Anasayfa arrow YAZARLAR arrow İSMAİL HABOĞLU arrow ERMENİ SORUNUNA BİR KATKI
Prev   Next   Pause   Play     Scroll   Fade   ScrollFade
ERMENİ SORUNUNA BİR KATKI Yazdır E-posta
29 07 2007
Aslında bu katkıyı ben değil, rahmetli Çorumlu hemşerimiz Hıfzı Veldet Velidedeoğlu yapmıştır. Ben onun katkılarını okuyucularımıza bir daha aktarmaktan başka bir iş yapmış olmuyorum.
Ermeni sorununu yaratan amil, Birinci Dünya Savaşıdır. O zamana kadar, Ermenilerle aramızda sorunlar olmuştur da, yeni bir devlet isteğini ortaya koyan bir durum mevcut değildir. Abdülhamit’e atılan bomba olayında bile, Ermeni devleti sorunu bulunmuyor.
Birinci Dünya Savaşı devam ederken, İtilaf devletleri, savaşın politikası gereği, çeşitli çarelere başvurmuşlardır. Türkiye topraklarında yaşıyan Ermenilerden yararlanma imkanlarını aramışlardır. Bir taraftan Çarlık Rusyası, öbür taraftan İngiliz ve Fransızlar, Ermenileri kullanmak için, düşünür göründükleri müstakil Ermeni devleti fikrini ortaya atmışlardır. Zaten, bir müddetten beri, yeni ıslahat düşünceleri içinde, Ermeni sorunu kullanılmaya başlanmıştı. Aynı düşünce,i yine çıkarları içinde, İngiliz ve Fransız hükümetleri düşünüyorlardı. Yalnız, bu üç müttefik devlet, bu aynı işi düşündükleri zaman, birbirlerinin çıkarlarını gözetmeyi de asla ihmal etmiyorlardı.
Aslında, Rusya, kendi topraklarında yaşayan Ermenileri de ihtiva eden bir Ermenistan kurmayı hiç bir zaman düşünmemişlerdir. Nisbeten muhtar bir Ermenistan düşünülmüş olsa bile, bunu, ancak Osmanlı İmparatorluğundan birinci cihan savaşında aldıkları topraklar üzerinde düşünmüşlerdir. Bu muhtar Ermenistan’da Kilise malları düzenlenecek, dini istiklal tanınacak ve dilleri serbestçe kullanılacaktır. Görülüyor ki, tam bir bağımsız Ermenistan, Osmanlı’dan alınan topraklar üzerinde bile söz konusu değildir. Osmanlı’dan işgal edilen topraklarda yaşayan Ermenilere dediğimiz muhtariyet tanınmış olacaktır. Rusya’da yaşayan Ermenilerin bu dediğimiz muhtar Ermenistan’a katılması düşünce dışıdır. Onlar, Gürcüler, diğer Müslümanlar ve bizzat Ruslar gibi aynı hukuku paylaşan insanlar olarak Rus vatandaşları olarak kalacaklardır.
Bu söylediklerimiz ve yazdıklarımız ise, Osmanlı Ermenilerinde asırlardan beri vardı. Ermeniler bir cins imtiyazlı bir kavim olarak Osmanlı vatandaşı bulunuyorlardı. Yabancı dil bilmelerinden dolayı da, Osmanlı Devletinin hariciyesi tamamen Ermenilerin ellerine tevdi edilmişti. Kısaca bir defa daha ifade etmek istersek, Ermeniler Osmanlının en rahat, en hür, en sadık ve aynı zamanda da en faydalı insanları idiler. İsyan ediyorlardı da, ayrılık sahneleri sergilemiyorlardı. İttihat ve Terakki’nin de bile, çok ileri kademelerde Ermeni insanları vardı. Talat Paşa’ya yakın olanlar da vardı. Ermenilerden devletin saklayacak bir şeyi de yoktu.
Rusların Ermenileri kandırmaları ve gereği gibi kullanmalarına benzer şekilde, Avrupa’nın emperyalist güçleri de Ermenilerden faydalanmayı düşünmüşlerdir. Ermenilerin büyük Ermenistan’ın kısımları olarak düşündükleri Adana ve Klikya’da Fransızların da çıkarları vardı. Bu bilinç içinde, Rusya ve İngiltere durumu idare ediyorlardı. Hiç bir şey yokken, Karadeniz ve Akdeniz’e açılacak büyük bir Ermenistan kurulmasını bu emperyalist devletler isterler mi? Zaman zaman ister görünmüşler ve politikalarını yürütmüşlerdir. Tam açıklık içinde konuştukları da yoktur. Ermenilerden ise, bunların kötü niyetlerini anlayan olmamıştır. Anadolu Ermenilerinden küçük bir kısım bu işe alet olmuştur. Büyük kitle memnuniyetlerini dış Ermenilere anlatma imkanlarını bulamamıştır.
Bir Ermeni, müteşebbisi olan Dr. Zavriyef, Çarlık Rusya hariciyesinin tasvibi ile de, Avrupa’da bu bağımsız Ermenistan işini takiple görevlendirilmiştir.
Çok zengin olup hayatını Avrupa’da zevk alemlerinde geçiren Bogos Nubar Paşa ise, görevli doktora yardım görevini yüklenmiştir.
Bu iki Ermeni, Rus hariciye nazırı Sazanof’un bilgisi içinde bu gayretlerine devam etmişlerdir. Ne Rusya’dan, ne de İngiliz ve Fransızlardan, tam bağımsız Ermenistan vaadi aldıkları da olmamıştır. Olayların hepsinin baş sebebi oldukları halde, hiç bir işe yaramadıklarını da ölmeden ikisi de görmüştür.
Velidedeoğlu, bu bilgileri, Çarlık Rusya’dan sonra idareyi ele alan Sovyetler hükümetinin, Çarlık Rusya hariciyesinin gizli muhaberatına dayanarak yazdırdığı “Türkiye’nin taksimi” adlı kitaptan nakletmiştir. Kitap, 1924’de neşredilmiştir. Bu kitabın yazılmasına tahsis edilen heyetin yazım başkanlığını “Adamof” yapmıştır. Kitap bir çok dillere ve bu arada Türkçeye çevrilmiştir. Tükçe çevirmeni, Babaeskili Hüseyin Rahmi’dir.
 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

BAYAN MUHASEBE ELEMANI ALINACAKTIR
İş Verenler (21.11.2008)
KAPICI
İş Arayanlar (20.11.2008)
MAKİNACILAR ALINACAKTIR
İş Verenler (19.11.2008)
EVDE ÇOCUK BAKILIR
İş Arayanlar (18.11.2008)

 
= Fotoğraf Var

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 9 misafir bağlı

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın   Free Page Rank Tool

             

Ip Adresiniz: 38.103.63.55