Anasayfa arrow YAZARLAR arrow ALİ EMİROĞLU arrow CİDE'NİN AZALAN NÜFUSU
CİDE'NİN AZALAN NÜFUSU Yazdır E-posta
11 08 2007
Cide’de nüfusun 11 bin olduğu levhada yazılı olduğu halde, asıl nüfusun 6-7 bin olduğunu ayakkabı tamircisi ıstırap duyarak anlattı.
Bu Karadeniz incisi olan şehirde, dünyadaki iki büyük kereste fabrikasından birisi bulunuyormuş. Bu fabrika özelleştirilmiş. Fabrikayı alan, aynı şehrin parası olan bir iş adamı. Fabrika, arsa fiatına satılmış. Yeni sahibi, fabrikayı iki yıl çalıştırdıktan sonra, işletmeden durdurmuş. Ondan beri fabrika çalışmıyor. Arsa parasına fabrikayı satın alan adam, eski bildiği işleri yapmaya devam ediyor.
Fabrikanın kapatılmasından sonra, burada çalışanların başka yerlere göçü başlamış. Nüfusun 11 binden 6-7 bine inmesinin sebebi bu göç olmuş. Tamirci diyor ki, göçten utanıldığı için, levhalardaki 11 bin rakamı değiştirilmiyor. Kereste fabrikasının yeni sahibi, belki de, ilerde, bu fabrikayı yıkıp yerine turistik, geleceğin turistik tesisi de daha uzun yılar yapılmış olmayacaktır.
Turist arabalarının plakalarında hep 34 (İstanbul) rakamları mevcut. Bunlar İstanbullu olabilecekleri gibi, bu bölgeden göç etmiş insanların aile ziyaretleri için misafir gelenleri de olabilir. İkinci şık doğru ise, bu bölgemizin turizmden kısmetini aldığı veya alacağı düşünülemez. Başka şehir plakalı tek arabaya rastlamadım. Bizim araba da para bırakacak bir araba değildir.
Cide’de, birkaç km uzunluğunda bir plaj var. Plajda hiçbir tesis yok. Plaj üstünde karavanlar, arabalar ve çadırlar var. İnsanlar denize de giriyorlar. Dalgalar ev yüksekliğinde görüntüler gösteriyorlardı. Bu dalgalard ayüzen ve dalgalara karışıp kaybolan ve sonra da yeniden görünen insanlar gördüm. Bunlar yerli olmalıdırlar. Yabancıların bu dalgalarda denize girmeleri ve ölmeden dönmeleri düşünülemez. Karadenizli olmayan insanların, Karadeniz dalgalarında güneşlenmeleri düşünülürse de, dalgalarla boğuşmaya kalkmaları tehlikeli olabilir. Akıllıca hareket edip, yüzme zevklerini başka denizlere bırakmalarında hayırlar vardır. Karadeniz’de Karadenizliler yüzmelidirler. Onlar hamsi ile büyüdükleri için, hem şişman değiller ve hem de çevik insanlar. Yüzme mütehassısı olduklarında da şüphe yok.
Batı Karadeniz sahillerini süsleyen yerleşim yerlerinin hepsi, birbirine benziyor. Koylarda birbirinin eşi gibiler. Koylar küçük olduklarından, koylarda yerleşim de küçük olacaktır. Ekilip biçilecek arazi mevcut değil. Ormandan kazanıldığı pek belirli olan bu tarlalarda ancak mısır ekilebiliyor. Yol kenarlarında otlayan karasığır hayvanlarına rastladım. Tek tük koyun görünüyor. Keçi sürüleri görmedim. Sanıyorum ki, karakeçi mücadelesi memleketin bu sahillerinde başarılı olmuştur. Görünüm bunları gösteriyor.
Sahiller çok yeşil. Bu yeşillik, Akdenizin yeşilliğinden farklı. Büyük çam ormanları yok. Olanlar da, tarla kazanımından dolayı parçalanmış. Kazanılan tarlalar üzerindeki topraklar ise, erozyon yoluyla kaybolmuş. Ekip biçmek için ormandan kazanılan tarlalar, kısa zaman içinde erozyonla elden çıkarılmış. Taşlığın üzerinde buğday veya mısır ziaraatı yapılamaz.
Batı Karadeniz’in hiçbir yerinde sanayi tesisleri kurulamaz. Zonguldak bölgesi dışında kömür mevcut değil. İşletilen başka bir madenden bahseden olmadı. Fabrika kuracak saha da mevcut değil. Mevcut sahalar üzerinde fabrikalar kurarsanız, insanlara ev yapacak saha tüketilmiş oluyor. Hiç sanayi tesisi olmadığına göre, bundan sonra olacağını düşünmek te abesle uğraşmak olur.
Söylemiş olduğumuz gibi, bu sahillerimiz tatil geçirecek yerler değil. Bu sahillerimizdeki turizm, ancak görmek için olabilir. Bunun için de yolların yapılması ve otellerin inşa edilmesi gerekir. Bunların olması da yetmez. Buralardan geçen insanların otellerde kalacak kadar varlıklarının da olması gerekir. Bir emekli okumuş insanın, ailesiyle birlikte, buralarda seyahat edebilmesi için, gelirinin dört misline yükseltilmesi gerekir. Benim bir aylık emekli maaşım, benim buralardan geçmemi temin edemedi. Müddet bir haftayı bile bulmadı. Demek istiyorum ki, gezme, görme, bilme zevki olan insanlarımızın kazançları bu seyahatlara yeterli olmayacaktır. Yol yapımındaki zorluk göz önüne getirilirse, işimiz daha da çetrefil bir durum kazanacaktır.
Doğu Karadeniz’de işlenen çift yol hatası burada, Batı Karadeniz sahillerinde zaten işlenemez. Tek yolu da düzgün yapmak için, dağları yarmayı düşünmemek gerekir. Bu günkü haliyle de bırakılamaz. Mevcut yolu, virajlarıyla birlikte düzeltip, sahili geçilebilir hale sokmak gerekir. Yine de, Batı Karadeniz sahilinin gelecğini turizmde aramak gerekecektir. Karadeniz sahillerinden göç böyle önlenebilir.
 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

BAYAN ELEMANLAR ALINACAK
İş Verenler (30.08.2008)
SATILIK TARLA
Satmak Istiyorum (30.08.2008)
ELEMAN
İş Verenler (28.08.2008)
RADYO FREKANSI
Satmak Istiyorum (28.08.2008)

 
= Fotoğraf Var

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 29 misafir bağlı

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın   Free Page Rank Tool

             

Ip Adresiniz: 38.103.63.61