Anasayfa arrow YAZARLAR arrow İSMAİL HABOĞLU arrow SON AKŞAM YEMEĞİ
 
SON AKŞAM YEMEĞİ Yazdır E-posta
30 08 2007

Leonardo da Vinci “Son Akşam Yemeği” isimli resmini yapmayı düşündüğünde büyük bir güçlükle karşılaştı.. .

İyi'yi İsa'nın bedeninde, kötü'yü de İsa'nın arkadaşı olan ve son akşam yemeğinde ona ihanet etmeye karar veren Yahuda'nın bedeninde tasvir etmek zorundaydı.

Resmi yarım bırakarak bu iki kişiye model olarak kullanabileceği birilerini aramaya başladı. Bir gün bir koronun verdiği konser sırasında, korodakilerden birinin İsa tasvirine çok uyduğunu fark etti. Onu poz vermesi için atölyesine davet etti, sayısız taslak ve eskiz çizdi.

Aradan 3 yıl geçti. “Son Akşam Yemeği” neredeyse tamamlanmıştı, ancak Leonardo da Vinci henüz Yahuda için kullanacağı modeli bulamamıştı. ...

Leonardo'nun çalıştığı kilisenin Kardinali , resmi bir an önce bitirmesi için ressamı sıkıştırmaya başladı.

Günlerce aradıktan sonra Leonardo vaktinden önce yaşlanmış genç bir adam buldu. Paçavralar içindeki bu adam sarhoşluktan kendinden geçmiş bir durumda kaldırım kenarına yığılmıştı. Leonardo yardımcılarına adamı güçlükle de olsa kiliseye taşımalarını söyledi. Çünkü artık taslak çizecek zamanı kalmamıştı. Kiliseye varınca yardımcılar adamı ayağa diktiler. Zavallı, başına gelenleri anlamamıştı. Leonardo adamın yüzünde görülen inançsızlığı, günahı, bencilliği resme geçiriyordu. ..

Leonardo işini bitirdiğinde, o zamana kadar sarhoşluğun etkisinden kurtulmuş olan berduş gözlerini açtı ve bu harika duvar resmini gördü. Şaşkınlık ve hüzün dolu bir sesle söyle dedi: "Ben bu resmi daha önce gördüm...”

''Ne zaman?" diye sordu Leonardo da Vinci, o da şaşırmıştı. “Üç yıl önce” dedi adam.. “Elimde avucumda olanı kaybetmeden önce. O sıralarda bir koroda şarkı söylüyordum, pek çok hayalim vardı, bir ressam beni İsa'nın yüzü için modellik yapmak üzere davet etmişti...”

Internetten aldığım bu öykü beni çok etkiler. Her şey insanoğlu içindir. Bu yüzden

“Allah gördüğümüzden geri koymasın”derler. Ne zaman, nerede kimlerle beraber olacağımız, nasıl yaşayacağımız, başına neler gelecek, bilmemiz mümkün değil.

Her şey sır bu alemde. Bu yüzden Mevlana ;

Nicedir el çekemem sırlardan,

Konuşup açmama hiç imkan yok,

Seni memnun edecek sır bende,

Diyebilsem ama, hiç imkan yok… diyerek, feryat ediyor.

 

Ben de varoluşun ve yaşamın sırlarına cüz-i iradem yüzünden ulaşamıyorum.

Derin derin düşünüp benliğimi aradım,

Çocukluk, gençlik, yaşlılığımı sorguladım,

Her üçü de tepkili söylenip durdular,

“Biz seninle var olduk” dediler, anlamadım…( Mehmet Özata)

Nazım Hikmet cüz-i iradenin sınırlarını zorlayarak hayatı şöyle yorumlamış.

Bu bahçe, bu nemli toprak, bu yasemin kokusu, bu mehtaplı gece,

Pırıldamakta devâm edecek ben basıp gidince de,

Çünkü o ben gelmeden, ben geldikten sonra da, bana bağlı olmadan vardı,

Ve bende bu aslın sureti çıktı sadece... (Nazım Hikmet Ran)

..

..

..

 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

İŞ ARIYORUM
İş Arayanlar (21.08.2008)
SATILIK BAĞ
Satmak Istiyorum (21.08.2008)
SATILIK MERCEDES
Satmak Istiyorum (20.08.2008)
ORMAN ENDÜSTRİ MÜHENDİSİ
İş Arayanlar (18.08.2008)

 
= Fotoğraf Var

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 32 misafir bağlı

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın   Free Page Rank Tool

             

Ip Adresiniz: 38.103.63.61