehlikede olduğunu göstermezmiş; olsa olsa, Fransa’da laikliğin demokratik, Türkiye’de de totaliter tatbikatının işareti olurmuş. Ayrıca, Fransa’da, Komünist Partisi genel seçimlerde hep birinci parti olarak seçimlerden çıktığından, Türkiye’de bizim, hele polis teşkilatının, Fransa’yı komünist rejimde olduğunu sanırmışız.

Ben de, fırsat düştükçe, geri olduğumuzu söyler ve yazarım ama, Komünist Partisi’nin birinci parti olmasından dolayı Fransa’yı komünist sayanlarımızın olduğunu görmedim. Benim de polisle ilişkilerim oldu. Bunların bir kısmı acıdır da. Fransa’yı görmeden önce, benim aklıma da böyle abes bir düşünce gelmedi.

Fransa, ihtilalini 1789’da yapmıştır. İhtilalinden önce de, ihtilali hazırlayan çok ehemmiyetli fikir ve edebiyat adamlarına sahiptir. Yani, ihtilal fikren hazırlanmıştır.

Fransız ihtilalinden esinlenerek yapıldığını bazan bizim de söylediğimiz Türk ihtilali 1923’de olmuştur. Arada 134 sene vardır. Buna rağmen de, o tarihte bile, Kral ailesinden kimse, Paris şehrine giremezdi. Bizde ise, ihtilalden 22 sene sonra, Osmanlı prenseslerinin hemen hepsi, Türkiye’ye gelebilmişlerdir. Bu kararı alan insan da, totaliter Cumhuriyetin başında bulunan İsmet Paşa’dır. Beyinler yıkanınca, insanlar her anlamı değişik kullanabiliyorlar.

Türkiye’de ve dışarda, hemen herkes, mutaasıp, inatcı papaları yola getirmek için, Fransa’da bazı kiliselerin kapatıldığı ve pek çok papazın başının giyotine verildiği yazılıdır. Başka türlü inanç değişikliği nasıl yapacaksınız? Hangi sınıf veya insan, kendisinin sahip olduğu yetkileri başkasına gönlü ile teslim eder? Bunların hiç birini Türkiye’de görmüyorsunuz. Camilerden kapatılan yoktur, hiç bir din adamı veya imam, laiklik için asılmış veya, en azından hapsedilmiş değildir. Bunları bile bile, hem de kitabınıza yazarak, Türkiye’deki laikliğin totaliter olduğunu iddia edebileceksiniz. Kendiniz laik bir insan olduğunuzu da yine kitabınızda işaretliyeceksiniz. Bunları bir arada düşünmeye, benim kafam elverişli bulunmuyor.

Şimdi, Fransa’da, bizde endişeli karşılanan her şey serbesttir. Hiç birisi de, ciddi bir ilgi uyandırmaz. Fransa yerleşmiş bir ülkedir. Ülke yerleşince, bazı fantaziler ilgi uyandıramazlar. Laiklikten Fransa’nın ayrılacağına, Fransa’nın delileri bile güler.

1990’lı yıllarda, Türkiye’de de bizim hala korktuğumuz bazı irtica korkusu uyandıran yayınlar, konuşmalar, cemiyetler ve hatta gizli okullar bile kurulmuş. Bundan, Türkiye’nin irticanın kucağına atıldığı anlamı çıkarılmamalı imiş. Türkiye daha demokratikleştiği için, insanlarımızın arzularına da daha geniş şekilde haklar tanınmış. Laiklik anlayışı da, ayrıcalık anlayışı da, tariatçılık anlayışı da böyle düşünülmeli imiş. Sanki biz başka bir şey mi diyoruz. Vatandaşlarımız istediklerini yapacaklar. İstediklerini isteyecekler ve alacaklar da. Bunlara itiraz edenlerimiz de olmayacak. Ancak:

Laik Avrupa’nın bazı kurumlarında, Türkiye’deki laiklerin korunmasının da gerektiği istenmiş. Ne Fransa’daki, ne de başka ülkelerdeki laikler için, böyle bir koruma düşüncesi ortaya çıkmayıp ta, Türkiye’deki laikler için bir korunma fikri ortaya atılmasının anlamı nedir? Türkiye’de laikler için yeterince devlet garantesi yoksa, Avrupalı’nın biz laikleri korumaya teşebbüs etmelerini biz haysiyetimizle bağdaştırmayız. İş, olacağına varmalıdır.

 
< Önceki   Sonraki >
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

KAYIP KÖPEK ARANIYOR
Satmak Istiyorum (08.01.2009)
SAHİBİNDEN SATILIK
Satmak Istiyorum (08.01.2009)
SATILIK EV VE ARSALAR
Satmak Istiyorum (08.01.2009)
ACİL SATILIK BAĞ (DAİRE İLE TAKAS EDİLEBİLİR)
Satmak Istiyorum (08.01.2009)

 
= Fotoğraf Var

Firma Rehberi

 

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 20 misafir ve 2 üye bağlı
  • sababa
  • zubeyir

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın  

Siteyi en iyi Explorer7 ve Firefox3 ile izleyebilirsiniz.

 

Ip Adresiniz: 38.103.63.55
www.corumhaber.net www.corumhaber.net - İKİ KARŞIT ADAMIN, AYNI OLAYI TEFSİRİ