Anasayfa arrow YAZARLAR arrow A.MÜMTAZ İDİL arrow LAİK AHLAK - 1 -
 
LAİK AHLAK - 1 - Yazdır E-posta
22 08 2007

Ben, şahsen, bazan bazan, işe yaramayan şeylerle meşgul olmuşumdur! Onlara temas etmeyi ileriye bırakıyorum. Bunlardan, işe yaramayan şeylerden, benim meşgul olduğum şeylerden birisi de politikadır. Bunları okuyunca da, memleketin aydınlarına, sakın ha, politikaya girmeyin, ondan uzak kalın demek istemiyorum. Bir aydın insanın, ülkesinin yönetimiyle meşgul olmaması ayıp sayılır olduğuna eskilerde de işaret etmişimdir. Ülkenin yönetimine, bizzat insanlar dahil değil midir?

Benim politika uğraşılarım semeresiz kalmıştır. Kendimi ve fikirlerimi anlatma kapasitesini, kapasitemi göstermek imkanını bulmamışımdır. Tefsiri size ait; şimdilik, bundan dolayı, politika yerine başka şeyler ortaya getirmek istiyorum. Bunlarla uğraşmak istiyorum. Bunları da sayın okuyanlarımla paylaşmak fikrindeyim. İşte, laik ahlak sorunu bunlardan birisidir.

Eskilerde de işaret etmişimdir. Ahlak kaidelerini insanlar bulmuş ve toplumun hizmetine vermişlerdir. Ahlak, ister ümmet ahlakı olsun, ister laik olsun, insan buluşudur da; ümmet ahlakı dinle, din ayetleriyle öyle karışmış ve hatta birleşmiştir ki, hangisinin hangisine ait olduğunu ayırt etmek bazan imkan dahilinde olmaz. Bunda büyük bir mahzur da görmek istemiyoruz. Yanılgımız, bizi zor duruma getirecek hatalara sürüklemez.

Biz, yani insanlarımız, laiklik sözünü, genel olarak tek anlamlı olarak anlarız ve onu da, yerli yersiz, dinle irtibatlandırırız. Aslında, laiklik bir fikir hüzmesidir. Ahlak ise, laik fikir hüzmesinin içinde bulunur; hüzmeden bir parçayı teşkil eder. Laik ahlaktan bahsedince, artık onu hiç bir dinle irtibatlandırmamak gerekir. İnsanlar, düşüncenin her sahasında, akıllarını ve akıldan çıkarılacak ilmi ve ihtiyaçlarını düşünerek kendileri bulmuş olacaklardır. Burada, yeni bir yaklaşıma da biz taraftar olduğumuzu göstermek niyetindeyiz. İnsanlar, kendi kendilerini her sahada idare ederek, kendilerini yaratan büyük varlığa, Allah’a saygılı olacaklardır. İnsanlar, ikide bir, her aciz kaldıkça, Allah’ı taciz etmiyeceklerdir.

Din anlayışını itelemek asla söz konusu olmayacaktır. İnsanların düşünme yeteneklerinin tam gelişmemiş olduğu devirlerde, din, düzen koyarak nizamı temin etmiştir. İnsanlar, her zaman din için saygılı olmuşlardır. Bundan sonra da saygılı olacaklardır. Bu saygılarını, din ve dince kutsal olan anlamları kendi işleri için, bilhassa kendi çıkarları için kullanmayarak göstereceklerdir. Bunu da biz, laik anlayışın ana prensiplerinden birisi olarak kabul ediyoruz.

Laisizmin, yönetim yetkisini Semavilikten alıp, bizzat halkın kendisine, kendi özgür iradesine verilmesini de böyle anlıyoruz. Hem kendi kapasitemizi isbat edeceğiz ve hem de büyük kudrete, Allah’a saygımızı göstermeye çalışacağız. Burada bir ayrılık, bir iteleme, bir küçümseme, bir ayak direme asla söz konusu olmayacaktır.

Laik düşünce hüzmesinin ahlak kısmı da laik olacaktır. Laik ahlak, laisizmin öteki kısımları gibi, Semavi değil, insanî olacaktır. Laik ahlakı, insan bizzat yapacaktır.

Biz Türkler, bütün bunları laik Avrupa milletlerinden almış olduğumuz için, önce Avrupa’daki gelişmeleri kısa olarak gözden geçirmemiz gerekiyor. Avrupa’daki toplumsal ve ekonomik gelişmenin bir şeması vardır. Avrupa’da, toplumsal ve ekonomik gelişmeyi yeni teşekkül eden “Burjuvazi” temin etmiştir.

Burjuvazi, bu başlık altındaki kısımda temas edildiği gibi, sanayi devrimini takiben ortaya çıkmış zengin sınıfıdır.

Burjuvazi, soyluluğun diğer yargılarına karşı isyan bayrağını açmış ve bunda başarılı da olmuştur. Böylece, liberallik ve sivil toplumculuğun kavgası verilmiş olur. Semavi yönetim hakkında, onun vekalet anlayışına, onun yardımcılığını üslenen Kiliseye karşı gelinmiş olunur.

Böyle bir burjuva sınıfı Türkiye’de olmamıştır. Burjuvaziyi hazırlayan şartlar da olmamıştır. Sanayi devrimi yapılmamış ve dolayısıyla, zenginleşen bir sınıf ortaya gelmemiştir. İnsanlar, bizim Türkiyemizde, gündelik geçim gailesinden kurtulup ta, toplumsal işlerle uğraşacak duruma gelmemiş, yükselmemiştir. Bizim ulusal devrimimiz, “Aydın, Bürokrat ve Eşraf” birliği yahut koslüsyonu tarafından takip edilmiştir. Bir fikrin tahakkuk ettirilmesini, her ülkede illa aynı sınıf insandan beklenir diye de bir kaide yoktur. Esas olan, fikre ihtiyaç hissedilmiş olmasıdır. Engels’in düşüncelerini yaşadığı veya içinde bulunduğu sınıfa abes kabul etmek düşünülmemiştir. İngiliz zengin ailenin oğlu, mükemmel bir idealisttir.

 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

İŞ ARIYORUM
İş Arayanlar (21.08.2008)
SATILIK BAĞ
Satmak Istiyorum (21.08.2008)
SATILIK MERCEDES
Satmak Istiyorum (20.08.2008)
ORMAN ENDÜSTRİ MÜHENDİSİ
İş Arayanlar (18.08.2008)

 
= Fotoğraf Var

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 33 misafir bağlı

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın   Free Page Rank Tool

             

Ip Adresiniz: 38.103.63.61