Anasayfa arrow YAZARLAR arrow ALİ EMİROĞLU arrow YERİMİZE GELDİK
YERİMİZE GELDİK Yazdır E-posta
21 08 2007

Yerimiz, 20’den fazla Çorumlunun da ortak olduğu Datça’nın Ak-Tur Sitesi. Önceki geceyi Denizli’de geçirmiştim. Sabah kahvaltısını, Denizli’den Kale istikametinde çıkarken, yol kenarında bulunan “Teras” lokantasında yaptım. İstediklerimizin hepsi yapılıyor. Hele, size sıcak sıcak ikram edilen köy yufkasının tadına doyulmuyor. Lokantanın önünden üç beş araba eksik olmuyor. İnsanlar neşe içinde kahvaltı masalarını doldurduklarına göre, demek ki lokanta oldukça tanınmış bir yer.

Önümüzde kalan yolu, normal sürati aşmamak şartıyla geçtim. Tam öğle yemeği vakti kızımın, Güler Doğan’ın evine gelmiş bulunuyordum. Denize karşı olan yemek salonunda güzel bir yemeği haketmiştim. Hatırımı sordular. Hamdolsun, sıhhatimden bir şikayetim de yoktu. Yemekte bir bardak şarap içmeyi de ihmal etmedim. Ondan sonra da dinlenmek için bana ayrılmış ve hazırlanmış odama çekildim. Bu saatte deniz biraz dalgalı olduğu için, dalgalı denizde pek iyi yüzemiyorum. 30 yaşından sonra yüzme öğrenilince, iş bundan daha ileri götürülmüyor.

Ben, denize, genel olarak sabahları giriyorum. Hem denizde dalga yok ve hem de deniz pek tenha. Komşularımız bu saatte daha kalkmamış oluyorlar. Geceleri de geç kalktıklarından, bu durumlarını da yadırgamamak gerekiyor. Sabah kahvaltısını yapanlar denize koşuyorlar. Aralarında kum üstü sohbetleri de eksik değil.

İnsanların deniz kenarlarında giyim kuşamları ve yaşantıları tamamen değişik. Karadeniz sahillerinde de aynı görüntüler vardı. Yerli halk ta, gelen turistler gibi giyiniyorlardı. Karadeniz’de böyle, Akdeniz’de böyle, Marmara denizinde aynı görüntülü insanlar. Neden denizden, oksijenden, güneşten istifade etmek istemiyorlar. Bunu izah etmekte zorlanıyorum.

Fethiye’de otururken, yaz sıcağında, muayenehanenin önündeki gölgede uyumuştum. Fransız profesör Metzger, kazı arkadaşlarıyla beni uykudan uyandırmış ve çay içmeye geldiklerini söylemişti. Konuşma sırasında, Fethiye bölgesinin 250 sene önce bir padişahımız tarafından iskan edildiğine de işaret etmişti. Rumları adadan, biz Türkler’i de yayladan zorla getirdiğini izah etmişti. Ve bir aralık, siz Türkler denizi sevmezsiniz, denizden ürkersiniz, demişti. Kelime hoşuma gitmedi ama, tartışma da yapmak istememiştim. Şimdi daha iyi anlıyorum ki, biz Türkler’in denize karşı bir ayak dirememiz vardır. Üç tarafımız deniz olmasına rağmen, yüzenimiz, yüzmeyi öğrenenimiz az bulunuyor. Dünyada en çok suda insan boğulması Türkiye’de dense, yanılınmış olunmaz. Yüzme güzel bir şey. Yüzünce bunun farkına ve zevkine varıyorsunuz. Yüzmek için de, ona uygun kıyafetler giymeniz gerekiyor. Bu insanlarımızın yüzme bilmeyenleri, öğrenmek istemeyenleri, bu deniz kıyafetlerini günah olarak görüyorlar. Kitaplarımızda da böyle bir işaret yok. Ayrıca, akılla dinin çatışması anında, aklın yolunda tavır konulması emredilmiş ve bu bilgi kitaplara da geçmiş.

Ben bunları bir eleştiri yapmak için yazıyor değilim. Bir yanlış hareketi ortaya koymak içimden geldi. Allah’ın nimetlerinden istifade edilmesi de din kitaplarına geçmiş. Ne yapalım ki, insanlar deniz nimetlerinden istifade etmenin günah olmadığını öğrenmiş olsun? Ayrıca, dindar insanların az gelişmiş insanlardan olacağı hakkında da bir bilgiye sahip değiliz. Düşüncenize saygı duyuyorum da, bu zihniyeti düşünce olarak kabul etmek zor.

Bir Çorumlu hacı arkadaşımı yazlığıma çokca götürdüm. Dışarıda denize giriyordu. Karısını da birlikte plaj dışına götürüyordu. Datça’yı ilk gördüğü zaman da, buradan İslamiyet’in geçmediğini söylemişti. Halbuki, bu insanların hepsi Müslüman’dı. Kendilerine göre de, bana göre de, işledikleri bir günah yoktu.

Kendisine hep telkin yaptım. Plajdaki insanlardan eksik yaratılmış bir yerinin olmadığını söyledim. Düşüncelerim de doğru idi. 8-10 sene sonra, benim hacı arkadaşım, bizim evin önündeki yerden denize girmeyi ve plajdaki insanlarla oturup sohbet etmeyi öğrendi ve yaptı. Ben günah işlemiş olduğumu sanmıyorum. Onun günah işlediğine de inanmam. Israr eden olursa, onu acı olacak kelimelerle de cevaplarım. Yanlış ve kötü düşüncelerinize yaratanı vasıta yapmaya kalkmamalısınız.

Günlerimden memnunum. Sizlerin de benim gibi olmanızı içten istiyorum. Bu imkanlar, şimdilik Türkiye’de para ile değildir. Bunları kabullenmek ve alışmak ta insanlarımızın çıkarları vardır. Bunlar, insan haklarındandırlar...

 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

SATILIK DAİRE
Satmak Istiyorum (06.09.2008)
KSS'DE SATILIK DEĞERLİ DÜKKAN
Satmak Istiyorum (05.09.2008)
ÇOK KIYMETLİ SATILIK ARSA
Satmak Istiyorum (05.09.2008)
AVUKATLIK BÜROSUNA BAYAN ELEMAN
İş Verenler (05.09.2008)

 
= Fotoğraf Var

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 25 misafir ve 1 üye bağlı
  • asoruklu

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın   Free Page Rank Tool

             

Ip Adresiniz: 38.103.63.61