|
Bir ülke ve bu arada bizim kendi ülkemiz ve devletimiz, kendisi için gerekli kararları almalıdır. Kimsenin geçimsizlik yapmaya hakkı yoktur. Herkes gibi, bizim de yoktur. Biz bunu, Cumhuriyeti kurduğumuzdan beri Dünyaya göstermiş bulunuyoruz. Oldukça kudretli bir ordunun sahibi olduğumuz halde, ne komşularımız için, ne de uzak sorunlarda can sıkıcı durumlarımız tesbit edilmedi. Dünyada barış, ülkede barış tesbitlerimize sadık kalınmıştır. Hatta, pek çok çıkarlarımız ihlal edilmiş olması pahasına, barış taraftarı bir millet olduğumuz gösterilmiştir.
Kıbrıs sorununu biz yaratmadık. Kıbrıs’ta yaşayan insanların bir kısmı bizim soyumuzdandır. Orada kalışları da, orayı vatan saymış olmalarındandır. Osmanlı yenildi ise, bu, bütün Türklerin yaşadıkları toprakları terketmeleri anlamını vermez. Kıbrıs dışında da, Osmanlı Devletinin yayılmış olduğu bütün memleketlerde, yurt tutmuş Türkler vardır. Bunların, herkes gibi yaşama hakları vardır. Her sabah erken kalkan, Türk asıllı insanları dışlama ve yurtlarından sürme hakkına sahip değildir.
Hiç bir Türk, dışarda kalmışlarımız için bir menfi tutum içine girmemiştir. Bu insanlarımız için savaşlar açılacağı düşünülemez. Bu insanlarımız, kaldıkları memleketlerin vatandaşları olarak yaşıyacaklardır. Ancak, kaldıkları memleketlerde, kabul edilen insan haklarına sahip olarak kalacaklardır.
İşte bizim memleketimizin, dışta kalmış insanlarımız için, dışta olan çıkarlarımız için fikirlerimiz belirgin olmalıdır. Bunlara ihtiyaç vardır. Ege sorununu bilmeyenler için, bu düşüncelerin bir anlamı yoktur. Ege’deki adaların sahibi biz miyiz, yoksa Yunanistan mıdır? Anlaşmalarla verilmiş adaları sorun yapıyor değilim.
Komşularımızla sorunlarımız vardır. Irak’la ilişkilerimiz vardır. Şimdi sorunumuz Irak’ladır. Kimse bizi dinlemek bile istemiyor. Herkes, Amerika gibi, Barzani de Türklerin ses çıkarmayacaklarını biliyorlar. Herkes, Amerika gibi, Barzani de, fırsatın bu fırsat olduğunu sanıyor. Bu kanaatlarının değişeceği de beklenemez. Devletler, bizim kanımızın uyuştuğu zehabı içindeler.
Sorunların hepsi tesbit edilmeli ve her sorun için düşünceler de tesbit edilmiş olmalıdır. Devlet, bunları yapmak zorundadır.
Irak’ta PKK yurt tutmuştur. Kimse bunu ele almak istemiyor. Bizim müdahelemizi de istemiyor. Nerelere kadar gidecektir bu durum? Bunun cevabı da yoktur.
Kerkük, oraya getirilen 600 bin Kürt insanı ile şekil değiştirir duruma gelmiştir. Türkmenler’in geleceği de hayatları da tehlike altına girmiştir.
Bu günkü sınırlar zamanında acilen çizilivermiştir. Hudutlar Allah’ın emri olarak çizilmiş değildir. Bu sınırlarla, ülkenin emniyetini temin etmek mümkün olmuyor. İki komşu olarak bunlar konuşulup gerekli düzeltmeler yapılmalıdır.
Kimse ile bir kavgamız yok ama, kimse yanında da atıl ve düşüncesiz kalmak istenmiyor. Sorunlar tesbit edilmeli ve takip yolu da çizilmelidir. Devlet olarak, bunların düzeltilmesini kararlara bağlamak ta gereklidir. Bunları, komşularımız da, Iraklılar da, Barzani de ve Amerika da bilmelidir. Kabul edilmeyecek teklifler yapılmamalıdır. Yapılırsa, alınacak cevaplara da rıza gösterilmelidir.
İşte bu noktaya gelinmiş durumdayız. Amerika, Barzani ve Irak’lı Araplarla sorunumuz var. Perşembe günü, Meclis’te verilen önergeler görüşülüp karar verilecektir. Salı günü de, belki gizli celsede, bu sorunlar müzakere edilecektir. Milli davalar ortaya gelince, burada particilik bitecektir. Savaş açalım demiyoruz ama, siyasi çalışmalar muhatap bulmazsa, askeri tedbirlerin de alınmasına gerek olabilir. Bu kararlar bu mecliste alınmalıdır. Haklı olununca, buna karşı gelecekler düşüneceklerdir. Onların da can taşıdığı bilinmelidir. Savaş cinayettir, de, haklarınız kabul edilmeyince, başka bir tabirle, taarruza uğradığınız zaman, savaş meşru olacaktır. Bu taarruz, sadece hudut taarruzu olarak ta alınmamalıdır. Türkiye’nin mutlak kabul etmiyeceği noktalarda, askeri tedbirler de alabileceği, muhataplar tarafından da iyi bilinmelidir. Bu intiba, onlara da verilmelidir.
|