|
Sayın Başbakan, “...Musluklardan akmayan sulardan, küresel ısınma sonucu kuruyan su yataklarından, AKP iktidarını sorumlu tutarak, bizi yıpratmaya çalışıyorlar. Su kaynaklarını biz mi kuruttuk?...” diyor.
Bu söylem, ülkeyi 4,5 yıl yönetip, 46,7 ile tekrar iktidar olan bir Başbakanın söylemi olamaz, olmamalı.
Ama Sayın Başbakan hâlâ ham, hâlâ olgunlaşamadı. Söylemleriyle hâlâ pot üzerine pot kırıyor, hâlâ açık veriyor.
Doğrudur, bu yıl yeterince kar ve yağmur yağmadı. Su kaynakları kurudu. Su kaynakları kuruduğu için de yetkililer çaresiz kaldı.
Doğrudur, bu sorun salt Türkiye’ye özgü bir sorun değil. Küresel ısınmadan tüm dünya etkilendi, etkilenmeye de devam ediyor.
Ama tüm bu gerçekler, Sayın Başbakanın söylemini, doğru ve geçerli kılmıyor.
Su kaynaklarının kuruması ya da kurumaya yüz tutması, bir anda olup biten bir şey değil ki... Yıllardır, söyleniyor. Yıllardır yazılıyor, çiziliyor. Bilim insanları, olacakları yıl yıl, gün gün veriyor.
Tema Vakfı’nın yöneticileri yıllardır haykırdı, “Su kaynaklarımız boşa akıyor... Su kaynaklarımız kuruyor... Türkiye çölleşiyor...” diye.
Şimdi haklı olarak vatandaş İsmail de soruyor; Sayın Başbakan, 5 yıla yakın bir sürelik iktidar döneminde, su kaynaklarını iyileştirme adına ne yaptı?
Yıllardır boşu boşuna denizlere akıp yiten su kaynaklarımız için ne düşünüldü, ne yapıldı?
AKP’nin, avurtlarını şişire şişire, “şöyle çalışıyoruz, böyle çalışıyoruz” diye böbürlenen belediyeleri, bugüne kadar bu konuda, ne gibi projeler üretti, hangilerini yaşama geçirdi?
Yanıt, AKP iktidarının artık klasikleşen bir yanıtı.
“Efendim, yoğun işlerimiz arasında bunlara fırsat bulamadık. Kaldı ki küresel ısınma da buna tuz biber oldu. Takdiri ilahi... Ne yapabiliriz ki!?”
* * *
Konunun bu noktaya geleceğini bildiğim için, özel arşivime girdim.
1990’lı yıllara uzandım.
Nurettin Sözen, İstanbul Belediye Başkanı.
İstanbul yine, içinde bulunduğumuz yıllara yakın bir su sıkıntısı içinde.
Nurettin Sözen, gemilerle, tankerlerle İstanbul’a su taşıyor. Peş peşe yağmur bombaları patlatılıyor. Ancak yağan yağmur, toplanan su, İstanbullunun susuzluğunu gidermiyor.
O günlerde, bugünün AKP’sinin anası olan partide siyaset yapan, bugünkü iktidarın ağır topları, Nurettin Sözen’e olmadık ağır eleştiriler yöneltiyor.
Sözen, “Doğaya hükmedemem ki, takdiri ilahi...” dedikçe, bugünkü iktidarın ağır topları, Sözen’e yükleniyor.
Ne uğursuzluğunu bırakıyorlar adamcağızın, ne iş bilmezliğini...
Neticede bu muhterem siyasetçilerimizin çığırtkanlığıyla, Nurettin Sözen, “İstanbul’u susuz bırakan Belediye Başkanı” olarak tarihe geçiyor.
Tıpkı... tıpkı Ankara’yı susuz bırakan, bugünkü Ankara Belediye Başkanı Melih Gökçek gibi.
Tıpkı İstanbul’u susuz bırakan, bugünkü Belediye Başkanı Kadir Topbaş gibi.
Tıpkı Türkiye’yi susuz bırakan, bugünkü Başbakan Tayyip Erdoğan gibi.
Etme bulma dünyası bu...
O günlerde de Nurettin Sözen isyan etmişti; “Yahu etmeyin, tutmayın... Su var da ben mi vermiyorum!?... Yağmur yağıyor da ben mi engelliyorum!?...” diye...
Kaldı ki o dönemde, adamcağızın gelmesiyle sorun sarmalına girmesi bir oldu. Hazırlıklı oturamadı koltuğuna. Bir anda susuzlukla karşı karşıya kaldı.
Ve yine kaldı ki, o dönemlerde küresel ısınmanın, susuzluğun, çölleşmenin esamisi okunmuyordu. Küresel iletişim, bu denli güçlü ve yaygın değildi.
Şimdi her şey biliniyor. Her gelişme, dünyanın dört bir yanında anında duyuluyor.
AKP, 5 yıla yakın bir süredir iktidarda.
Su kaynaklarının kuruması ve susuzluk, (1990’lı yıllarda olduğu gibi) bir anda oluşmadı. Yıllar öncesinden, güldür güldür, bağıra bağıra geldi.
Susuzluk, “Ben geliyorum!” derken; Büyük Pazarlama Üstadı Sayın Başbakan, Manavgat Suyunu İsrail’e pazarlamaya çalışıyordu.
1990’lı yıllarda, İstanbul’un susuzluğunun hesabını, Sözen’e sormaya kimsenin hakkı yoktu; ama bugün, Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı susuzluğun hesabını; Başbakana ve belediye başkanlarına sormaya herkesin hakkı var.
Ülkenin 4,5 yılına hükmeden Sayın Başkan, bu susuzluğun hesabını vermek zorunda.
Bitti mi?
Bitmedi.
Elektriksizliğin ve elektrik kesintilerinin de hesabını vermek zorunda.
Ülkenin su kaynaklarının kuruyacağı, dolayısıyla enerji dar boğazına girileceği, köy kahvehanelerinde bile konuşulurken; AKP iktidarı bu konuda elle tutulur hangi yatırımları yaptı?
Ya da niye yapmadı?
Yok öyle takdiri ilahi deyip, sıyrılmak.
Yeni Alanya Gazetesi 07 Ağustos 2007 Salı
Çorum Haber Gazetesi 07 Ağustos 2007 Salı
|