Anasayfa arrow YAZARLAR arrow İSMAİL HABOĞLU arrow DÜŞÜNMENİN TAM ZAMANI
Prev   Next   Pause   Play     Scroll   Fade   ScrollFade
DÜŞÜNMENİN TAM ZAMANI Yazdır E-posta
20 07 2007
Seçime pek az kaldı. İktidar partisi güven tazeleyecek, muhalefet partileri de kendilerini milletin önüne yeni programlarla çıkaracaklar. Demokrasinin gereği olan bu duruma itiraz edenimiz yok. Kanun içinde, meşru ve namuslu yapılmış bir seçimin neticelerine itiraz eden de yok, edecek te yok.
Cumhurbaşkanını dindarlar arasından seçmeye kalkmak veya dindar bir şahsiyeti Cumhurbaşkanı olarak aramak zihniyetini kabul etmek istemiyoruz. Bu zihniyeti ayırıcı olarak biliyoruz.
CHP’nin devletçiliği gereksinimler neticesi olmuştur. 1923’de Cumhuriyet ilan edilmiş ve 1930 yıllarına kadar Türkiye Cumhuriyeti özel teşebbüsçü olarak kalmıştır. Sermaye olmayışından dolayı, ülkede taş taş üzerine konamamıştır. Bunun üzerine, nisbi planlı bir ekonomiye geçilmiştir. Bu günkü iktidarın acımasızca ve mirasyedice sattığı ve yabancılaştırdığı kurumlar ve işletmeler bunlardır.
CHP, özerkleşmenin ve özelleşmenin aleyhinde değildir. Yalnız, mutlak olarak yabancılaştırmanın aleyhindedir. AB ülkeleri de, bu dediklerimiz istikametinde tedbirler alıyor. Yabancılara, evlerin bile kiralanması isteniyor. Biz de bunu istiyoruz. Ülkemizde, yabancı koloniler ve yabancı kasaba ve köyler kurulmasını istemiyoruz. İlerde, bu yabancı şehir, mahalle ve kolonilerin devletleriyle karşılaşmak ve hasımlaşmak istemiyoruz.
Kıbrıs harekatı esnasında, Tüpraş’ın revizyona girdiğini ve hem vergi bakımından ve hem de uçak benzini bakımından Türkiye’yi açmazda bıraktığını biz iyi biliyoruz. O zaman, geçici de olsa, CHP iktidarda idi. Bu gibi olaylar, yabancıların tarafsız yazılmış kitaplarında da yer almıştır. Biz CHP’liler, bunları da okuyup kendimize göre tartışmasını yapmasını biliyoruz. Bu bilgilerimiz ışığında, ülkemizin stratejik kıymeti olan kurum ve tesislerinin devlet elinde kalmasına da iyilik düşünüyoruz. Bunların dahi özelleştirilmesini mümkün görsek bile, yabancılaştırılmasını yadırgıyoruz. Karşı gelmeye devam edeceğiz.
80 küsur seneden beri, Cumhuriyet hükümetleri barış içinde yaşamışlardır. Çok kuvvetli bir ordunun sahibiyiz. Bu ordunun kullanılması, devlet kurucumuzun düşüncesi istikametinde olacaktır. O, “Vatan taarruza uğramamışsa, savaş cinayettir” demişti. Bu sözden, vatanın çıkarlarını dahi barış adına tehlikeye atmak anlamı çıkarılamaz. Ordumuzla dikleşmeyi değil, uyum içinde olmayı ve ona saygılı kalmayı vatanımızın çıkarları için zorunlu buluyoruz.
Ayırıcı terörün, ne pahasına olursa olsun, önlenmesini istiyoruz. Terörün, iç ve dış kaynaklarının kurutulmasında ısrar etmek niyetindeyiz. Teröristlere temin edilen silahların dostlarımızdan ve bilhassa ABD’den olduğu hakikatı ortaya çıkarılmıştır. Bunu hafifletmek için bahaneler uydurulmasını devlet ciddiyeti ile bağdaştırmayız. Teröre yardımcı olan, kim olursa olsun, bizden ve ordumuzdan karşılığını görmelidir. Korkunun ecele faydası yoktur. Kendimize acınmasını istiyorsak, bu niyet bizi sadece aşağılaştırır. Olaylar, çekindiğimiz devletlerin istekleri istikametinde gelişir. Devlet ciddiyetini önce kendimizin takınmasında çıkarlarımız vardır.
Yukarıya çıkardığımız bir kısım sorunlarımızın üzerinde, iktidar partisi ile anlaşmazlıklarımız var. İktidar partisi, beş seneye yakın iktidarı zamanında, bu sorunları çözme kapasitesinde olmadığını göstermiştir. Bu sorunlar ağırdır. Bu sorunlar bilgi birikimi ve devlet ciddiyeti içinde çözülür. İktidar partisi bu kapasitelerden yoksundur. Bunlardan yoksundur ki, sorunları kaypak yollardan, din üzerinden halletme yolunu seçiyor. Bu ülkede hiç kimse, iktidar partisi mensuplarından daha az dindar değildir. Din, şahsidir. Bu sorunların hiç birini dine sarılarak, dini kullanarak çözme imkanı yoktur. Dinin ve dince kutsal anlamların vicdanlarda kalmasında çıkarlarımız vardır. Dine saygımız, bunun, bunların, ifadesi olacaktır.
Beş senedir, devlet anlayışımızdan çok şeyler kaybetmiş bulunuyoruz. Hayati çıkarlarımız ve zenginliklerimiz yabancılaştırılmıştır. Bütün bunlara rağmen, devletin borcu, bu iktidar zamanında iki misli artmış ve 550 milyar dolara çıkmıştır. Bu borç, faizleriyle birlikte bizim millet tarafından ödenecektir. Muhalefet liderinin Çorum’da söyledikleri yanlış veya yalan ise, iktidar yetkilileri açıklama yapmalıdırlar. Vatandaşlarımız da, Çorum’da ve her yerde, oy verirken bunları düşünmelidirler. Siyasi mücadele, mezhep düşmanlığı yapmak değildir. Medeni milletlerde, o bile ayıplanmaktadır.
 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

BAYAN MUHASEBE ELEMANI ALINACAKTIR
İş Verenler (21.11.2008)
KAPICI
İş Arayanlar (20.11.2008)
MAKİNACILAR ALINACAKTIR
İş Verenler (19.11.2008)
EVDE ÇOCUK BAKILIR
İş Arayanlar (18.11.2008)

 
= Fotoğraf Var

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 3 misafir bağlı

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın   Free Page Rank Tool

             

Ip Adresiniz: 38.103.63.55