Anasayfa arrow Köşe Yazıları arrow Günay ERTUĞ arrow GENÇLİĞE HİTABE...
GENÇLİĞE HİTABE... Yazdır E-posta
10 08 2007
Toplumumuzda ailevi ve çevresel etkenler sayesinde yoksulluk çekmiş, ihmal edilmiş, şiddete maruz kalmış, ana babasından uzun süre ayrı kalmış yada çeşitli sebeplerden bağlarını koparmış, deprem, sel gibi tabi afetler neticesinde ciddi yaralar almış, yakınlarının ölümüne tanık olmuş ve hayatta yapayalnız kalmış çocuklarımız vardır.
Hani, “Geleceğimizin YILMAZ BEKÇİLERİ” dediğimiz çocuklarımız…
Bunların içinden bazıları;
Hayatta yalnız kalmanın bedeli olarak çeşitli yollardan suçlara karışmış…
Alkole alıştırılmış…
Madde bağımlısı haline gelmiş…
Bilinçli insanlarla karşılaşmadıklarından, bilinçli rehber ve koruyucudan mahrum yetişen bu çocuklarımızın öğrenim hayatı da genellikle düzensiz ve başarısızlıkla sonuçlanmıştır.
Ancak bunların içinden her seferinde öyle bir kişi veya kişilerde çıkmıştır ki, karşılaştıkları her türlü zorluklara göğüs gerebilmiş, mücadelelerinden başarıyla çıkmış üstelik toplumun önderi olma hakkını kazanmış olanları da çoktur.
Yaşadıkları zorluklar karşısında yılmayan, hayat mücadelelerini devam ettiren bu kişilerin ortak tavrı, hedeflerinden asla vazgeçmeyen, karşılaştıkları olayların üstesinden gelebilen bir tutumu gözler önünde sergilemektedir.
İşte geleceğimizin gençler “YILMAZ BEKÇİLERİ” BUNLARDIR”
Peki, toplum olarak ne kadar sahip çıkabiliyoruz?
Yoksa kaybolmuşluklarının arasında bir darbede biz mi vuruyoruz?
YILMAZ BEKÇİLERİMİZE emanet ettiğimiz ülkemiz için bu çocuklarımızın, ümitsizliğe düşmeden her şeye rağmen hayata tutunmayı başarabilmesi, düştüğünde tekrar ayağa kalktığında yürüyebilmesi gerekmez mi?
Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk GENÇLİĞE HİTABINDA “yılmazlığın” kişisel ve toplumsal olarak gerçek ölçüsünü ortaya koymaktadır.
Yüce Türk milletinin her ferdi bıkmadan, usanmadan “”GENNÇLİĞE HİTABEYİ” satır satır ve hiç bıkmadan usanmadan okuması, belki bu çocuklara biraz daha çok sahip çıkılması gerektiğini aşılayacaktır.
Bu ruhu kaybetmek, bu çocukları da kaybetmek demektir.
Hangi ortamda dünyaya gelirse gelsin, her çocuğun en güzeli yaşama hakkı vardır.
Sivil toplum örgütlerimizde bu çocuklarımız üstüne biraz daha düşmeli.
Hatta araştırmalı, sayılarını öğrenmeli. Masa başında oturup da ihtiyacı olanın ayağına gelmesini beklemek, görevini başarıyla yapıyor anlamına hiç gelmez.
Eğer çevrenizde görmezden geldiğiniz, çöpten beslenen, parasızlıktan okula gidemeyen, ailesi olmadığı için sokaklarda, köprü altlarında yatan, kışın soğuktan donarak ölen çocuklar varsa, O ÇOCUKLARIN DEĞİL, o bölgedeki hem yetkililerin, hem sivil toplum örgütlerinin hem de vatandaşın AYIBIDIR.
Toplumların hayat tarihi seyri içinde incelendiğinde bazılarının her şeye rağmen zorluklara göğüs gerebilmişler ve bu sayede bağımsızlıklarını koruyabilenler oldukları görülecektir.
Sokakta, yolda, arabada yalnız, kimsesiz, boynu bükük, sevilmeye, korunmaya ihtiyacı olduğunu anladığınız bu çocuklara elinizi uzatın.
İnan ki, o uzayan el çok büyüyecektir.
 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

SATILIK BİLGİSAYAR
Satmak Istiyorum (05.10.2008)
İŞYERİNİZE,DERNEĞİNİZE YADA KENDİNİZE
Satmak Istiyorum (05.10.2008)
İŞ ARIYORUM
İş Arayanlar (03.10.2008)

 
= Fotoğraf Var

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 28 misafir ve 1 üye bağlı
  • hasaneray

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın   Free Page Rank Tool

             

Ip Adresiniz: 38.103.63.61