|
CHP’nin iktidardan ayrıldığı andan itibaren tam 57 sene geçmiştir. İktidar, 1950’de değişmişti. Hem de, CHP’nin kendisinin yaptığı seçim kanunu kullanılmış bulunuyordu. DP iktidara geldiği zaman, ileri gitmek isteyenler olmuş ve İsmet Paşa tarafından da münasip şekilde azarlanmışlardı.
1950’de doğmuş olan çocuklar, bu gün 57 yaşlarını yaşamaktadırlar. Memleketin nüfusunun ekseriyetini de bunlar teşkil ederler. Bunların hiç biri, CHP iktidarını tanımazlar. Devrimlerin yapılışları hakkında bir şey bilmezler. Hele, CHP’nin yaptığı iddia edilen zulüm edebiyatı hakkında hiç bir bilgiye sahip değildirler.
Anadolu toprakları üzerinde üçüncü Türk devletini kuran insan da, kurduğu Cumhuriyeti memleketin gençliğine bırakmıştır. Vasiyet etmiştir, demek, daha isabetli bir söz teşkil eder. Bu devleti aslında Ordu kurmuştur. Orduya yardımcı olan pek az sivil bürokrattan da bahsedilip gelinmektedir. Fakat, vasiyette ne ordu, ne de başka bir kurum söz konusudur. Ülkenin gençliği söz konusudur. Devlet kurucu bununla yanılmış ta değildir. Ordunun da, bürokrasinin de temeli gençliktir. Büyük Atatürk, Bursa nutku ile de, bu emanetin mahiyetini izah ve teyit etmiş bulunmaktadır.
Mustafa Kemal, Kurtuluş savaşını yaptığı insanlarla CHP’yi ve onunla da devleti ve cumhuriyeti kurmuştur. Aynı insanlar ve aynı parti ile bütün devrimlerini yapmıştır. Bu partiye, CHP’ye saygılı olunmasını söylememiştir ama, onu eleştiride acımasız olun, onu küfür yağmuruna, iftira yağmuruna tutun da dememiştir. Niçin dememiştir? Medeni insanlar bu işlemleri yapmazlar da onun için nasihatta bulunmak istememiştir. Mustafa Kemal indinde bizim millet medenidir.
Geçen 57 sene içinde, bir defa SHP’nin iktidar ortağı olması dışında, CHP devlet icraatından sorumlu olmamıştır. 57 senelik icraat, sevabı ile, günahı ile sağ iktidarlara ait bulunuyor. Biz ise, 57 senedir iftira kampanyasının muhatabı bulunuyoruz. 27 sene CHP zulüm yapmıştır; 57 senedir sağ iktidarlar ülkeyi refah ve medeniyet yolunda ilerletmişlerdir.
Bu gün yaşantımızı namusluca ortaya koyar da düşünürsek, bilhassa eleştirilenler düşünürse, durumun hiç te olduğu, söylendiği gibi olmadığı anlaşılacaktır.
Son iktidarın sattığı bütün kurumların kurucusu, geliştiricisi CHP’ydir.
Toplum kurumlarının kurucusu CHP’dir.
Devrimlerin sahibi CHP’dir.
Devleti ve milleti sıfırdan alıp belirli bir seviyeye çıkaranın sahibi CHP’dir.
Cumhuriyet gençliğe emanet edilmiştir. Cumhuriyet koruyuculuğu CHP dışında yapılır diye bir şey de söylenmemiştir. Cumhuriyetin emanet edildiği gençlik için CHP’ye giriş yasaklanmış değildir.
Bu gün, CHP iktidarını tanımayan kitle ve de gençlik tarafından, CHP toptan eleştirilmektedir. Herkes, gençler dahil, CHP’ye akıl vermektedir. Kimse, bilhassa gençler, CHP’ye girerek kendilerine emanet edilen Cumhuriyetin müdafaasını yapmak istememektedir. Herkes, CHP’nin kendisini yenilemesini, düzeltmesini, içindeki anlaşmazlıklardan kendisini kurtarmasını, her şeyi tertemiz yapmasını istemektedir. İçeri girip te, tatminkar bulmadıklarının düzeltilmesi için bir taş ta kendisinin koymasını düşünmemektedir. O zaman, gençlik için bırakılan emanetin anlamı kalır mı? Biz, CHP için yapılan eleştirileri göz önünde bulundurmaktan uzak kalalım demiyoruz. Sadece, dışardan akıl verme yerine, CHP’ye girip te düzene niçin omuz verilmek istenmediğini anlamakta zorluk çekiyoruz.
Şikayetlerimiz ve isteklerimiz bilgi dışı değildirler. Küreselleşme uydurmasının iç yüzü her tarafta ortaya çıkmıştır. Yeni emperyalist düzen sayesinde zengin daha zengin olmakta, fakir de daha fakirleşmektedir. Zenginler paralarıyla dünya şirketlerini ve zenginliklerini satın almakta, fakirler de bu dediklerimizi satmaktadır. Satın alanlar kârlarla zenginleşecekler, satanlar da, kârları kaybettiklerinden, büyüme imkanı bulamayacaklardır. Bunun anlaşılmayan tarafı yoktur. Avrupa’nın içindeki devletler de, Hollanda ve Almanya dahil, tedbirler almaktadırlar. Gelir kaynaklarının yabancılar eline geçmesini istememektedirler.
Bizim Unakıtan satarım her şeyi demekte ve satmaktadır. Unakıtan’ın konuşmalarını dinlerken, gözlerinin içinde bir bilgi ışığının varlığını gören var mı? Bu ayıp size yeter. Tehlikelerin getirdiklerini bize de çektiriyorsunuz. Her özgür insan, kendisinin ve ülkesinin çıkarlarını düşünme sorumluluğu taşımaktadır. Özgürlük, sorumsuzluk demek değildir. Özgürlük, ahmaklık hiç değildir.
|