|
Sansürün kaldırılışının 99. yılı nedeniyle dün Su Dünyası’nda Başkan Turan Atlamaz’ın daveti vardı. Kalktık gittik. Ne kadar medya leşgeri varsa oradaydı. Mahmut ağabeyi de anmış olduk. Milletvekillerini dinlemeye arkadan iterek gönderdiğimiz muhabirler ikişer üçer gelmişlerdi. Kentte bir olay yaşansa izleyecek gazeteci bulamayacaktık neredeyse.
Çocuklar daha minibüste havuza girecek olmanın heyecanını yaşadılar. Arada bana bulaşıp “Abi sen de gireceksin değil mi? Bak valla olmaz yüzmezsen” diyor, ardından “Ulan oğlum kendini tutamazsan etrafın kıpkırmızı oluyormuş, aman dikkat et” diye birbirlerine takılıyorlardı. Önce ihtiyaç giderip sonra havuza girmek konusunda görüş birliğine varıp bu işi çözmelerinin ardından kim yüzme biliyor kim bilmiyor tartışmasına giriyorlardı.
İki sırığımız Anadolu Ajansı’ndan Gazi ile Cihan’dan Burçin’in yüzme bilmeseler de sorun olmayacağı açıktı. En derin yeri bellerine geliyor çünkü. Belediye’den Salih ile Çorum Gazetesi’nden Ali Atan’ın balıklama dalmamaları gerektiği de hatırlatıldı tabi. İkisinin de suda kayma riski vardı. Kafa kabak çünkü.
Ben ağır ağabey pozlarında suya girmeyeceğimi söyledim. Titizlenme nedenim belliydi tabi. Onca zayıf adamın arasında hipopotam gibi durmanın anlamı yok elbette. Üstelik bir kez suya atlasam diğerlerine yüzecek su bırakmama riskim de vardı. Gerçi yüzmeyi eski cezaevinin havuzunda öğrenmiş birisi olarak boğulma tehlikem yoktu ama yine de kimsenin göz zevkini bozmak istemedim.
Benim gibi havuza girmeyen birkaç kişi daha vardı. Naci Aygün ve Mehmet Güley’le oturup Çorum’un bağrından çıkıp havuzda deve güreşi yapan meslektaşlarımızı izlemek daha hoştu. Naci’nin havuza girmeyişinin de nedenleri vardı tabi. Birisi görse, “Vay görgüsüz, kazakla havuza giriyor” diye kınar çünkü.
* * *
Cemiyet yöneticileri ve Belediye Başkanımız ile keyifli bir sohbetimiz oldu. Seçim sonuçlarını çabuk geçtik. Ardından Turan Bey anılarını anlattı. Konuşmayı çok özlediği belliydi. Bizim Nadir’i bile susturdu dersem ne dediğimi anlarsın artık. Bize turşu bile dedirtmedi. Ama dediğim gibi, keyifliydi.
* * *
AKP bu kadar oyu nasıl aldı diye soruyorlar.
Bayat’ın suyu ve yolu olmayan bir köyünde serçe parmak kadar akan çeşmenin başında kuyrukta bekleyen kadınların “Tayyip Erdoğan İstanbul’da denizin altından tünel geçiriyor naber” demelerini duysaydınız sanırım bu soruyu sormazdınız.
Ya da yine perişan halde insanların yaşadığı bir başka köyde utanarak giden AKP’lilere “Boşver hizmeti, Abdullah Gül’ü cumhurbaşkanı seçecek misiniz? Siz onu söyleyin” diyen köylüyü.
İstanbul’daki tünel veya Gül’ün cumhurbaşkanı seçilmesi halinde yolu yapılacak, suyu akacak sanki. Hala soruyorsanız da ne olur bana sormayın emi. Çünkü ben de anlamadım.
|