Anasayfa arrow YAZARLAR arrow İSMAİL HABOĞLU arrow SÜRTÜK
 
SÜRTÜK Yazdır E-posta
28 08 2007

“...Tek sesli koroya dahil olmak istemezseniz, tepkilere hazır olmalısınız. Öncelikle kendi mahallenizden gelir suçlamalar. ‘Niye bizim gibi düşünmüyorsun?’ soruları; sürüye boyun eğmek zorundasın yaklaşımı; imani bir sorguya bile dönüşebilir, çoğu zaman. ‘Yoksa sen de mi onlar gibi oldun, davamızı mı satıyorsun?’

..........

‘Hangi dava, ne davası, fanatik mahalleli (gibi) olmak zorunda mıyım; ne fırsatları değerlendirmek ne yıldızların yükselişini yakalamak, ne de siyasi arenada şahsi ikballer gibi bir derdim var...’ demeye kalmadan, mahalleli kıyıcılığı, ‘Kimlerle yan yana duruyorum, burada ne işim var?...’ sorusunu sordurur insana...

(...)

‘Müslümanların başa geçmesini istemiyor musun?’, ‘Bizi içimizden mi vuruyorsun?’, ‘Sen Gül’ün cumhurbaşkanı olmasını, neden istemiyorsun sürtük.’ diyen dinciler.

Dinciler diyorum, çünkü Müslüman ahlakını benimsemeden dindarlık iddiasında olanlarla da; bir kadına sadece siyasi alanda farklı fikirlerin tartışılabilir olmasını seslendirdi diye hakaret edebilenlerle de; bir kardeşlik hukukumuzun olmadığını, düşünüyorum.

(...)

Tüm bunlar, koroya dahil olmadığım ve cumhurbaşkanlığı tartışmalarını gerilim konusu yapmadan çözme alternatifleri bulunabilir mi, dediğim için....”

*  *  *

Yukarıdaki yazı, Ayşe Böhürler’in (25 Ağustos 2007) Yeni Şafak Gazetesindeki, “Ar’af” başlıklı köşe yazısından (özetlenerek) alınmıştır.

Dinciler, AKP üyesi, türbanlı Ayşe Böhürler’e, “Cumhurbaşkanlığı gerilim konusu yapılmamalı” dediği için, “sürtük” diyor.

Düşünebiliyor musunuz, “sürtük” dedikleri Ayşe Böhürler, türbanlı, dindar bir Müslüman hanım. Aynı zamanda AKP’nin MKYK üyesi. Aynı zamanda da AKP’nin en hızlı savunucusu.

Ama... Ama, sürtük!

Niye?

“Cumhurbaşkanlığı, gerilim konusu yapılmamalı...” dediği için.

İşte dinci tepki !

İşte AKP’nin en ufak bir muhalefete bile dayanamayıp, içinden çıktıkları kültüre yakışır söylem biçimi.

Sürtük...

*  *  *

Öte yandan Başbakan Sayın Tayyip Erdoğan da (aynı gün Rize’de)

 “... Demokrasiye inanacağız ve saygı duyacağız” diyor. Ardından da ekliyor; “Hem demokrasiye, hem de birbirimize...”

Bu güzel sözlerden etkilenmemek mümkün mü?

Ben de etkileniyorum.

Sonra, “Acaba...” diyorum, “acaba”...

22 Temmuz gecesi de aynı şeyleri söylemişti. “...Ben 52,4’ün de mesajını aldım. Ben 52,4’ün de Başbakanıyım. Birbirimize saygılı olacağız... Uzlaşacağız... Dayatmayacağız... Gerilim yaratmayacağız...”

Ondan önceki tarihlerde de, daha daha önceki tarihlerde de bambaşka güzel(!) sözler dökülmüştü ağızlarından...

Eleştirilere, uyarılara, bilimgüder (laik) cumhuriyetin değerlerine saygılı olacaklardı.

Ama bugün, kendi üyelerine, kendilerinden birine, türbanlı, muhafazakar, dindar bir hanımefendiye (bile) “sürtük” diyorlar.

Sürtük!...

*  *  *

İşte insanlar, AKP’den bunun için korkuyor, bunun için onlara güvenemiyor.

Tüm güzel sözlerin, tüm güler yüzlerin, hedefe ulaşıncaya kadar olduğunu sezinliyor. Hedefe ulaşıldığı an, demokrasi tramvayından inileceğini; inildiği andan itibaren de tavrın değişeceğini biliyor.

Ve yine bu insanlar biliyorlar ki; bu dinci güruh, hedefe ulaşıp, kendilerini sağlama aldıkları gün; kendilerinden biri olan, türbanlı dindar Ayşe Böhürler’e yapıştırdıkları “sürtük yaftası” çok hafif kalacak.

*  *  *

Sürtük!...

Bu sözcük beynimi kemiriyor.

...

..

.

..

 
< Önceki   Sonraki >
 
 
 

 






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Gazete Oku


Başlangıç 01.01.2007
Ip Adresiniz: 38.103.63.16

Free Page Rank Tool   Basın ve Yayın