Anasayfa arrow YAZARLAR arrow ALİ EMİROĞLU arrow OSMANCIK'TAN SİNOP'A
OSMANCIK'TAN SİNOP'A Yazdır E-posta
08 08 2007

Osmancık’ta durmadım. Tek, fakat, güzel olan devlet yolundan biz de yolumuza devam ettik. Trafik işaretlerine ve kaidelerine dikkatli olunursa, bu güzel tek yol, daha uzun yıllar, kendisinden beklenen işlevi yapmış olur. Dikkatimi çeken bir şeye de işaret etmek istiyorum. Kamyon ve otobüsler dışında, özel arabalara pek rastlanmıyor. Özel binek otomobilleri, cidden az denecek kadar az görülüyor. Ben, bu durumu, vatandaşlarımızın parasızlıkları ile değil, gezme zevklerinin azlığı ile izah etmek istedim. Buna, yine vatandaşlarımızın tasarruf niyetlerini de eklemek mümkün olabilir. Tasarruf iyidir de, paranın niçin kazanıldığının düşünülmesi de gereklidir. Otobüsle seyahat etmeyi adet etmiş insanların, bu kadar para peşinde koşmalarının anlamı da yoktur, diyorum. Para, bana göre, sizlere göre de, biraz da iyi yaşamanın vasıtalarından biridir. Bu sözümle, bilgiyi akıl dışı saydığım sanılmamalıdır. Bilgisiz bir insanın, parası çok ta olsa, yaşaması basit kalacaktır.

Kargı ayırımından, bu tek ve güzel yoldan ayrıldık. Kargı’ya kadar yol iyi değil. Eskiden de bu yol, dar ve bakımsızdı. Kargı’da durup çay içecek yere rastlamadım. Rastlasanız bile, otomobilinizi park edecek yer bulmak mümkün değil. Bizde, daha, bütün şehirlerimiz gibi, Kargı da, otomobillerin esiri olmuş durumda. Tanıdığımız Kargı’dan bir çay bile içmeden geçmek zorunda kaldık.

Ben, eski il başkanlıklarım zamanlarında, Kargı’ya çok gitmişimdir. Kargı’da çok içten arkadaşlarım da vardı. Kargı’dan sonra, Kızılırmak akışı istikametinde de gezdiğim olmuştu. Bu yollardan yine geçtim. Yollarda bir değişiklik yoktu. Yol hem çok dar ve hem de çok bakımsız. Virajların hiçbiri değiştirilmiş değil. Dere ağızlarında sel birikintileri kenara itiliş ise de, üzerine döşenen ince asfalt tabakası sel sularıyla götürülmüş olduğundan, toprak zemin üzerinden geçmek zorundasınız. İşaretler de pek iyi sayılmaz. Yer yer, 30 km olarak sürat tahdidini bildiren levhalara rastlıyorsunuz. Bazen çeşmeler de görüyorsunuz. Durup su içmek istedikleriniz de oluyor. Birkaç arabanın bir araya durması için yer mevcut değil. Eğer, bir çeşmede iki araba durmuş ise, size yer kalmamış demektir.

Bu yol üzerinde, oturup dinlenecek ve yorgunluk çayı içecek yer yok. Süratınız da 50 km.den yukarı olmamalıdır. Pek çok yerde, sürat 30 km. olarak gösteriliyor. Trafik işaretlerine çok dikkat etmeniz gerekiyor. İşte böyle böyle, Saraydüzü’ne kadar geliyorsunuz. Küçük ve şirin bir yer. Lokanta yazılı bir yere girdim. Yemekler bitmişti. Bir şeyler yapacağını söyledi ama, ben cesaret edemedim. Şehri çıktıktan sonra, yanımda bulunanları bir düzlükte yemek ve bunlarla yetinmek zorunda kaldım. Bir çeşme de yoktu. Termostaki soğuk suyu içtim.

Daha sonra, Boyabat ilçesine geliyorsunuz. Boyabat güzel bir şehir. Çarşısı pazarı muntazam. Oldukça planlı bir şehir. Evde unuttuğum yazlık şapkamın yerine bir yenisini aldım. Şapkaya Çorum’da iki buçuk lira ödemiştim. Aynı şapkanın benzerine beş lira ödedim. Bir kahvenin önünde, yerlileri gibi, ben de oturup çay içtim. Ayrılırken, yanımda oturanlar para ödetmediler. Teşekkürden başka yapacak bir şeyimiz yok. Bazen yanıma, küçük paketler halinde leblebi alırdım. Onlardan olsa, birer tane hediye edebilirdim ve ikrama da geçerdi.

Boyabat’a girerken ve çıkarken, yeni güzel yollar açılmış. Yapım hala devam ediyor. Müsait yerlerde çift yol düşünülmüş. Müsait olmayan yerlerde tek yol tanzimi var. Buralar için, elbette ki bana göre, büyük çift yollara ihtiyaç olamaz. Bir ilçenin vasıtaları için çift yol fazla gelir. Buraların, iç kısımlara bağlanması da kolay kolay düşünülür olamaz. Daha pek çok ihtiyacı olan ülkemizde, seyretmek ve öğünmek için çift yol inşaatına teşebbüs etmenin faydasızlığı da düşünülmelidir. Ülkemizin bu kısımlarında büyük şehirlerin gelişmesi düşünülemez. Petrol veya altın madeni gibi bir artı değer vasıtası ortaya çıkarsa, o zaman çift yol akla gelebilir. Çünkü, o zaman, büyük yerleşim birimleri, belki de düşünmeyeceğimiz şekilde ortaya gelebilir.

Nispeten iyi yollardan, karanlık olmadan son durağımız olan Sinop’a gelmiş bulunuyoruz. Sinop, bildiğim bir şehir. Sodep’in ilk il kongresini ben yapmıştım. Sinop’ta, tanınmış ve çok kıymetli insanlar da tanımıştım. Bizim kongre, ramazan ayına tesadüf etmişti. Oranın büyük otelinde misafir olmuştum. Gece sahur için uyandırılmıştım ama, gündüz durumun hiç de öyle olmadığını bizzat görmüştüm. Kongreye iştirak eden insanlar, oruçlular, oruçsuzlar, birbirlerine saygılı kalmışlardı. Oruç tutma adeti olmayan Samsun Sodep İl Başkanı da orada idi. Oruç tutma alışkanlığı olmayan il başkanımız, bütün ramazanları Sinop’ta geçiriyordu.

 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

Servis Şöforü Alınacaktır
İş Verenler (06.09.2008)
SATILIK DAİRE
Satmak Istiyorum (06.09.2008)
KSS'DE SATILIK DEĞERLİ DÜKKAN
Satmak Istiyorum (05.09.2008)
ÇOK KIYMETLİ SATILIK ARSA
Satmak Istiyorum (05.09.2008)

 
= Fotoğraf Var

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 10 misafir ve 1 üye bağlı
  • hakan kaya

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın   Free Page Rank Tool

             

Ip Adresiniz: 38.103.63.61