Anasayfa arrow YAZARLAR arrow MEHMET ÖZATA arrow AMASRA'DAN ÇIKIYORUZ -3-
Prev   Next   Pause   Play     Scroll   Fade   ScrollFade
AMASRA'DAN ÇIKIYORUZ -3- Yazdır E-posta
18 08 2007

Bilet kesen olmadı ve ancak işaretle yol gösterildi. Yolu takip ettim. Yokuşu çıktım ve yine kapalı bir geçitle karşılaştım. Bana bilet sordular ve arabayı aşağıya, ilk kapının yanına park ederek gelmemi söylediler. Dediklerini yaptım. Aşağıdaki kapıda bulunan memur, aynı yolu tarif etti. Biletin oradan alınabileceğini söyledi. Ben, bu defa, yine söylenenleri yerine getirdim. İçerdeki memura da serteldim. Benim yaştakilerin bu yokuşu ayaklarıyla çıkmakta zorlanacaklarını söyledim. Bahçeye arabamı parketmekle, Atatürk’e bir saygısızlık olmayacağını da ilave ettim. Zaten bahçede bir kaç araba parkedilmişti. Sonradan bu arabaların, milletvekillerinden misafirlere ait olduklarını öğrendim. Bana da izin verdiler. Arabamı, ikinci köşkün, Atatürk yaşarken, misafirleri için yaptırılan ikinci köşkün önüne parkettim.

Bilet için bozuk para bulunmadı. Biletimi verdiler ve parasını çıkarken ödememi hatırlattılar. Bir cins ayrıcalık bana da yapılmış oldu. Verilecek para da iki liradan ibaret. Atatürk mezarından şöyle bir baş kaldırsa, bu iki liralık bilet parasının kaldırılmasını emrederdi. Onlar da, “Pekiyi paşam” derlerdi. Şu para alınacaksa, en azından bir on lira olmalıdır. İki lira para alıp makbuz kesmek için, bir memur orada tutulur mu? Bu paranın bir anlamı var mıdır? Bu para bir yumurta bile alıp ta kahvaltıda yenmesine yetmez. İşte, abesle uğraşmak budur.

Orada toplanan kadın erkek bir gurupla köşke girdik. Köşke girince kapılar kapanıyor. İkinci gurup toplanarak beklerken, birinci gurup geziyi bitiriyor. Aynı memur, birinci gurubu yolcu ederken, ikinci gurubu da içeri almış oluyor. Köşkün gezisi böylece bir düzene konmuş durumda.

Köşk, çok büyük değil. Hatta, küçük bile denebilir. Fakat plan tanzimi çok güzel. İki kattan ibaret. Birinci katta üç salon mevcut. Burada konferanslar veriliyor ve yemek yeniyor. İkinci kat, Atatürk’ün özel katı ve özel misafirlerini kabul ettiği kat. Yatak odası da bu katta. Ablası Makbule Hanım için de bu kata istirahat ve yatak odaları ayrılmış. İlk kadın pilotumuz Sabiha Gökçen ve Atatürk’ün manevi kızı Afet İnan’ın da yatak ve ıstırahat odaları bu katta.

Köşkün mimarı, Türkiye’nin tanınmış mimarlarından Sedat bey. Sedat bey, Atatürk’ün zevkini iyi bilen insanlardan biri. İran şahı Ankara’ya misafir olarak gelmeden önce planları yapılmış ve köşk inşa edilmiş. Böyle kısa zamanda köşkün inşaatı bitirilmiş. Onun için dedik ki, köşk o kadar büyük sayılmayacak bir yapıya sahip. Ancak, büyüklükle incelik ve zevk aynı şeyler değildirler. Köşkün, güzellik, incelik ve yeterlilik ifade ettiğini gözlerinizle görüyorsunuz.

Köşkün içinde, yabancıların hediye ettikleri ve belki de yıldız sarayından getirilmiş eşyalar var. Biliyorsunuz ki, Padişah Abdulhamit, tanınmış bir marangoz ustası idi. İşte, köşkte bulunan dolaplardan birisi, Abdulhamit Padişah’ın kendi eliyle yaptığı dolaplardan birisi imiş. Dolap konduğu köşeye de yakışmış idi. Eşyaların içinde, iki yüz senelik olanlar da varmış. İyi kullanılınca, eşyaların daha uzun yıllar da korunabildiği görülmüş olaylardandır.

Rahmetli Sedat Eldem hocanın kendi 100 metre karelik evini de ben gördüm. Sayın eşleri, İstanbul Üniversitesinde şan hocası idiler. Sedat Eldem hoca öldükten sonra, İstanbul Cihangir’de bulunan, apartmanın en üst katında bulunan bu 100 metre karelik evlerinin plan ve maketini Ağa Han’ın açtığı müsabakaya götürmüşler ve eve Ağa Han ödülünü kazandırmışlardı. Hanımefendi, bu işi tek başına yapmış, hem sevgili kocasının adını ebedileştirmiş ve hem de evinin kıyemtini biz vatandaşlarına göstermişti. Ben bu 100 metre karelik küçük ve fakat örnek evi gördüm. Bu, ayrı bir yazı konusu olmalıdır. Ayrı bir yazı konusu olmaya değer. Böyle bir yazı yazdığımı da sanıyorum. Çorum’a dönünce bu yazıyı arıyacağım. Yazıyı yazdımsa, yeniden yayımlayacağım; yazmadımsa, yeni bir yazı kaleme alıp bu şaheser küçük evin mahiyetini Çorumlu okurlarıma anlatacağım.

Atatürk köşkünü gezerken, bizim gurupta neşeli insanlar vardı. Kimler olduklarını öğrenemedim. Ancak resimler çekiyorlardı. İzahattan notlar da aldılar. Bir yayın kurulşu adına gezmiş olabilirler. Veya, bunların hepsi, bir üniversite mensubu da olabilirler. Atatürk’ün zevk sahibi bir insan olduğunu söylediğim zaman ilgilendiler. Afet Hanım’dan bahsettiler. Bilhassa, ilk kadın savaş pilotumuz hakkında bilgilerini açıkladılar. Benim bilgilerim de onlarınki gibi idi. Bu konuşma aramızda bir yakınlış teşekkül etti. Geçmişten pişmanlığımın olup olmadığını sordular. Profesör olmadığıma pişmanlığımı söyledim. İzam etmememi tavsiye ettiler. Adımı ve soyadımı almayı da ihmal etmediler. Yeniden karşılaşmaktan memnunluk duyacağımı söyledimse de, daha fazla konuşmaya imkan bulamadım.

...

.

..

.

..

 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

KAYIP KÖPEK ARANIYOR
Satmak Istiyorum (08.01.2009)
SAHİBİNDEN SATILIK
Satmak Istiyorum (08.01.2009)
SATILIK EV VE ARSALAR
Satmak Istiyorum (08.01.2009)
ACİL SATILIK BAĞ (DAİRE İLE TAKAS EDİLEBİLİR)
Satmak Istiyorum (08.01.2009)

 
= Fotoğraf Var

Firma Rehberi

 

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 16 misafir ve 2 üye bağlı
  • burakdmr
  • yalin

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın  

Siteyi en iyi Explorer7 ve Firefox3 ile izleyebilirsiniz.

 

Ip Adresiniz: 38.103.63.55
www.corumhaber.net www.corumhaber.net - AMASRA'DAN ÇIKIYORUZ -3-