|
Yeni seçilen milletvekillerimizin vatana ve millete güzel hizmetler vermesini herkes gibi ben de temenni ediyor ve bekliyorum. Milletimiz kavgayı değil, uzlaşmayı ve boş safsataları istememektedir artık.
Şeyh Edebali büyük İslam alimidir. Onun Osman beye ve devlet adamlarına verdiği öğütlere itibar gösterenlerin başarıları tarihi bir gerçektir.
Devlet adamlarının, adil, bilge, cömert, akıllı, ölçülü, dürüst, zulmü önleyen, liyakatli, danışarak karar veren, kişiler olması gerektiğini vurgulamaktadır. Kısacası, vatandaşın isteklerine tercüman olmuştur.
Edebali adalet konusunda,
“Ey oğul. Beysin. Vekilsin! Bundan sonra öfke bize, uysallık sana…
Gücenmek bize, gönül almak sana…
Acizlik ve yanılgı bize, hoş görmek sana…
Geçimsizlikler, çatışmalar, anlaşmasızlıklar bize, adalet sana…” diye öğüt verir.
Doğru ve dürüstlük için,
“Ey vekil! Dilin dürüst ve kalbin doğru olmalıdır ki, halka faydalı olasın. Milletine sırt çevirme. Her zaman duy varlığını. Toplumu diri tutan da yaşatan da milletin irfanıdır”
“Ey vekil! Belli ki güçlü, kuvvetli ve akıllısın. Ama bunları nerede ve nasıl kullanacağını bilmezsen sabah rüzgarında savrulur gidersin.”
“ Ey vekil! Hiçbir zaman memurların durumundan gafil olmamalı, devamlı onların hal ve durumlarını kontrol etmelisin.”
“Ey vekil! Zalim bir bey memleketini harap eder. Zalim olan uzun süre etrafına sahip olamaz. Zalimin zulmüne uzun süre halk dayanamaz. “
“Yükün ağır, gücün kıla bağlı. Yükünü taşıyacak, ayağını sürtmeyecek akıl sendedir. Haklı olduğun mücadelenden asla korkma.
“NEREDEN GELDİĞİNİ UNUTMA Kİ, NEREYE GİDECEĞİNİ UNUTMAYASIN.”
Asırlar öncesinden nasihat şeklinde söylenen bu sözler, tıpkı günümüzü önceden gören gözlerin sözleri değil mi?
Bu sözlerdeki mesajları iyi anlayanlar başarılı olacaklardır. Özellikle de anladıklarını uygulayanlar vatandaşın gönlüne taht kuracaktır.
Yapmayanlar mı?
Onlar, hani derler ya hep “hasbelkader” oraya gelenler…
Bir varmış, bir yokmuş misali…
Bir görünüp, bir kaybolurlar…
Masal kahramanı bile değildir onlar…
Asıl kahramanların arkasında durup, bir şeyler kapmaya çalışırlar…
Bir ihale, bir iş, bir fırsat…
Arkalarından hiç kimse “Hizmet adamıydı” diye söz etmez…”Birilerinin adamıydı” diye anılırlar hep ve unutulup giderler…
“İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın” sözünü hiç duymadıklarından veya duydukları bu sözü kendilerine göre “Kendini yaşat ki, büyüyesin” diye çevirdiklerinden, onlar hep bana…hep bana…cümlesinden yola çıkarlar hep.
Kubbede hoş bir seda bırakanlar mı?
Onları er yada geç zaman bize gösterecek.
Her Gününüz Güzel Olsun.
|