|
Hrant Dink, Ermeni asıllı bir Türk yazardı. Her ne kadar kendisi Türk olmadığını, bir Ermeni olduğunu söylemişse de, bunda bir kasıt aramak doğru değildir. Söylediklerinin anlamını iyi kavramıyacak kadar bilgili olmadığını kabul etmek gerekir. Çünkü, bizim milletin vatandaşı olan insanların hepsi, etnik kökeni ne olursa olsun, Türktür. Bu genel kaidedir. Almanya tebaasına geçmiş olan Türkleri artık Türk olarak tavsif edemezsiniz; onlar Türk asıllı Almandırlar. Almanya’da yaşayan milletin adı “Alman”dır. Türkiye’de yaşayan ve Türk devletinin sahibi milletimizin adı da “Türk”tür. Hrant’ın bunu bilmemesini ehemmiyete alıyoruz da dememelisiniz. Bizim Cumhurbaşkanlarımızdan rahmetli Turgut Özal, bunu biliyor muydu? Cumhurbaşkanı olmuş bir insanın yaptığı hatayı, Hrant Dink yapınca mı zihnimiz uyanır duruma geliyor?
Türk, soy adı değil, milletin adıdır. Anadolu’ya, Türk adıyla bir kavim gelmemiştir. Anadolu’yu vatan tutanlar, Türkmen soyundan insanlardır. Gelen soy, Türkmen soyudur.
Bunları ne Turgut Özal öğrenmiştir, ne de Hrant Dink öğrendiğini göstermiştir. Belki, Hrant Dink’e karşı silahını ateşliyen de bu söylediklerimi biliyor değildir. Bunlar, ancak iyi bir eğitimle öğrenilebiliyor.
Hrant Dink Türk’tür. Aslını soranlara da, Ermeni asıllı olduğunu söylemek hakkı vardır. Her milletin vatandaşları da bu yolda konuşuyorlar. Hrant Dink’in yaptığı bilgisizlik hatasını Kürt ayırıcılar yapmıyorlar mı? Bir Kürt’e, Türk olduğunu söyletemezsiniz, demiyorlar mı? Kamuran İnan, bizim dediğimiz gibi konuşmuyor mu? Kendisine tevcih edilen Fransız nişanını, benim milletime yapılan ağır muamele karşısında, bu nişanı artık taşımak istemiyorum, demedi mi? Söylediği millet sözcüğü ile, Türk milleti söz konusu edilmiyor mu? Sizi, anlayışsız sürünün şaşırmış insanları!
Ben, Hrant Dink’in bazı televizyon konuşmalarını izlemişimdir. Konuşurken Ermeni olduğu anlaşılıyordu. Ancak, söylediklerinde beni rencide edecek bir şeye rastlamadım. Vatanını sevdiğine hiç şüphem yok. Belki kafasında, kendisini ortaya çıkaracak bir şeyler vardı da, henüz onları kıymetlendirecek bir seviyeye kendisi gelmemişti. Geçmiş olayları tasvip ettiğine ait işaretlere rastlamadım. Onları korur duruma da ilerde geleceği düşünülemez. Bizzat Ermeni asıllı ve dışta yaşıyan Ermeni ilim ve devlet adamlarının yazdıklarında da; geçmiş olayların müdafaa edilemiyeceğine dair işaretler vardır. Şüphe yok ki, ileri senelerde, Hrant Dink, daha ölçülü bir yazara olabilecekti. Hiçbir şekilde öldürülmeyi hak etmemiştir, denemez. Hele, öldürülme zamanının seçilişine bakılırsa, Türkiye’ye yapılan işlemin ağırlığı kendiliğinden anlaşılır. Belki, bu işlerde cehaletin delaletleri olarak ortaya konmaktadır. Bunlar, katil veya katiller, yetiştirilmiş olsalar, bu cinayeti işlemeyi düşünmezlerdi. Doğru da, cehaletle ihanetin sonuçları aynı noktada birleşmezler mi?
Arjantin, sözde soykırım kanununu kabul etti. Konu, Amerikan meclislerine taşınma temayülü gösteriyor. Irak’ta Barzani haşinleşti. PKK’ya dokundurulmayacağı anlaşılıyor. Fransa’da Cumhurbaşkanlığı seçimi var. Chirac’ın taziyet telgrafı anlam taşıyor. Bizim de zor bir senemiz yaşama girmiş durumda.
Türkiye’ye kötü not verilmesini isteyen pek çok eski dostlarımız icraatlarını çabuklaştırma yoluna girdiler. Hrant Dink’i öldüreni düşünürken, bu yazdıklarımız da masaya konup üzerlerinde zihin yorulmayı unutmamak gerekir. Herkes, bu cinayetten bir cins çıkar bekliyecektir.
Bir de bizim eskiden işlenmiş cinayetlerimiz var. İsimleri bir anda hatırlanmayacak kadar liste uzamıştır. Bunların katilleri de, hepsi bulunmuş değil. Bir kanaatın oludğu da doğrudur. Dinci, ve bilhassa aşırı dinci düşüncelerinin ne kadar acımasız olduklarını biliyoruz. Dink için böyle bir kanaat niçin düşünülmesin? Dink hem biraz sivri ve hem de Ermeni asıllı. Geri zihniyet için düşünülmesi gereken bir nokta olarak olaya yaklaşmak istemez misiniz? Siz ne düşünürsünüz bilmem ama, benim aklıma geliyor. Müslüman aydın Türkler için düşünülenler; aydın bir Ermeni asıllı için dünden düşünülür. Dürüst bir araştırma yapılacağından kimsenin şüphe etmesine gerek te yoktur, kimsenin hakkı da yoktur.
Hrant Dink, son yazısında, beni kurtarın diye adeta yalvarıyor. Savcıya başvuru da yapmış. Ancak, ülkede yanlış bir kanaat var. İnsanlara, eğer gerekiyorsa, koruma savcılar tarafından verilmez. Bu takdiri idare yapıyor. Bazan savcı bile, eğer bunalmışsa, idareden korunma istemek zorunda kalıyor. Memleketimizin yönetim biçimini iyi bilmeyenler, böyle durumda da yanlışlıklar yapabilirler. Yazılacaklar, bu beklentilerimizi aydınlatacaklardır.
|