|
Hoşgörü, pek güzel Türkçe bir sözlük. Bir Türk’ün bunun anlamını anlamaması düşünülemez. Hoşgörü, bizim anlayışımıza göre, kendinizin sevmediği ve fakat başkalarının sevdiği bir konuda anlayışlı olmak demektir. Bunun başka tefsiri olabilir mi? Ben başörtüsünü sevmiyorsam bile, başkalarının başörtüsünü sevmelerini abes karşılamak, söylediğimiz şekilde bir hoşgörüdür. Yalnız, bunun da, her şeyin olduğu gibi, sınırları olacaktır. Her şahsa göre de bir sınır çizmek elimizde olmadığına göre, hepimize uygun olan bir sınır aramamız da bir görevdir. Bu görevimizi yapıp bir sınır bulduğumuzda, bu sınırın, kanunlar olduğunu göreceğizdir. Kanunun her menettiğini, hoşgörü içine alma hakkınız yoktur. Kanunsuzluk olayını, allayıp pullayıp, güzel göstermeye hakkınız olamaz. Ancak, kanun içinde olayları hoşgörü içinde düşünmeniz gerekecektir.
Bu son seçimlerde, CHP’lilerin ve bu arada, ülkede aydın sayılan insanların, halkımızı küçümsediği lafları edilmiştir. CHP, halkçı devleti kuran partidir. Adını da buradan almıştır. CHP’yi kuran en büyük saydığımız insan da, köylü, yani halk, efendimizdir, demiştir. Devlet kuran bir insanın halk dalkavukluğu yaptığı düşünülebilir mi?
CHP’nin Türk halkı için yaptıklarının hiç biri, yabancı memleketlerde abes karşılanmış değildir. CHP, yabancı memleketlerde de halkçı, insancıl milliyetçi olarak görülür. Halkçılığın bir adı da ulusalcı olmasıdır. Kurulan devlet ulusal bir devlettir. Avrupa Birliği’ne dahil olmuş devletlerin hepsi ulusal devletlerdir ve Avrupa Birliği’ne girmiş olmalarına rağmen, ulusal devlet vasıflarını koruyorlar ve koruma azminde olduklarını da sürdürüyorlar. İşte, şimdi, bu partiyi halkı küçük görmek isteyenlerin partisi olarak vasıflandırıyorlar. Halkı kaçak görmek demek, kendini büyük görmek anlamına gelir. Kaplumbağa için, kabuğundan çıkmış ta, çıktığı kabuğu beğenmemiş, denmez mi? Önümüze bu konmak isteniyor. Bu bir iftiradır. Müfterileri de aşağılık insanlardır.
Ak-Tur sitesinde, Muğla’lı Yüksek Mühendis Ali Terzibaşoğlu ile komşuyuz. Yaşlarımız yakınlık gösteriyor. Öyle dedimse de, ben kendisinden 4 yaş daha yaşlıyım. Ali Terzibaşoğlu komşum, benim eski arkadaşlarımın da arkadaşı.
Dertleşirken, seçimlerden konuşmayalım dedi. Dedi de, konuşmadan duramadık. Ali beyi, Muğla’dan, halkın içinden alıp yüksek mühendis yapan, sonra da Türkiye’nin en iyi statik mühendisleri arasına yükselten parti CHP imiş. Bunu, içini çekerek ifade etti. Ben de size, beni de, bizim köyden alıp, kapasitemiz istikametinde destekleyip doktor yapan partinin CHP olduğunu çeşitli fırsatlarda yazdım. Ali bey, ben doktor Ali, Türkiye’de desteklenen iki kişi değilizdir. Daha binlercesi, bizler gibi CHP yardımı ve yol gösterisi sayesinde en yüksek tahsilleri yapmışızdır. Şimdi, bu halkçı hareketin başlatıcısı CHP, halkı küçümser gösteriliyor. Eğitimi, parası olanların yapması gerektiği prensiplerini ortaya getirenler de, halkçı olarak gösteriliyor. İnsanlar başkaları için doğru ve dürüst düşünmemeyi kendilerine düstur etmişlerse, onların yapmayacağı yoktur. Bu durum, onların yaptıkları bizzat kendi ayaklarına dolaşıncaya kadar devam edecektir.
Atilla İlhan rahmetliye göre, Türkiye’nin resmi kültür ve sanat anlayışı, son şeklini İnönü döneminde, Hasan Ali Yücel Milli Eğitim Bakanı iken almış; Batılı olayım derken, batıcı olmuş. Bu deyişle, bu büyük bakanın deneme kastıyla açtığı dört adet klasik lise kastediliyor. Muhalif sayılan komünistler, turancılar ve irtica taraftarları da totaliter devletin zulmüne uğratılmışlardır. Rus klasiklerinin Nazıma paralı tercüme ettirilmesinden dolayı, Hasan Ali Yücel uğramadığı iftira ve taarruzların bilgine sahip olmuş olsalar, bu satırları yazılarına geçirirler mi idi? Hasan Ali Yücel gibi bir bakan bir daha zor görülecektir.
Bu küçümseme ve başkalarından kendisini büyük görme alışkanlığı Türkiye’de devam edecektir. Bir devlet kurulmuştur. Sayılamayacak kadar da çok iyi şeyler yapılmış ve Dünya insanlarının takdirini kazanmıştır. Siz, bunların topunu olmamış kabul ediyorsunuz, 84 senelik yaşamı olan bir devlet topraklarında yapılmamış şeyler olmaz olur mu? Bu karalayıcı neslin insanları bu inkarı yapıyorlar. Her şeyin, kendileri tarafından yapıldığı iddiasını da söylemekten geri durmuyorlar. Tek söylemedikleri, kendilerinin yapmış oldukları borcun miktarıdır. Dünya, etme bulma dünyasıdır. Sizler için iyi şeyler düşünüleceğini ve yazılacağını düşünüyorsanız, yanılgı içindesinizdir!..
...
..
.
.
.
|