Anasayfa arrow YAZARLAR arrow ALİ EMİROĞLU arrow DAHA ULUSLAŞMAMIŞSIN
DAHA ULUSLAŞMAMIŞSIN Yazdır E-posta
12 07 2007
Bu sözün anlamını, bu ülkede yaşıyan her birey, boş zamanında, vicdanını mihenk taşı yaparak, kendi kendine düşünürse, iyi kavramakta zorluk görmeyecektir. Tekrar ediyorum, daha, tam olarak, İngilizlerin yapmış oldukları gibi, uluslaşmış sayılmayız. Bu işin olması için, insanların bir ülkede tam bin yıl yaşamış olması gerekirmiş. Ben bunları dış bir kitaptan okudum.
Biz de, Anadolu topraklarında tam bin yıldır yaşamaktayız. Ancak, bizden, tam ulus olarak bahsetmek mümkün değil. Niçin değil?
Devletin Başbakanı sayın R.T.Erdoğan, “Ne mutlu Türküm” deme, öteki de, “Ne mutlu Kürdüm” der, demiştir. Sayın Başbakan bu sözleri TV ekranlarından herkese karşı söylemiştir. Bu ülkede yaşayan insanların bir millet kurmuş olduğunu kabul eden insan, hele başbakan olup ta, böyle konuşabilir mi?
Biz, ülkemizde bir millet oluşmuş olduğuna hep inanmışızdır. Bu milletin adı “Türk”tür. Başka bir deyişle, milletimizin adı “Türk”tür. Anadolu’da “Türk” sözcüğü, bir ırk ifadesi vermez. Anadolu’ya, “Türk” adıyla bir kavim gelmiş değildir. Her yaşamış ve sonradan gelmiş kavimlerin adları vardır. Hititler ayrı bir kavimdirler ve uluslaşmışlardır da.
Türk, genel olarak, birbirine tarih ve medeniyet, aynı zamanda yaşam birliği gösteren pek çok kavimlerin müşterek adıdır. Bu takdirde, Finler, Macarlar, Bulgarlar, Tatarlar da öteki saymadıklarımız gibi, aile olarak Türktürler. Bir de, Orta Asya’da yaşamış ve Orhon Abidelerini bırakmış “Göktürklerimiz” vardır. Biz temel olarak çok büyük bir ailenin kolları bulunuyoruz da, kaybetmiş olduğumuz kimliğimiz ve benliğimize bir türlü erişmek imkanını yakalamış değilizdir. Bunlardan, erişmeyeceğimiz, erişemiyeceğimiz anlamı çıkarılamaz. Modern anlamda tıpkı İngiliz anlayışında, bir millet olduğumuzu da zaman gösterecektir.
Bu gün, Atatürk’ten beri, aramızda ayırım kabul etmediğimiz bir milletin insanları olduğumuza inanıyoruz. Yaptığımız mücadelede ise, insanlarımızın eşitliği sorunu söz konusudur. Etnik kökenlerimizin özgürlükleri söz konusu olamaz. Bunlar, ancak tarih yazımlarında ve bilhassa aile ve kabile tarih yazımlarında, sizlerin özel olarak övünme vesileniz olabilirler. Bunların, millet anlayışında yerleri yoktur. Düşüncemize göre, ırkçılık ve bu arada etnik kökencilik akıldışı birer düşüncedirler.
Bizim Başbakanımızın konuşmalarından bunları çıkarabiliyor musunuz? Böyle düşüncelerin sahibi olan bir başbakan bütünleştirici olabilir mi? Millet, bunları kavrayıp ayırım yapma bilgisine ve görgüsüne sahip değilse, yanıltılacağı kabul edilmez mi? Demokrasi; yetişmiş, eğitilmiş, bir eğitim ve kültür düzeyini aşmış insanların kabul edeceği rejim değil midir? Soruları sırala dur; sonun getirebilirsen, bir de nokta koymak bilgin elbette olacaktır.
Bu yazdıklarımın hepsi, medeni olarak kabul ettiğimiz Batı Avrupa’nın bütün ülkelerinde vardır. Biz de, bunların hepsini onlardan alıyoruz. Avrupalılar, aynı medeniyetin sahibi oldukları ve aynı çağdaş yaşamı paylaştıkları halde, “ulus”laşmayı düşüncelerinin esası olarak kabul etmişlerdir.
Yine bu Avrupalılar, kendileri için vazgeçilmez kabul ettikleri uluslaşma işini, yakın komşuları için gerekli kabul etmemişlerdir. Tehlikeyi uzaklaştırmak için, etnik köken sorunlarını hep işlemişler ve uluslaşma yerine ayrışma işini ortaya çıkarmışlardır. Yani, Osmanlı İmparatorluğu için kullandıkları parçalanma vasıtasını, Yugoslavya, Çekoslavakya ve hatta Bosna-Hersek için kullanmışlardır. Türkiye için kullanmadıklarını iddia edeniniz olabilir mi? Öyle olsa, PKK’ya yardım ellerini uzatırlar mı idi. Avrupalı’da Kürt delikanlılarının kaş göz rengine tutkunluk mu vardır sanırsınız?
Buna şunu eklemek istiyorum: Kürt sorunu onların dediği ve istediği gibi sonuca bağlanmış olsa bile; iş o noktada bitecek değildir. Türkiye’de ne kadar etnik köken varsa, sonuna kadar aynı eyleme devam edilecektir. O zaman, Anadolu’da bu etnik kökenlerin ve inançlarının yaşıyabileceğini düşünenleriniz olursa, onların da aklından şüphe etmeye hakkımız olacaktır. Dünya, bu günkü nüfus için bile yeterli görülmemektedir.
İşte bu seçimlerde, bütün bunları, bilen ve vicdanı olan Türkler olarak düşünmek ve oylarınızı ona göre vermek zorundasınız. Kimse sizden daha inançlı olduğunu iddia edemez. Vatandaş Türk, aynı zamanda hak sahibi olduğunu düşünürken, sorumluluğunu da unutmayacaktır. Biz, “insan” sözcüğünü bunlar için kullanıyoruz.
 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

DENEYİMLİ TIR ŞOFÖRLERİ
İş Verenler (27.08.2008)
RADYOLOJİ TEKNİKERİ ARANIYOR
İş Verenler (27.08.2008)
SATILIK DAİRE
Satmak Istiyorum (26.08.2008)
Devamlı veya party time
İş Arayanlar (26.08.2008)

 
= Fotoğraf Var

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 4 misafir bağlı

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın   Free Page Rank Tool

             

Ip Adresiniz: 38.103.63.61