Anasayfa arrow YAZARLAR arrow A.MÜMTAZ İDİL arrow KÖŞK'Ü HENÜZ BİTİRMEDİK
KÖŞK'Ü HENÜZ BİTİRMEDİK Yazdır E-posta
20 08 2007

Köşkün önünde küçük fakat mütenasip bir meydan mevcut. Köşk yapılırken ağaç kesilmeyip de köşkün temelinin geriye çekildiği ağacı göremedim. Köşke çok yakın bir ağaç görünürde yoktu.

Köşkün sol ilerisinde küçük bir köşk daha mevcut. Asıl köşkle bir abeslik sergilemiyor. Yapılışı oldukça şirin. Burası da, Atatürk’ün misafirleri tarafından kullanılırmış.

Daha küçük olan yaverler köşkü ağaçların içerisinde kalmış ve asıl köşkün önünden görünmüyor. Bu üç köşkte, oturuş bakımından, birbirinin güzelliğini gölgeler bir durum göstermiyorlar.

Misafir köşkü ile birleşmeyen, fakat onun istikametinde uzanan, daha çok büyük, nispeten çok zevksiz ve genel görüntüyü ve güzelliği bozan bir bina daha var. Bu binanın yapılmasına 1991’de başlamış. AKP iktidarı tarafından da işletmeye açılmış. Bu binada, meclisimizin milletvekilleri ağırlanıyormuş. Biz köşkü gezerken de, halen oturanlar vardı. Bizim gezmemiz de yasaklanmıştı. Milletvekillerimizin buradaki yaşantılarını görmek istersek, seçmenler olarak, acaba abes bir istek mi sergilemiş olurduk.

Bu binayı garipsedim. Köşkün karşısında, ağaçların keşif durumundan gözükmeyen, dağlara yaslanmış büyük otel binalarını aşağıdan görüyorsunuz. Milletvekillerimizden burada kalanlar için, kalmak isteyecekler için, bu otelden istifade etmek mümkün olurdu. Masrafı devlet tarafından karşılanmış olan ve bizim abes karşılamadığımız milletvekilleri mahallesinin yok edilerek milletvekillerimizi biz seçmenlere eşitleyen bir iktidarın, Atatürk’ün köşkünün yanında yapılmış olan gereksiz bir binayı milletvekillerinin hizmetine açmasını, açıkça söylüyorum ki, mantık içinde bulmadık. Bu ayrıcalığın anlamı vardır, denebilir mi?

1980 el koymasından sonra, Atatürk’ün çiftliğinin en mutena bir tepesinde, paşalar için bir orduevi kurulmasına da biz anlam verememiştik. Generallerimiz için, ayrı bir orduevi yapılmasına kimse itiraz etmemiştir. Ankara’nın başka gösterişli tepeleri de vardır. Bu orduevi, Ankara’da bir tepenin daha imarına ve yeşillenmesine faydalı, yani vesile de olabilirdi. Biz, vergi mükellefleri olarak, para sarfına itiraz ediyor olmadık ki! Ama, Atatürk’ün vasiyeti olan bir çiftliğin yok edilmesine Türk ordusunun vesile olması istenir bir şey midir? Bu bir vasiyet değil midir? Vasiyete saygılı olmayan zihniyetin, dini yönden düşünerek, eski vakıfları devletin devretmesini istemesinde içtenlik olur mu? Oradaki memurlara da bunları sordum. Cevap veren olmadı. Devlet memurlarının, hele bu iktidar tarafından atanmış olanların, bu sorulara karşılık vermeleri düşünülebilir mi? Kendilerine, “Yetkim olsa, bir günde bu eklenmiş binayı yıktırırdım” dedim. Yine cevap vermediler. Anlaşılıyor ki, bu reaksiyonu başkaları da hem de çokça göstermişlerdir. Memurlar da, bu sorulara ve yıktırım karşılıklarına muhatap olmaktan usanmışlardır.

Dediklerimi düşünmek, köşkün güzelliğini ve özelliklerini bozmak, acaba, bir içgüdü, bir iğbirar, bir intikam alma zihniyetinin dışa vurulması olarak düşünülebilir mi? Bana göre bunda şüphe yok. Tarih, biraz da saygılı olmayı gerektirmez mi? Bu ek binayı düşünenlerin bu zihniyetini eleştirmek hakkımız olmaz mı? Bunda dahi biz mi sivri beyinli olarak düşünüleceğiz? Bunları yapacaksınız, işletmeye açacaksınız, milletvekillerini Atatürk’e eşitleyeceksiniz, sonra da demokrasiden ve tarih saygısından bahsedeceksiniz. Bunları anlamakta zorlanıyorum. Ben bir daha doğsam, bu işleri yine kafamla bütünleştirmeyi düşünemem.

İşte bu düşünceler içinde, yoluma devam etmek üzere, Yalova köşküne giden dar fakat gölgeli güzel yolundan ayrıldım. Daha bir müddet sahilden yoluma devam ettim. Gemlikten sonra da Bursa istikametine yöneldim.

Bundan sonra yazacaklarımın ilgi çeken tarafları olamaz. Şunu yola çıkacaklara söylemek isterim ki, haritada gösterilen asfalt işaretli yollara güvenerek, yolu kısaltma sevdasına düşülmemelidir. Yollar, hem işaret edildikleri gibi güzel asfalt değiller ve hem de nizami yollar olmaktan uzaklar. Kime sordumsa, herkes kendisine göre kısa bir yol gösterdi. Bir kamyon şoförü, en kısa yolun, büyük şehirler arasındaki devlet yolları olduğunu söyledi. Ben de, onun işaret ettiği gibi, Kütahya, Afyon ve Denizli yolunu tercih ettim. İller arası yolların büyük bir kısmı çift yol durumunda. Tek yollarda muntazam ve geniş. İki il arasındaki zaman da, bir saatle ölçülebiliyor.

 ..

.

.

.

...

 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

KSS'DE SATILIK DEĞERLİ DÜKKAN
Satmak Istiyorum (05.09.2008)
ÇOK KIYMETLİ SATILIK ARSA
Satmak Istiyorum (05.09.2008)
AVUKATLIK BÜROSUNA BAYAN ELEMAN
İş Verenler (05.09.2008)
PARA KASASI
Satmak Istiyorum (04.09.2008)

 
= Fotoğraf Var

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 9 misafir bağlı

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın   Free Page Rank Tool

             

Ip Adresiniz: 38.103.63.61