|
Toplumları bir arada tutan en büyük bağ, yaşadığı kente ait olabilme şuurudur. Bu şuuru taşıyan insanların yaşadığı yerler kalkınır ve geleceği daha parlak hale gelir.
Yaşadığımız, doğduğumuz, ekmeğini yediğimiz yerler bu kadar önemliyken, bu gün kaç kişi göğsünü gere gere “Ben Çorumluyum” diyebiliyor?
Bir çok sivil toplum örgütü organizasyon düzenler. Ve hepimiz zaman zaman bunlara katılırız. Toplantıların tanışma faslında herkes birbirine nereli olduğunu sorar genelde. Ülkemizin 80 vilayetinden de insanları bir arada görmek mümkün olabilir.
Kimisi o kadar sessiz söyler ki nereli olduğunu, kendi bile anlamaz nedense?
Ben her zaman yüksek bir tonla “Çorumluyum” diyebilen ve bunun tadına varan bir insanım.
Aslında başkasının sormasına fırsat vermeden ara sıra şu soruyu kendimize sormalıyız; “Neden, Çorumluyum, Kayseriliyim, Yozgatlıyım “ demekten kaçınırız?
Bu yaşadığımız coğrafya bunu hak ediyor mu?
Yaşadığımız şehir bunu hak ediyor mu?
Kimsenin atasının, babasının veya kendisinin Balkanlardan veya başka yerlerden gelip Çorum’a yerleşmesine bir diyeceği yoktur. Ayrıca sakıncası da yoktur.
Hatta bu bir kültürel zenginliktir. Bu insanları yabancı olarak görmek mümkün değildir elbette
Zaten Çorum insanı da asla bunu yapmaz ve sahip çıkar çoğu zaman.
Ama yaşadığı kente başka yerden gelmiş, kentte üç- dört kuşak yaşamış, şehrin sosyal ve siyasi bir çok alanında rol almış kimselerin de o kentin kimliğini reddetmelerine bir türlü anlam verememekteyim.
Yaşadığı, ekmeğini yediği yerin kimliği bu memlekette yaşayan herkesin çocuklarına bırakabileceği en güzel mirası olmalıdır bence.
Aslında bu konuda hepimiz çaba sarf etmeliyiz.
Ne yazık ki bu çabayı memleketine sevdalı insanlar olarak yıllardır veremediğimizden dolayı bir çok problemler hep karşımıza çıkmıştır.
Eğer kendi memleketimizde kendi insanımız yatırım yaptıysa çalışanı da yine memleketinden seçmiştir.
Önümüzde yıllar öncesinden kalan bir örnek var biliyorsunuz.
Dışarıdan gelip kendi kazançları için toprağımızı, suyumuzu özellikle de havamızı kirletenler, hatta cömertçe harcayanlar, ne yazık ki işçi alımında kentimize bu kadar cömert davranmamışlardır.
Çorum’u sevmek ruhu yaşatıldıkça, Çorum esnafı da yaşayacaktır. Kapanan dükkanların sayısı her geçen gün artmayacak, köklü aileler ticaretten çekilip dükkanlarını ya kiraya verip ya da satmayacaktır.
Sivil toplum örgütleri de bu ruhu yaşatmak ve canlı tutabilmek adına çeşitli etkinlikler düzenleyerek gündeme getirebilmelidir.
Doğduğum yer…
Doyduğum yer…
Yaşadığım yer…benim memleketimdir.
Çorum’u sevenlerin, bu kentte yaşıyor olmaktan keyif alanların, bu kent için çabalayanların, her yerde, her ortamda memleketinin ismini gururla söyleyenlerin gerçek Çorumlulara ihtiyacı var.
Aradaki BÜYÜK BAĞ ancak bu şekilde sağlanır.
Her Gününüz Güzel Olsun
|