Anasayfa arrow YAZARLAR arrow İSMAİL HABOĞLU arrow KURAKLIĞI, BİR TEK ASKER ANLADI...
 
KURAKLIĞI, BİR TEK ASKER ANLADI... Yazdır E-posta
18 08 2007

Türkiye’nin tek Meteoroloji Mühendisliği Bölümü’nün Başkanı Mikdat Kadıoğlu, “...Önlem alınmazsa, Türkiye’de sadece kuraklık değil, kıtlık ve salgın hastalıklar da baş gösterecek...” diyor.

Ve ardında da ekliyor, “ Türk Silahlı Kuvvetlerinin dışında hiçbir kuruluş, bu felaketi görmek ve önemsemek istemiyor.”

Ne kadar ilginç değil mi?

Tüm dünyanın önlem almak ve çözüm üretmek için toplantı üzerine toplantı düzenlediği bir dönemde; Türkiye’de herkes siyasete kilitlendi.

Kuraklık, susuzluk, kuruyan su yatakları, çölleşen Türkiye... seçimler nedeniyle ötelendi, ötelendi, ötelenmeye de devam ediyor.

Susuzlukmuş, kuraklıkmış,  ormanlarımız yanıyormuş, Türkiye çölleşiyormuş... kimsenin umurunda değil.

Gerçi dün de umurlarında olmamıştı, bugün de umurlarında değil.

Rantın yüksek olduğu kentlere akın akın göçler devam ediyor. Ormanlar yakılıyor, tıraşlanıyor, işgal ediliyor. Mantık ölçülerini zorlayan ölçeklerde, gereksiz, usulsüz ruhsatlar kesiliyor. Binalar yükseliyor, dağ taş betonlaşıyor. Gecekondular, habis ur gibi kentlerin etrafını sarıyor.

Prof. Dr. Mithat Kadıoğlu; “İstanbul’un nüfusu 4 milyona inerse, ancak o zaman sabah akşam yıkanabilirsiniz...” diyor.

Başbakan ve avenesi de isteri krizine tutulmuş gibi yırtınıyor; “Allah ne verdiyse doğurun.”

Nedir bu, “Allah ne verdiyse doğurun”un açılımı?

Şudur.

Doğurun doğurabildiniz kadar da, belinizi doğrultamayın.  Beliniz doğrultamayın ki; bir çuval kömüre, bir çuval una, bir kutu margarine, bir bidon suya onurunuzu, gururunuzu, oyunuzu, kendinizi satın. Satın ki; biz de Türkiye’ye istediğimiz  düzenini rahatça getirelim.

*      *       *

Ülkemiz siyasetçisi, ülkenin çıkarlarından önce kendi çıkarlarını düşünüyor. Kendini sağlama almaya çalışıyor.

Susuzluk, kuraklık, çölleşme umurunda değil.

Tema Vakfı yıllardır bas bas bağırıyor. “Biz su varsılı değil, su yoksuluyuz. Önlem alalım. “Su Çerçeve Yasasını” bir an önce yürürlüğe koyalım. Göçleri caydıracak önlemler alalım. İnsanların, kurumların, kuruluşların belli cazibe merkezleri üzerine yoğunlaşmasını engelleyelim. Sanayi kurumlarını, su kaynaklarını da gözeterek, ülke geneline, dengeli bir biçimde yayalım...”

Kimin umurunda, kim dinliyor?

Varsa din simsarlığı, yoksa din simsarlığı. Varsa din sömürüsü, yoksa din sömürüsü.

Ankara Belediye Başkanı, “Takdiri ilahi... Tek çözüm  Rab’bimin  yağmur vermesi...” diyor.

İnsanda biraz utanma, sıkılma olur. Güzel şeyler olduğu zaman kendilerinden, kötü şeyler olduğu zaman Allah’tan...

Sayın Başbakan, “Su sıkıntısından ve su kesintilerinden sorumlu tutulamayız” diyor.

Ya kimi sorumlu tutacağız?

Beş yıldır o koltuklarda oturuyorsunuz. Uzmanlar, 5 yıldır bas bas bağırırken; gizli ajandanızı bir an önce işleme koyma hırsınıza ara verip; “Yahu şu Temacıları bir dinleyelim, ne diyor bu adamlar...” dediniz mi hiç?

Bu işsiz, güçsüz nüfusu; siyasal çıkarlarınız uğruna,  siz pompalayıp durdunuz.

“Allah ne verdiyse, doğurun!...” demek kolay.

Hadi şimdi iş bulun onlara, aş bulun, su bulun.

...

.

.

...

 
< Önceki   Sonraki >
 
 
 

 






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Gazete Oku


Başlangıç 01.01.2007
Ip Adresiniz: 38.103.63.16

Free Page Rank Tool   Basın ve Yayın