Anasayfa arrow YAZARLAR arrow A.MÜMTAZ İDİL arrow LAİK TARTIŞMA BİTMEYECEKTİR
 
LAİK TARTIŞMA BİTMEYECEKTİR Yazdır E-posta
30 08 2007

Bir tartışmanın bitmesi için, ortada bulunan sorunu insanların aynı şekilde anlamış olması gerekir. Laiklik sorununu, bizim insanlarımız aynı şekilde anlıyor değiller. Laikliği, dinsizliğin kendisi olarak anlayanlarımız ekseriyettedir.

Mustafa Kemal’e evet deyip te, aynı insanın sonraki, Atatürk adını aldıktan sonraki icraatını toptan inkar eden bir zihniyetle anlaşma temin edeceksiniz de, yaşadığınız ülkeye huzur getireceksiniz!

Mustafa Kemal vatanı düşmandan temizlemiştir. Bunu, insanlarımız kabul ediyorlar. Ancak, bu Mustafa Kemal için suikast, düşman çizmesinden kurtardığı İzmir’de düşünülmüştür.Bu sözümden, hiç bir İzmirli’nin gocunmasına gerek yoktur. Suikastı yapanlar İzmirli değildirler. Ancak, Serbest Fırka’nın kuruluşundan üç ay sonra da, aynı İzmir’de, bizim düşman çizmesinden kurtarılan halkımız, Serbest Fırka’nın yapılan mitinginde, fırkanın genel başkanına, “kurtar bizi” diye bağırmıştır. Bu zamanda, daha laiklik te açık seçik olarak ülkeye getirilmiş değildi. Demek istiyorum ki, milletimiz, kendisini kurtaran ve Kurtuluş Savaşını yapan insana, o hizmet için bile, pek te minnetkar hisler beslediği görülmüyor. Kurtuluş Savaşı’ndan sonra, gerek Mustafa Kemal’in, gerekse Atatürk’ün, yaptığı icraatların hiç birinden bizim halkımız memnun değildir. Susmuş olması, bin senedir kendisine işlenmiş olan korkudandır. Halbuki bu büyük insan, hiç bir icraatını, milletimizi korkutmak, korku altında sindirmek için yapmamıştır. 55 İslam devletinden birazcık ta olsa farklı olmamızın sebebi, bu büyük insanın icraatındandır. Onun, bilhassa öbürlerinden ayrılan laiklik icraatı, bizim öbürleriyle aramızdaki farkı ortaya koymaktadır.

Bir devir hakkında bir kitap yazabilmek için, ya o devri yaşıyacaksınız, veya o devir hakkında anlatılanları dinleyip, yazılanları okuyacaksınız. Her halde, doğrusunun, o devri yaşamak olduğunu kabul edeceksinizdir. Ben, bu devri yaşıyanlardanım. 1919 doğumlu olduğuma ve yeni yazı çıktığı yıl okula başladığıma göre, Cumhuriyet inkılapları hakkında bilgim olduğunu kabul edersiniz.

Atatürk yaşarken, direktiflerin onun tarafından verildiğini ben de sizler gibi kabul ediyorum. 1938’de Atatürk terki dünya edince, rejimde değişen bir şey olduğunu ben görmedim. Belki, paraların üzerindeki Atatürk resmi İsmet Paşa’nınki ile değiştirilmiş ve pullar da aynı yanlış işleme tabi tutulmuştur ama, Atatürk’ün koyduğu düzen aynen korunmuştur. Zaten bunun üzerinde düşünmek için, kimsenin vakti olmamıştır. Arkasından patlak veren ikinci cihan savaşı, insanları iç sorunlarla uğraşmaktan alıkoymuştur.

Altı yıl savaş devam edince, erkekler kıtalarında kalmışlar ve tarla işleri de kanunlarla çocukların görevi olmuştur. İsmet Paşa’yı da, sıfatına ne derseniz deyiniz, tek sorumlu insan kabul ettiğinize göre, bu devri İsmet Paşa Cumhuriyeti olarak vasıflandırmaya kendinizde nasıl hak bulursunuz? Savaşın tahribatından ve sizlerin o zamanki asker olmuş ve olacak insanların ölmemesinin temininde bu insanı hiç mi hizmet etmiş saymazsınız? Savaşa girilse, benim yaşar kalmam düşünülemezdi. Benim çocuklarımın babalarının ben olmayacağım da ortada. Siz çocukların babaları da siz olmayacaktınız. Çocuklar analarından belki yine doğmuş olacaklardır da, babaları siz olmayacaktınız. Demek istiyorum ki, nesliniz, erkek olarak, bir noktada bitmiş olacaktı. İşte, saygı duymadığınız, duymamakta ayak dirediğiniz insan bu insandır.

Bu insan, bu İsmet Paşa, laiklik hakkında bir değişiklik düşünmemiştir. Fransızlar, İngilizler nasıl laiklik düşünüyorlarsa, İsmet Paşa da öyle düşünmüştür. Bunun aksi de zaten olamaz. Ayrı ayrı düşünceler varsa, bunun adı laiklik olmaz. Laiklik hakkında doğru fikirleri olanlar, hep böyle düşüneceklerdir. O zaman, totaliter laiklik, demokratik laiklik gibi uydurmalar yapmanızın bir anlamı olmaz. Yol değişikliği olmadan 1950 seçimlerine gelinmiş, ondan sonra da, devrin bizzat Başbakanı Menderes tarafından, artık laikliğin olmadığı ilan edilmiştir. Bir meclis, isterse, halifeyi bile getirecek güce sahip olunca, artık laiklik anlayışından söz etmeniz mümkün olur mu? Laik devletin karşıtı din devletidir. Daha yumuşak bir laiklik, daha ileri bir laubaliliktir. Rejimin temelinin yok edilmesidir. Bu düşünceye inanan insanlarla bizim anlaşmamızı, bir hoşgörü içinde olmamızı nasıl isteyebilirsiniz? Herkesin inancına huzur içinde devam etmesi için, ülkenin laik ve demokratik olması gerekir. Hoşgörü ancak bu düşünce içinde gelişecektir.

...

.

..

..

.

 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

SATILIK MERCEDES
Satmak Istiyorum (20.08.2008)
ORMAN ENDÜSTRİ MÜHENDİSİ
İş Arayanlar (18.08.2008)
SATILIK-KİRALIK
Satmak Istiyorum (16.08.2008)
MUHASEBE ELEMANI
İş Verenler (16.08.2008)

 
= Fotoğraf Var

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 44 misafir ve 2 üye bağlı
  • soneruysal
  • baki

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın   Free Page Rank Tool

             

Ip Adresiniz: 38.103.63.61