|
Batı Karadeniz sahillerinin en büyük ilçesinin “Cide” olduğuna da işaret etmeliyim. Bartın ve Zonguldak vilayet merkezlerinin ayrıcalığı olduğunu da söylemeliyim. Vilayet merkezlerinin, daima daha büyük ve kalabalık olduğu ülkemizde bir hakikattir.
Gördüğüm her ilçenin ve bilhassa köyün adının yazılmasında da pratik bir fayda yoktur. Köyler toplu olmadıklarına göre, isimlerinin öğrenilmesinin veya yazılmasının bir faydası olmayacaktır. Şehirlerimiz, hep birer koy içinde yerleşmişlerdir. Koyun alabildiği kadar da ev yapımı olmuştur. Bir şeyin daha iyi bilinmesinde fayda vardır. Batı Karadeniz küçük şehirlerimizin hiç birinde, deniz sahilinde ev yoktur. Sahildeki plajlara itina gösterilmiştir. Plajların bakımsız bırakılanları yanında, bakımlı olanları da vardır. Kabinleri olanlarını dahi gördüm. Lokantaları, çay bahçeleri olanlar çok. Hemen hepsinde de insanlar dondurma yiyorlardı. Bana sorarsanız, cesaret edip bir defa olsun tatmak istemedim. Güzel bir adetini de söylemek istiyorum: Eğer temiz bir lokanta bulamadımsa; çay, peynir ve ekmek benim en başlı gıdamı teşkil eder. Büyük söylemiş olmayayım ama, şimdiye kadar hiç bir yolculukta hasta olmadığımı söyleyebilirim. Birkaç gün çeşitsiz gıda alamamak, insanların sıhhatlerini tehlikeye sokmaz. Bizim halkımızın sıhhat hakkındaki bilgileri azdır. Sıcakta, bilhassa etin ve etli yemeklerin çabucak bozulacağı unutulmamalıdır.
Önceleri tarifini yaptığım virajlı ve dar yollardan geçerek, Bartın’a geldim. Sahilde olan Amasra’yı görmeden geçmiş olduğumun sonradan farkına vardım. Bartın’da bir yağmura tutuldum ki, buna benzeyen Çorum’da hayatımda görmedim. Bir anda, bardaktan boşalırcasına bir yağmur furyasına uğradık. Bartın’ın bütün iş yerlerini sel bastı. Kimse kımıldayamadı.
Bartın, diğer yerleşim birimlerimizden büyük ama, yine de küçük bir Batı Karadeniz kenti. Caddeler ve çarşısı oldukça bakımlı ve temiz. Zaten bir anda şehir bol su ile yıkanmış duruma geldi.
Bir pasajda mevcut olan lokantada yemek yedim. Yatacak yer buldum. Kime sorsam yardımcı oldular. Gezecek çok yeri de yok. Gezecek yeri olanları bile, bir iki saatta bitiriyorsunuz. Dinlendim. Günlük gazeteler muntazam geliyor. Bartın’da da, öteki yerlerde olduğu gibi, insanlar politika konuşmaktan çekiniyorlar. Kısa günler içinde, sanki seçimler unutulmuş gibi bir durum hasıl olmuş. Bazı yerlerde de, seçim için yapılmış süslemelere dokunulmamış. Bu süslemeler güzellik te teşkil ediyorlar. Asılıp kalmış olmalarının kimseye de, devlete de bir zararı yok. Seçim sloganları, genel olarak, yol üzerine yazılmışlar.
Ertesi sabah, kahvaltımı yaptıktan sonra, geldiğim yola geri döndüm. Bu kadar yol alıp ta Amasra’yı görmeden gitmek olmazdı. Bu defa da levha yazısını kaçırdım. Yolda sorduğum bir şoför, ayrılışı geçtiğimi, fakat, ilerde olan bir ayrılıştan da gidebileceğimi söyledi. O ayrılışı buldum ama, trafik yasaklanmış olduğundan, oraya giremedim. Karayollarının makinaları da burada çalışıyorlardı. Geri, Bartın istikametine yola koyuldum. Nihayet ayrılışı buldum ve Amasra yoluna girdim.
Anayoldan ayrıldıktan sonra, yol daha darlaştı ve daha da virajlar çoğaldı. Yine, 30 km işaretli levhalar görülmeye başladı. Herkes gibi ben de dikkat ederek, 30 km.lik bir yolu oldukça uzun zaman içinde geçebildim. Pek dik bir yokuştan Amasra’ya geldim. Yolda, yüksekçe yerlerdeki düzlükleri yerli turist arabaları doldurmuşlardı. İnsanlar arabalarından inmişler ve yukarıdan Amasra’yı seyrediyorlardı. Gayret ve istek gösterdim ama, arabamı park edecek bir yer bulup ta, Amasra’yı yukardan seyretme imkanını bulamadım.
Amasra’da sahile indim ve arabamı bir yere itina ile yerleştirdikten sonra, çay içecek bir yer aradım. Koy tamamen evlerle doldurulmuş. Aşağıda tek bir cadde koyu ve plajı çevreliyor. Bütün evlerde otel ve restoran levhaları var. Demektir ki, Batı Karadeniz seyahatine çıkan herkes, Amasra’yı ziyaret ediyor. Bir iki gece kalanları olduğu gibi, en azından bir öğle yemeği de yiyenler oluyor. Ben ikisini de yapmadım. Dünyanın en güzel yeri sayılabilecek bu köşede, insan yalnız olunca, güzellikten bile sıkılıyor. Amasra’da kitap okumak için para sarfedilmez ki! Amasra’nın gezilip görülmesi ve bazı resimler çekilmesi ise, en fazla bir saat sürüyor. Yapılacakları yaptıktan sonra, geldiğim inişten, bu defa tırmanarak Amasra’dan ayrıldım. Amasra’da, inşaat yapacak yeni bir arsa bulma imkanı olamaz. Yapılacaklar yapılmış ve arsalar bitirilmiştir. Böylece korunacak bir durum gözüküyor. Batı Karadeniz seyahatına çıkıp ta, yolu şaşırıp Amasra’dan uzaklaşırsanız, benim gibi, sizin de geri dönmenizi ve Amasra’yı görmenizi isterim.
|